Haber Özeti: İstanbul Bakırköy'de bir döviz bürosu sahibinin iki ayrı lüks aracın bagajında sakladığı iddia edilen 30 milyon doların çalınmasıyla ilgili operasyon genişliyor; son baskınlarla birlikte gözaltına alınan şüpheli sayısı 11'e ulaştı.
30 Milyon Dolarlık Soygunda Gözaltı Sayısı Neden Arttı?
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 11 Şubat'ta Şenlikköy'deki bir site otoparkında gerçekleşen dev soygunun izini sürmeye devam ediyor. İlk etapta İstanbul, Antalya ve Kocaeli illerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla yakalanan 7 şüphelinin ardından, Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 4 kişiyi daha kıskıvrak yakaladı. Böylece emniyetteki işlemleri süren toplam şüpheli sayısı 11'e yükselirken, baskın yapılan adreslerde 1 milyon 670 bin 500 dolar nakit para ve ruhsatsız silahlar ele geçirildi.
Soruşturma kapsamında incelenen güvenlik kamerası kayıtları, profesyonel bir sevkiyat görüntüsünü andırıyor. Görüntülerde, şüphelilerin kendi araçlarıyla otoparka gelerek park halindeki lüks araçların bagajlarından paketler dolusu dövizi kendi araçlarına hızlıca aktardıkları görülüyor. Polis ekipleri, çalınan miktarın büyüklüğü ve paranın saklanma biçimi nedeniyle olayın sadece bir hırsızlık vakası değil, daha derin bir finansal ağın parçası olup olmadığını titizlikle araştırıyor.
Milyon Dolarlar Neden Banka Yerine Otomobil Bagajında Saklanıyordu?
Mağdur sıfatıyla ifade veren döviz bürosu sahibi Bilal Durmaz, 30 milyon doları yaklaşık üç aydır otoparktaki iki ayrı araçta (Ford Ranger ve Audi A6) muhafaza ettiğini beyan etti. Durmaz'ın, parayı bankaya yatırmamanın gerekçesi olarak 'iş gereği parayı çekip yatırmanın zahmetli olması' ve 'paraya üç aydır ihtiyaç duymaması' şeklindeki ifadeleri ise güvenlik birimleri tarafından dikkat çekici bulundu. 2025 yılı sermayesi 40 milyon lira olan bir şirketin, yaklaşık 1 milyar TL değerindeki nakit parayı neden riskli bir alanda tuttuğu sorusu soruşturmanın odak noktasını oluşturuyor.
Geçmiş verilerle bir kıyaslama yapıldığında, Türkiye'de kayıt dışı ekonomi ve yasa dışı para transferlerine yönelik operasyonların 2025 yılının son çeyreğinde ivme kazandığı görülüyor. Özellikle Laleli ve Tahtakale bölgesindeki döviz büroları üzerinden yürütülen milyarlarca liralık işlem hacimleri, MASAK ve BDDK raporlarına yansımıştı. Bu son olay, kayıt dışı nakit varlıkların fiziki güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu ve bu tür devasa meblağların denetimden uzak tutulma çabasını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Vatandaşı ve Finans Dünyasını Neler Bekliyor?
Bu tür devasa nakit hareketleri ve ardından gelen soygun iddiaları, finansal piyasalardaki denetimlerin daha da sıkılaşacağı anlamına geliyor. Vatandaş açısından bu durum, döviz büroları ve para transfer merkezleri üzerindeki kontrol mekanizmalarının artmasıyla sonuçlanabilir. Özellikle 'emanetçi' olarak tabir edilen ve kayıt dışı parayı saklayan yapılar üzerindeki baskının artması, piyasadaki nakit likiditesini ve transfer yöntemlerini doğrudan etkileyecektir.
Olayın arka planında yer alan 'kara para aklama' şüpheleri, yargı süreçlerini de hızlandıracaktır. Nitekim Bilal Durmaz'ın babası Atilla Durmaz'ın daha önce benzer suçlamalarla tutuklanmış olması, dosyanın seyrini bireysel bir hırsızlıktan çıkarıp örgütlü bir suç soruşturmasına dönüştürüyor. Uzmanlar, bu tür vakaların ardından genellikle bankacılık sistemine girişi yapılamayan paraların hedef haline geldiğine dikkat çekiyor.
Soruşturmanın Geçmişi ve Kritik Bağlantılar Neler?
Konunun tarihsel arka planı, 2025 yılı Ekim ayında gerçekleştirilen ve 47 milyar liralık işlem hacminin tespit edildiği 'Taç Döviz' operasyonuna dayanıyor. O dönemde 33 şüphelinin tutuklandığı ve mal varlıklarına el konulduğu soruşturma, Türkiye tarihindeki en büyük finansal suç dosyalarından biri olarak kayda geçmişti. Dönemin yetkilileri, bu tür yapıların uluslararası para transfer sistemlerini manipüle ederek terörizmin finansmanından tefeciliğe kadar pek çok suça aracılık ettiğini açıklamıştı.
Hatta hazırlanan bazı iddianamelerde, bu döviz bürosunun 'emanetçi' olarak kullanıldığı ve yasal kayıtlarla örtüşmeyen devasa miktarlarda altının ve dövizin gizli bölmelerde saklandığı tespit edilmişti. Bilal Durmaz'ın araçlarında bulunduğu iddia edilen 30 milyon doların da bu geniş çaplı ağın bir parçası olup olmadığı, yargının vereceği kararla netlik kazanacak. Mevcut durumda emniyet, hem hırsızlık faillerini hem de paranın kaynağını sorgulamaya devam ediyor.