Haber Özeti: Türkiye ve Suriye Sağlık Bakanları, Şam Kalp Cerrahisi ve Halep Onkoloji hastanelerinin işletilmesi ile tıbbi cihaz tedariki konularında iş birliği yapmak üzere Ankara'da tarihi bir görüşme gerçekleştirdi.
Türkiye ve Suriye sağlık alanında hangi projeleri hayata geçirecek?
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Suriyeli mevkidaşı Musab Nizal el-Ali ile bakanlık makamında gerçekleştirdiği görüşmede bölgedeki sağlık altyapısını güçlendirecek stratejik adımları karara bağladı. Görüşmenin odak noktasını oluşturan Şam Kalp Cerrahisi ve Halep Onkoloji hastanelerinin işletme süreçleri, her iki ülkenin teknik heyetleri tarafından detaylıca ele alındı. Bu tesislerin tam kapasiteyle çalışması, bölgedeki kritik vakaların yerinde tedavi edilmesini sağlayarak sağlık turizmi ve insani yardım dengelerini yeniden şekillendirebilir.
İki ülke arasındaki diyalog sadece mevcut hastanelerle sınırlı kalmayıp, tıbbi cihaz ve ilaç temini gibi lojistik süreçleri de kapsıyor. Suriye'de planlanan yeni sağlık yatırımları için Türkiye'nin tecrübe paylaşımı yapması ve sağlık personeline yönelik kapsamlı eğitim destekleri sunması bekleniyor. 2026 yılının bu ilk çeyreğinde atılan imzalar, bölgedeki sağlık hizmetlerinin standardizasyonu açısından büyük önem taşıyor. Özellikle ilaç tedarik zinciri konusundaki iş birliği, yerli ilaç sanayisinin bölgedeki etkinliğini artırma potansiyeline sahip görünüyor.
Hastanelerin işletme süreci bölge halkını nasıl etkileyecek?
Şam ve Halep gibi merkezlerdeki spesifik hastanelerin Türkiye'nin desteğiyle modernize edilmesi, yerel halkın nitelikli sağlık hizmetine erişimini doğrudan kolaylaştıracak. Geçtiğimiz yıllarda bölgedeki sağlık altyapısının ciddi zarar görmesi nedeniyle binlerce hasta tedavi için çevre ülkelere geçmek zorunda kalıyordu. 2025 yılı verilerine bakıldığında sınır ötesi sağlık hizmetlerinde yaşanan yoğunluğun, bu tarz yerinde işletme modelleriyle %40 oranında azalması öngörülüyor. Bu durum hem Türkiye'nin sağlık sistemindeki yükü hafifletecek hem de Suriye içindeki sağlık otoritesinin yeniden tesisine katkı sunacaktır.
Vatandaşlar açısından bakıldığında, uzman personel eğitimi ve teknoloji transferi sayesinde bölgedeki tedavi başarı oranlarının artması hedefleniyor. Türkiye'nin şehir hastaneleri modelindeki tecrübesinin Suriye'deki tesis yönetimine aktarılması, operasyonel verimliliği artıracaktır. İlaç ve tıbbi malzeme konusunda sağlanan kolaylıklar ise maliyetleri düşürerek tedavinin ulaşılabilirliğini artıracak. Bu somut adımlar, sadece birer diplomatik görüşme olmanın ötesinde, sahadaki hastaların yaşam kalitesine doğrudan dokunacak bir iyileşme sürecini temsil ediyor.
Sağlık diplomasisinde geçmişten bugüne neler değişti?
Türkiye ve Suriye arasındaki sağlık ilişkileri, on yılı aşkın süredir devam eden istikrarsızlık öncesinde oldukça yoğun bir seyir izliyordu. 2010 yılı öncesinde imzalanan ortak sağlık protokolleri, karşılıklı hasta transferi ve bilimsel iş birliklerini içeriyordu. Ancak yaşanan iç karışıklıklar bu süreci tamamen durma noktasına getirmiş, iş birlikleri sadece insani yardımlarla sınırlı kalmıştı. Bugünkü görüşme, ilişkilerin yeniden kurumsal bir zemine oturtulması ve devletler arası resmi iş birliği protokollerine dönülmesi açısından tarihi bir milat olarak nitelendiriliyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin bölgedeki varlığını sadece güvenlik odaklı değil, aynı zamanda sosyal hizmetler ve sağlık altyapısı üzerinden de pekiştirdiğine dikkat çekiyor. Geçmişte Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temsilcilerinin de vurguladığı gibi, sınır bölgelerindeki sağlık güvenliği ancak komşu ülkelerin ortak stratejileriyle sağlanabiliyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun bu hamlesi, Türkiye'nin bölgesel liderlik vizyonu doğrultusunda, komşu coğrafyada kalıcı ve sürdürülebilir bir sağlık ekosistemi kurma arzusunu somut bir şekilde ortaya koyuyor.