Haber Özeti: Borsa İstanbul, 28 Ocak Çarşamba gününü 13407,44 puanla kapatarak yükseliş ivmesini sürdürdü; gün sonunda 24 hisse tavan fiyatı gördü. Özellikle çimento, kablo ve holding sektörlerinde yoğunlaşan alımlar, endeksin günü %2,29 gibi güçlü bir primle tamamlamasını sağladı.
Borsa İstanbul'da Bugün Hangi Hisseler Tavan Yaptı?
Haftanın üçüncü işlem gününde Borsa İstanbul alıcılı bir seyir izleyerek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Gün boyu süren alımların ardından BİST 100 endeksi 13407,44 puandan kapanış yaparak psikolojik eşikleri bir bir aşmaya devam etti. Piyasalarda işlem hacminin SASA, Tüpraş, Aselsan ve Türk Hava Yolları gibi dev şirketlerde yoğunlaşması, endeksin lokomotif güçlerinin devrede olduğunu gösteriyor.
Günün en çok kazandıranları listesinde Kiler Holding (KLRHO), Çuhadaroğlu Metal (CUSAN) ve Türk Prysmian Kablo (PRKAB) %10,00'luk artışlarla zirveyi paylaştı. İnşaat ve sanayi grubundaki hareketlilik, Akçansa (AKCNS) ve Çimsa (CIMSA) gibi çimento devlerini de tavan fiyatlara taşıdı. Toplamda 24 hissenin tavan kapatması, piyasadaki risk iştahının 2026 yılının ilk çeyreğinde halen çok yüksek seyrettiğinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.
Geçen Yıla Oranla Borsada Nasıl Bir Değişim Var?
Borsa İstanbul'un ulaştığı 13.400 puan seviyesi, geçtiğimiz yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında devasa bir büyüme anlamına geliyor. Hatırlanacağı üzere 31 Ocak 2025 tarihinde endeks günü 10.004 puan seviyesinden tamamlamıştı. Bir yıllık süreçte endeksin yaklaşık %34 oranında bir artış göstermesi, dezenflasyon sürecinin ve CDS puanlarındaki düşüşün piyasaya yansıması olarak okunuyor. Uzmanların 2026 sonu için işaret ettiği 16.000 puan hedefi, mevcut performansla birlikte daha ulaşılabilir bir noktaya evriliyor.
Düşüş tarafında ise Bor Şeker (BORSK) ve Pasifik Eurasia (PASEU) %10,00'luk kayıplarla taban fiyatlardan kapanış yaptı. Endeksin genel yükselişine rağmen sadece 4 hissenin taban yapması, satışların genele yayılmadığını ve hisse bazlı negatif ayrışmaların yaşandığını kanıtlıyor. Yatırımcıların özellikle kredi maliyetleri ve faiz kararları sonrası portföy rotasyonuna gitmesi, bu tür sert düşüşlerin ana sebebi olarak değerlendiriliyor.
Yatırımcıyı Önümüzdeki Günlerde Neler Bekliyor?
Borsadaki bu yükseliş, vatandaşın birikimlerini koruma çabasında hisse senedi piyasasını hala en güçlü alternatif olarak görmesinden kaynaklanıyor. Mevduat faizlerindeki kademeli normalleşme beklentisi, likiditenin gayrimenkul veya döviz yerine sermaye piyasalarına akmasını sağlıyor. Analist Nuri Sevgen gibi isimlerin daha önce belirttiği gibi, 2026 yılı borsa için "yaraların sarılma ve zirve arayışı" dönemi olarak öne çıkıyor. Şirket bilançolarındaki düzelme sinyalleri, orta vadeli yatırımcı için güven tazelemeye devam ediyor.
Ekonomik takvimde önümüzdeki günlerde açıklanacak olan enflasyon verileri ve merkez bankası mesajları, bu yükselişin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek. Özellikle sanayi üretimindeki artış ve rezervlerdeki güçlenme, borsayı destekleyen makro veriler arasında yer alıyor. Küçük yatırımcı için tavan serisi yakalayan hisselerden ziyade, işlem hacmi yüksek ve çarpanları makul seviyede kalan kağıtların tercih edilmesi risk yönetimi açısından kritik önem taşıyor.
Borsa İstanbul'un Tarihsel Süreci ve Gelişimi
Türkiye'nin sermaye piyasaları, 1980'li yılların ortasından bu yana birçok kriz ve ralli dönemi geçirdi. 2020 sonrası başlayan dijitalleşme ve bireysel yatırımcı sayısındaki patlama, borsayı sadece kurumsal fonların değil, sokağın da ana gündem maddesi haline getirdi. Geçmişte 2.000-3.000 puan seviyelerinin konuşulduğu endekste bugün 13.000 puanların normalleşmesi, Türk şirketlerinin piyasa değerindeki dolar bazlı toparlanma çabasını simgeliyor.
Stratejistlerin ortak görüşü, 2026 yılının son 10 yılın en iyi borsa yıllarından biri olabileceği yönünde birleşiyor. Merkez Bankası rezervlerinin 200 milyar dolar barajını aşması ve yabancı yatırımcı girişindeki ivmelenme, Borsa İstanbul'u global ölçekte de dikkat çeken bir pazar konumuna yükseltiyor. Bu gelişim süreci, sermayenin tabana yayılması ve şirketlerin finansman kaynaklarını çeşitlendirmesi açısından Türkiye ekonomisi için hayati bir yapısal dönüşümü temsil ediyor.