Haber Özeti: Birleşmiş Milletler, yapay zekanın toplumsal ve ekonomik risklerini analiz ederek teknolojik uçurumu kapatmak amacıyla 40 uzmandan oluşan bağımsız bilimsel panelini onayladı. Türkiye'nin 'evet' oyuyla desteklediği bu kurulda Türk bilim insanı Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz de görev alacak.
BM Yapay Zeka Paneli Kimlerden Oluşuyor ve Görevi Nedir?
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Antonio Guterres liderliğinde hayata geçirilen ve yapay zekanın geleceğini şekillendirecek olan Bağımsız Uluslararası Yapay Zeka Bilimsel Paneli üyelerini resmen duyurdu. Toplamda 40 üyeden oluşan bu dev kadro, önümüzdeki 3 yıl boyunca yapay zekanın sadece belirli güçlerin elinde kalmamasını ve tüm insanlığın ortak refahına hizmet etmesini sağlamak için bilimsel raporlar hazırlayacak. 193 üye ülkeden 117'sinin desteğini alan bu oluşum, teknolojinin ekonomik dengeleri nasıl değiştireceğine dair en üst düzey küresel otorite olmayı hedefliyor.
Panelin en dikkat çeken yönlerinden biri, küresel bir bilgi köprüsü kurma misyonu taşımasıdır. Guterres'in ifadesiyle bu yapı, yapay zeka alanındaki bilgi açığını kapatmaya odaklanan ilk küresel ve bağımsız kuruluş olma özelliği taşıyor. Türkiye'nin stratejik bir hamleyle destek verdiği bu süreçte, ODTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz'ün panelde yer alması, ülkemizin küresel teknoloji diplomasisindeki ağırlığını bir kez daha ortaya koyuyor. Panelistler, 11 Şubat 2029 tarihine kadar görevlerini sürdürerek teknolojik dönüşümün rehberliğini yapacaklar.
Dünya Bu Oylamaya Nasıl Yaklaştı ve Çatlak Sesler Nereden Geldi?
Genel Kurul'daki oylama, küresel güçler arasındaki teknolojik rekabetin ve vizyon farklarının somut bir göstergesi haline geldi. 117 ülkenin onayına karşılık, ABD ve Paraguay'ın 'hayır' oyu vermesi, Ukrayna ve Tunus'un ise çekimser kalması dikkatlerden kaçmadı. Özellikle yapay zeka pazarının lideri konumundaki ABD'nin bu bağımsız panele karşı duruşu, uluslararası teknoloji yönetişiminde yaşanacak olası fikir ayrılıklarının ilk sinyali olarak değerlendiriliyor. Geçmiş yıllarda benzer teknolojik regülasyon tartışmalarında görülen bloklaşmalar, bu oylama ile yeni bir boyuta taşınmış durumda.
Geçtiğimiz yıl aynı dönemlerde yapay zeka güvenliği üzerine yapılan bölgesel zirvelerin aksine, bu panel BM çatısı altında en geniş kapsamlı girişim olma iddiasında. 72 ülkenin oylamaya katılmamış olması, yapay zeka konusundaki regülasyonların henüz birçok ülke için öncelik sırasına girmediğini veya tarafsız kalma eğilimini gösteriyor. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan ve teknolojik dönüşüme yatırım yapan ülkelerin 'evet' oyu vermesi, küresel standartların belirlenmesinde söz sahibi olma isteğinin bir yansımasıdır.
Yapay Zeka Kurulu Vatandaşın Hayatını Nasıl Değiştirecek?
Bu bilimsel panelin alacağı kararlar ve hazırlayacağı raporlar, sadece akademik birer metin olmaktan öteye geçerek ülkelerin ekonomi politikalarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Yapay zekanın iş gücü piyasasındaki dönüşümü, veri gizliliği ve algoritmik taraflılık gibi konular üzerinde yapılacak çalışmalar, son tüketicinin kullandığı teknolojilerin güvenliğini belirleyecek. Vatandaşlar için bu durum, gelecekte daha adil, denetlenebilir ve fırsat eşitliği sunan bir dijital ekosistemin kapılarının aralanması anlamına geliyor.
Özellikle eğitim ve sağlık gibi kritik sektörlerde yapay zekanın etik kullanımı konusundaki tavsiyeler, yerel yasaların şekillenmesinde referans kabul edilecek. Prof. Dr. Melahat Bilge Demirköz gibi isimlerin orada bulunması, Türkiye'nin ihtiyaçlarının ve perspektifinin bu küresel standartlara dahil edilmesini sağlayacak. Teknolojik uçurumun kapanması, gelişmiş ülkeler ile diğerleri arasındaki dijital refah farkının azalmasıyla somutlaşacak.
Uluslararası Teknoloji Diplomasisinin Tarihsel Gelişimi
BM'nin teknoloji yönetimi konusundaki geçmişi, nükleer enerjiden internet yönetişimine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Geçmişte IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) gibi yapılarla tehlikeli teknolojileri denetim altına alma pratiği, bugün yapay zeka için 'bilimsel panel' formatında yeniden canlanıyor. 4 Şubat'ta temelleri atılan bu yeni oluşum, 20. yüzyılın silahlanma yarışına benzer bir dijital yarışın yaşandığı günümüzde, bir hakem heyeti rolü üstleniyor.
Genel Sekreter Antonio Guterres, göreve geldiği günden bu yana dijital iş birliği ofislerini ve teknoloji elçiliği kavramlarını savunarak BM'yi dijital çağa adapte etmeye çalıştı. Bu son panel onayı, Guterres'in vizyonunun en somut çıktısı olarak kayıtlara geçti. Küresel krizlerin artık sadece fiziksel sınırlarda değil, algoritmaların içinde yaşandığı bir dünyada, bu tarz bağımsız kurulların varlığı uluslararası barış ve istikrarın yeni teminatı olarak kabul ediliyor.