Haber Özeti: İkinci el araç piyasası, 2026 yılında faiz indirimleri ve noter harcı muafiyeti gibi düzenlemelerle vites yükseltti. Uzmanlar, talebin artmasıyla birlikte fiyatlarda yukarı yönlü bir seyir beklerken, yetki belgesi olmayan satıcılar için ek maliyetlerin devreye girmesi kayıtlı ticareti ön plana çıkarıyor.
İkinci El Araba Fiyatları 2026 Yılında Artacak mı?
Ekonomideki dezenflasyon süreci ve faiz oranlarındaki kademeli gerileme, otomobil piyasasında ertelenmiş talebin gün yüzüne çıkmasına neden oluyor. Kredi erişiminin kolaylaşmasıyla birlikte, galericiler ve sektör temsilcileri 2026 yılının ilk çeyreğinden itibaren satış hacminde belirgin bir ivme bekliyor. Özellikle sıfır araç fiyatlarındaki kur bazlı güncellemeler, ikinci el otomobillere olan yönelimi canlı tutarken, arz-talep dengesinin fiyatları yukarı yönlü baskıladığı görülüyor.
Sektörün nabzını tutan Otokent Genel Müdürü Yılmaz Karakaya, faiz indirimlerinin piyasanın can damarı olduğunu vurgulayarak, 2026 yılından oldukça umutlu olduklarını belirtiyor. Alıcıların piyasayı yakından takip etmesi gerektiğini hatırlatan uzmanlar, stokların erimesiyle birlikte uygun fiyatlı araç bulmanın zorlaşabileceğine dikkat çekiyor. Mevcut piyasa koşullarında, 2025 yılının son çeyreğindeki durgunluğun yerini daha hareketli ve rekabetçi bir fiyata bıraktığı gözlemleniyor.
Noter Harcı Düzenlemesi Araç Alım Satımını Nasıl Etkiler?
1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren yeni vergi düzenlemesi, ikinci el araç ticaretinde şeffaflığı artırmayı hedefliyor. İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesi bulunan profesyonel işletmeler noter harçlarından muaf tutulurken, belgesiz satıcılar ve bireysel kullanıcılar satış bedeli üzerinden belirlenen nispi harcı ödemekle yükümlü hale geldi. Bu durum, piyasada "ayaklı galeri" olarak tabir edilen kayıt dışı satıcıların maliyetlerini artırarak, vatandaşın daha güvenli ve belgeli kurumlara yönelmesini teşvik ediyor.
Geçmiş verilere bakıldığında, 2025 yılında Türkiye'de sıfır ve ikinci el araç satışları toplamda 10,5 milyon adet seviyesine ulaşarak tarihi bir rekor kırmıştı. 2024 yılında ise bu rakam yüksek faiz baskısı nedeniyle daha sınırlı kalmıştı. 2026 yılındaki bu yeni harç ve kısıtlama düzenlemeleri, piyasayı sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da dönüştürmeyi amaçlıyor. Özellikle bireysel satıcılar için ek maliyet anlamına gelen noter harçları, araç fiyatlarının son kullanıcıya yansıyan maliyet kalemlerini doğrudan etkiliyor.
6 Ay 6 Bin Kilometre Kısıtlamasının Kalkması Ne Anlama Geliyor?
Ticaret Bakanlığı tarafından uzun süredir uygulanan ve piyasadaki spekülatif fiyat artışlarını dizginlemeyi amaçlayan "6 ay 6 bin kilometre" sınırlamasının sona ermesi, piyasada ürün çeşitliliğini artırdı. Artık sıfıra yakın araçlar, herhangi bir bekleme süresi olmaksızın ikinci el pazarında satışa sunulabiliyor. Bu durum, özellikle yeni model araç arayan vatandaşlar için daha fazla seçenek sunarken, fiyatlardaki yapay şişkinliğin de önüne geçilmesine yardımcı oluyor.
Vatandaşlar için bu gelişme, sadece araç bulma kolaylığı değil, aynı zamanda rekabetçi fiyat ortamı anlamına geliyor. Ancak uzmanlar, kısıtlamanın kalkmasıyla birlikte kilometresi düşürülmüş veya kayıt dışı hasarı bulunan araçlara karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor. Yetki belgesi avantajını kullanan kurumsal firmalardan yapılacak alımlar, hem noter masrafından tasarruf sağlıyor hem de ekspertiz garantisiyle riskleri minimize ediyor.
Otomobil Piyasasının Tarihsel Süreci ve Dönüşümü
Türkiye'de otomobil, sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda enflasyona karşı koruma sağlayan bir yatırım enstrümanı olarak görülme eğilimindeydi. 2022 ve 2023 yıllarında yaşanan çip krizi ve tedarik sorunları, sıfır araç bulunabilirliğini azaltmış ve ikinci el fiyatlarının sıfır araçların üzerine çıkmasına neden olan anomaliler yaratmıştı. 2026 yılı itibarıyla alınan bu yeni kararlar, otomobilin tekrar asli işlevine dönmesini ve piyasanın kurumsal bir yapıya kavuşmasını simgeliyor.
Sektör temsilcilerinin geçmişteki "araç bir yatırım aracı olmaktan çıkmalı" açıklamaları, bugün yürürlüğe giren denetim ve vergi düzenlemeleriyle karşılık buluyor. Geçmişte ilan kısıtlamaları ve stokçulukla mücadele kapsamında atılan adımlar, bugün yerini daha liberal ama kayıtlı bir ticaret modeline bırakmış durumda. Bu dönüşüm, uzun vadede fiyat istikrarının sağlanması ve tüketici haklarının korunması açısından kritik bir eşik olarak kabul ediliyor.