Haber Özeti: Türkiye'nin 2025 yılı cari açığı 25,2 milyar dolar olarak gerçekleşerek OVP tahminleriyle tam uyum sağladı. Hizmet gelirlerinin 122,6 milyar dolara ulaşması ve doğrudan yatırımlardaki %12,2'lik artış, finansman kalitesinin güçlendiğini gösteriyor.
Cari Açık Rakamları OVP Hedefleriyle Uyumlu mu?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025 yılına ait ödemeler dengesi verilerinin Orta Vadeli Program (OVP) öngörüleri doğrultusunda gerçekleştiğini duyurdu. Yıl genelinde kaydedilen 25,2 milyar dolarlık cari açık, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir denge rotasına girdiğinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Özellikle küresel ticaret rotalarındaki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen ihracatın dirençli kalması, makro ekonomik dengelerin korunmasında kritik bir rol oynadı.
Hizmet gelirlerinin de etkisiyle cari açığın milli gelire oranının yüzde 1,5 seviyelerine gerilemesi, dış finansman ihtiyacının azaldığına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'nin ülke risk priminin (CDS) düşmesine ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının not görünümlerini iyileştirmesine zemin hazırlıyor. 2025 yılı verileri, sadece bir rakamsal başarı değil, aynı zamanda dezenflasyon sürecini destekleyen yapısal bir iyileşmeyi de beraberinde getiriyor.
2025 Yılı Cari Açık Verileri Geçmiş Yıllara Göre Nasıl?
Geçmiş verilere bakıldığında Türkiye'nin cari açıkla mücadelesinde belirgin bir iyileşme gözlemleniyor. 2023 yılında cari işlemler açığı yaklaşık 45 milyar dolar seviyelerindeyken, 2024 sonu ve 2025 verileri bu rakamın neredeyse yarı yarıya dizginlendiğini ortaya koyuyor. Özellikle enerji ithalatı faturasındaki dalgalanmalara rağmen, mal ve hizmet ihracatı gelirlerinin toplamda 396 milyar dolara ulaşması, ihracat tabanlı büyüme modelinin meyvelerini verdiğini kanıtlıyor.
Doğrudan yabancı yatırımlardaki ivme de finansman kalitesini artıran bir diğer unsur oldu. Bir önceki yıla oranla yüzde 12,2 artış gösteren uluslararası doğrudan yatırımlar 13,1 milyar dolara yükseldi. Bu artış, sıcak para bağımlılığının azaldığını ve kalıcı sermaye girişinin hızlandığını gösteriyor. Uzmanlar, cari açıktaki bu daralmanın döviz kurları üzerindeki baskıyı hafifleterek enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın elini güçlendirdiğini vurguluyor.
2026 Yılı İhracat Hedefleri ve Vatandaşa Etkisi Nedir?
Ekonomi yönetiminin 2026 vizyonu, mal ihracatını 282 milyar dolara, toplam mal ve hizmet ihracatını ise 410 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyor. Bu hedeflerin gerçekleşmesi, yurt içinde üretim kapasitesinin artması ve istihdam olanaklarının genişlemesi anlamına geliyor. Cari açığın düşük seyretmesi, ülke ekonomisinin dış şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesini sağlarken, vatandaşın alım gücünü doğrudan etkileyen kur istikrarına da katkı sunuyor.
Hizmet sektöründe, özellikle turizm gelirlerinin 122,6 milyar dolar gibi rekor seviyelere yaklaşması, yerel işletmelerin ve turizm paydaşlarının küresel pazardaki rekabet gücünü artırıyor. Yapısal reformlarla desteklenen bu süreç, uzun vadede faiz yükünün azalmasına ve kamu kaynaklarının daha verimli alanlara kanalize edilmesine imkan tanıyacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri de daha önceki açıklamalarında, cari dengedeki iyileşmenin dezenflasyonun en büyük destekçisi olacağını sık sık hatırlatmıştı.
Cari Denge ve OVP Süreci Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Cari denge, bir ülkenin yurt dışı ile yaptığı mal, hizmet ve transfer işlemlerinin net sonucunu ifade eder. Türkiye'de kronik bir sorun olan cari açık, özellikle 2000'li yılların başından itibaren enerji bağımlılığı ve tüketim odaklı büyüme nedeniyle dönemsel olarak milli gelirin yüzde 5-6 seviyelerine kadar çıkmıştı. Yeni ekonomi modeli ve OVP çerçevesinde uygulanan sıkı para politikası, bu açığı kontrol altına almayı amaçlıyor.
Ekonomistlerin genel görüşü, cari açığın milli gelire oranının yüzde 2'nin altında kalmasının sürdürülebilir ve sağlıklı bir ekonomik büyüme için ideal olduğu yönündedir. 2025 rakamlarının bu eşiğin altında kalması, Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki güvenilirliğini pekiştiriyor. Gelecek dönemde yüksek katma değerli üretim ve yerli enerji kaynaklarının devreye alınmasıyla bu dengenin kalıcı hale getirilmesi hedefleniyor.