Haber Özeti: Ankara'da medikal sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanının hesabına tanımadığı bir kuyumcudan 426 bin TL yatırıldı; gönderici firmanın transferi reddetmesi üzerine para sahipsiz kaldı. İş insanı İsmail Hakkı Pamukoğlu, bir hafta içinde sahibi çıkmazsa bu meblağı öğrencilere burs olarak dağıtacağını açıkladı.
Hesaba Gelen 426 Bin Lira Kara Para mı Yoksa Yanlış Transfer mi?
Ankara'da medikal, kimya ve polimer alanlarında ticaret yapan iş insanı İsmail Hakkı Pamukoğlu, sabah saatlerinde dijital bankacılık hesabını kontrol ederken kaynağını bilmediği 426 bin liralık bir giriş fark etti. İstanbul merkezli bir kuyumcu firmasından gelen bu yüksek meblağlı transferin ardından hemen harekete geçen Pamukoğlu, ilgili firmaya ulaştığında beklemediği bir yanıtla karşılaştı. Firma yetkilileri, kendi kayıtlarında böyle bir para çıkışı olmadığını ve transferi gerçekleştirmediklerini iddia ederek parayı geri istemedi.
Yaşanan bu durum, dijital bankacılık sistemlerinde nadiren görülen bir çıkmazı beraberinde getirdi. Paranın kaynağını netleştiremeyen ve güvenlik endişesi taşıyan Pamukoğlu, durumu hemen emniyet birimlerine bildirdi. Ancak gönderici firmanın işlemi inkar etmesi, klasik dolandırıcılık veya kara para aklama şüphelerini zayıflatırken, ortada alıcısı ve sahibi hukuken belirsiz bir meblağ bıraktı. Emniyet güçleri, ortada somut bir suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle topu bankacılık sistemine attı.
Bankalar Neden Yanlış Para Transferini İptal Edemiyor?
Pamukoğlu’nun bankasıyla yaptığı görüşmelerde, banka yetkilileri 426 bin liralık bu işlemin rutin bir transfer gibi göründüğünü ve uygulama üzerinden iade işleminin teknik olarak mümkün olmadığını belirtti. Türkiye'deki mevcut bankacılık regülasyonlarına göre, bir transfer gerçekleştikten sonra paranın iadesi için gönderen ve alıcı tarafların mutabakatı veya yargı kararı gerekiyor. Geçmiş yıllarda benzer durumlarda, yanlış hesaba gönderilen paraların iadesi için aylar süren hukuk mücadeleleri verildiği biliniyor.
Bu olayda ise durum çok daha karmaşık bir hal aldı; çünkü parayı gönderen taraf olarak görünen kuyumcu, parayı kendisinin göndermediğini savunuyor. Bu durum, bankacılık sisteminde bir yazılım hatası mı yoksa üçüncü şahıslar tarafından kullanılan bir ara hesap yöntemi mi olduğu sorusunu akıllara getiriyor. İsmail Hakkı Pamukoğlu, hesabındaki bu paranın sorumluluğunu taşımak istemediğini vurgulayarak, banka merkezinden çözüm beklediğini ancak henüz bir sonuç alamadığını ifade etti.
Sahibi Çıkmayan Paraya Ne Olacak?
Vatandaşın cebini ve güvenliğini doğrudan ilgilendiren bu belirsizlik süreci için Pamukoğlu bir mühlet belirledi. Eğer bir hafta içerisinde gerçek bir hak sahibi ortaya çıkmazsa veya banka kanalıyla resmi bir iade süreci başlatılmazsa, bu meblağın toplumsal bir faydaya dönüştürülmesi planlanıyor. İş insanı, paranın kendisine ait olmadığını bildiği için vicdani bir yük altında olduğunu belirterek, son çare olarak bu parayı öğrenci bursu veya hayır kurumlarına bağış olarak değerlendireceğini duyurdu.
Hukukçular, bu tür durumlarda vatandaşların paraya dokunmadan adli makamlara bildirim yapmasının kritik olduğunu hatırlatıyor. Zira sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, paranın harcanması durumunda ileride asıl sahibinin ortaya çıkması ciddi hukuki yaptırımlara yol açabiliyor. Ancak bu vakada olduğu gibi gönderen tarafın işlemi reddetmesi, Türk hukuk literatüründe nadir rastlanan bir "sahipsiz para" düğümüne işaret ediyor.
Finansal Güvenlik ve Geçmişteki Benzer Vakalar
Geçtiğimiz yıllarda da benzer şekilde milyonlarca liralık hatalı EFT işlemleri gündeme gelmiş, ancak genellikle gönderen tarafın kısa sürede hatasını fark edip bankaya blokaj koydurmasıyla süreç çözüme kavuşmuştu. 2026 yılı finans dünyasında dijitalleşmenin zirve yaptığı bu dönemde, sistemlerin bu denli büyük bir meblağı "muamma" olarak tanımlaması dijital güvenliği tekrar tartışmaya açtı.
Uzmanlar, bu tür yüksek meblağlı transferlerin mutlaka dekont ve açıklama kısmıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Eski Bankalar Birliği yetkililerinin geçmiş açıklamalarında belirttiği üzere, kaynağı belirsiz paraların hesapta tutulması ve harcanmaması, vatandaşın kendini yasal olarak koruma altına alması için en güvenli liman olarak görülüyor. Kaynak: Yigit AKSÜT