Haber Özeti: Ankara'nın Beypazarı ilçesinde yarım asırdır semercilik yapan 66 yaşındaki İbrahim Atıcı, değişen ekonomik şartlar ve azalan talep nedeniyle geçimini sağlamak için orijinal semer yerine minyatür maket üretimine odaklandı. Mesleğin son temsilcisi olan usta, kültürel mirası hediyelik eşyalar aracılığıyla geleceğe aktarmayı hedefliyor.
Beypazarı'nın Son Semercisi İbrahim Atıcı Kimdir?
Ankara'nın tarihi ilçesi Beypazarı, son zanaatkarlarından birinin sessiz direnişine tanıklık ediyor. Tam 53 yıldır baba mesleğini sürdüren İbrahim Atıcı, 2022 yılında bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden 'Yaşayan İnsan Hazineleri' ödülünü alarak bu alandaki ustalığını tescillemiş bir isimdir. Ancak tarım ve hayvancılıkta mekanizasyonun artması, semer ihtiyacını neredeyse sıfıra indirdiğinden usta sanatçı artık devasa eyerler yerine avuç içine sığan maketler üretiyor.
Usta zanaatkarın ifadesine göre, bölgede artık ne semer vurulacak hayvan ne de bu sanatı öğrenecek bir çırak kaldı. Eskiden köylerin temel ulaşım ve taşıma ihtiyacı olan binek hayvanları için aylar sonrasına sipariş verilirken, bugün atölyenin raflarını süs eşyası olarak talep gören maket semerler dolduruyor. Atıcı, bu dönüşümü sadece bir geçim kaynağı olarak değil, binlerce yıllık bir geleneğin form değiştirerek hayatta kalma çabası olarak nitelendiriyor.
Semer Satışları Neden Düştü ve Ekonomik Etkisi Ne Oldu?
Geçmiş yıllarda Ankara ve çevre illerdeki köylülerin en büyük tedarikçisi olan semerciler, traktör kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte ekonomik bir dar boğaza girdi. 1970'li ve 80'li yıllarda Beypazarı çarşısında onlarca usta harıl harıl çalışırken, günümüzde bu zanaatı profesyonel anlamda icra eden tek bir kişi kaldı. Geleneksel el sanatları kategorisinde yer alan semercilik, artık üretim ekonomisinden ziyade turizm ekonomisinin bir parçası haline gelmiş durumda.
Verilere bakıldığında, kırsal kesimde eşek ve at popülasyonunun son 20 yılda %80'den fazla azaldığı görülüyor. Bu durum İbrahim Atıcı gibi ustaları, ürünlerini fonksiyonel bir araçtan dekoratif bir objeye dönüştürmeye zorladı. Maket semer üretimi, ustaya hem asgari geçimini sağlama imkanı tanıyor hem de Beypazarı'na gelen yerli ve yabancı turistlere somut olmayan kültürel mirasın bir parçasını satma şansı veriyor.
Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü Nedir ve Önemi Nelerdir?
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Türkiye'de verilen bu unvan, kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin duayenlerini onurlandırmayı amaçlıyor. İbrahim Atıcı'nın bu ödüle layık görülmesi, sadece bir kişisel başarı değil, aynı zamanda Anadolu'nun binlerce yıllık hayvancılık kültürünün son izlerini taşıyan bir hafıza kutusu olduğunun da kanıtıdır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, bu tür ustaların bilgi birikiminin dijital arşivlere aktarılması ve genç nesillere tanıtılması için çeşitli projeler yürütüyor. Vatandaşlar açısından bakıldığında ise bu değişim, bir dönemin sonuna gelindiğini simgeliyor. Artık köylerde iş gücü olarak kullanılan hayvanların yerini makineler aldıkça, semercilik gibi meslekler de sadece müzelerde veya hediyelik eşya dükkanlarında yaşamaya devam edecek.
Geleneksel Semercilik Mesleğinin Tarihçesi ve Dönüşümü
Anadolu coğrafyasında semercilik, kervan yollarının geçtiği dönemlerden bu yana en prestijli mesleklerden biri olarak kabul edilirdi. Özellikle deri, ahşap ve keçe işçiliğinin birleşimiyle ortaya çıkan bu zanaat, her hayvanın sırt yapısına uygun özel ölçülerin alınmasını gerektiren mühendislik benzeri bir hassasiyet içeriyordu. Beypazarı gibi ipek yolu üzerindeki duraklarda semerciler çarşısı, şehrin ekonomik kalbi sayılıyordu.
Günümüzde ise bu tarihsel süreç, yerini modern üretim tekniklerine ve seri imalat süs eşyalarına bırakıyor. İbrahim Atıcı, elindeki iğne ve çuvaldızla son dikişlerini atarken, aslında bir devrin kapanışına da imza atıyor. Gelecek nesiller için bu sanatın sadece bir anı olarak kalmaması adına, maket üretimi stratejik bir köprü görevi görüyor.