Haber Özeti: 2026 yılı kira verilerine göre Türkiye'nin en pahalı şehri 33 bin 600 TL ortalamayla Muğla olurken, en ekonomik şehir 10 bin TL ile Kilis olarak kayıtlara geçti.
2026 YILI KİRA ŞAMPİYONU HANGİ ŞEHİR OLDU?
Konut piyasasında ezber bozan veriler, 2026 yılında turizm bölgelerinin metropolleri geride bıraktığını kanıtladı. Muğla, ortalama 33 bin 600 TL kira bedeliyle Türkiye'nin en pahalı ili ünvanını İstanbul'un elinden aldı. Yazlık bölgelere olan talebin yıl geneline yayılması ve nitelikli konut arzındaki kısıtlılık, Ege'nin incisini zirveye taşıdı.
İstanbul ise 33 bin TL ortalama ile ikinci sıraya yerleşerek uzun yıllar süren liderliğini kaybetti. Ankara 28 bin 600 TL ve İzmir 28 bin TL ile bu listeyi takip ederken, büyükşehirlerdeki barınma maliyetleri vatandaşın bütçesini zorlamaya devam ediyor. Özellikle beyaz yakalı çalışanların ve emeklilerin bu yüksek maliyetler nedeniyle farklı bölgelere yöneldiği gözlemleniyor.
TÜRKİYE'NİN EN UCUZ KİRALIK DAİRELERİ NEREDE?
Anadolu'nun derinliklerinde kira fiyatları metropollere göre çok daha makul seviyelerde seyrediyor. Kilis, 10 bin TL ortalama kira bedeliyle Türkiye'nin en ulaşılabilir kiralık konut stokuna sahip ili oldu. Kilis'i hemen ardından 10 bin 300 TL ile Aksaray takip ederken, bu iki şehir dar gelirli aileler ve öğrenciler için önemli bir sığınak işlevi görüyor.
Geçtiğimiz yılın verileriyle kıyaslandığında, 2025 yılında 7-8 bin TL bandında olan en düşük kira bedellerinin 2026 itibarıyla 10 bin TL barajına dayandığı görülüyor. Kars, Şırnak ve Muş gibi illerde de fiyatlar 12 bin TL bandını aşmış durumda. Bu durum, enflasyonist baskının en ücra köşelerdeki konut fiyatlarını bile yukarı yönlü tetiklediğini gösteriyor.
KİRA FİYATLARI VATANDAŞI VE EKONOMİYİ NASIL ETKİLEYECEK?
Muğla ve Kilis arasındaki 23 bin 600 TL'lik devasa fark, Türkiye'deki bölgesel ekonomik uçurumu gözler önüne seriyor. Bir asgari ücretli veya emekli için büyükşehirlerde yaşamak neredeyse imkansız hale gelirken, Tunceli (25 bin 600 TL) ve Rize (23 bin 650 TL) gibi illerin ilk 10'a girmesi, yerel arz-talep dengesinin bozulduğuna işaret ediyor.
Vatandaşlar için bu rakamlar, hane halkı gelirinin yarısından fazlasının barınmaya gitmesi anlamına geliyor. Uzmanlar, tersine göçün hızlanabileceği ve iş gücü piyasasının bu kira maliyetleri nedeniyle coğrafi olarak yeniden şekilleneceği uyarısında bulunuyor. Kamu personeli atamalarında ve özel sektörün lokasyon tercihlerinde kiralık konut fiyatları artık birinci öncelik haline gelmiş durumda.
KONUT PİYASASININ TARİHSEL SÜRECİ VE BEKLENTİLER
Türkiye'de konut piyasası son beş yılda arz eksikliği ve inşaat maliyetlerindeki artışla büyük bir dönüşüm geçirdi. Geçmişte Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) yetkililerinin de sıkça vurguladığı gibi, 'erişilebilir konut' üretimi bir zorunluluk haline geldi. Tarihsel olarak bakıldığında, 2010'lu yıllarda kira maliyetlerinin asgari ücrete oranı %30 seviyelerindeyken, günümüzde bu oran büyükşehirlerde %100'ü aşmış vaziyette.
Hükümetin kira artışlarına getirdiği %25 sınırının kalkmasının ardından piyasa kendi dengesini bulmaya çalışsa da, bölgesel dengesizlikler kronikleşiyor. Sektör temsilcileri, kira fiyatlarındaki bu dengesizliğin ancak sosyal konut projeleri ve arz güvenliği ile aşılabileceğini belirtiyor.