Haber Özeti: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Suriye'deki değişimin Türkiye'deki 'Terörsüz Türkiye' hedefini hızlandırdığını ve 2026 yılında enflasyondaki düşüşle birlikte finansal koşulların iyileşeceğini duyurdu.
Suriye'deki Gelişmeler Türkiye'nin Güvenlik Sürecini Nasıl Etkiliyor?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Suriye'de yaşanan son hareketliliğin Türkiye'nin stratejik hedefleriyle doğrudan örtüştüğünü ve iç sahadaki barış iklimini desteklediğini belirtti. Yılmaz, özellikle bölgedeki statüko değişiminin Türkiye'nin uzun süredir yürüttüğü güvenlik politikalarına "ivmelendirici" bir katkı sağladığını vurgulayarak, bu durumun Terörsüz Türkiye vizyonuna hizmet ettiğini ifade etti. Bu tablo, sınır ötesindeki istikrarsızlığın sona ermesinin doğrudan Türkiye'nin iç huzuruna pozitif yansıyacağı anlamına geliyor.
Geçmiş yıllarda sınır hattındaki hareketlilik Türkiye için güvenlik maliyetlerini ve sığınmacı baskısını artırırken, 2026 yılı itibarıyla bu durumun bir fırsat penceresine dönüştüğü görülüyor. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve kapsayıcı bir yönetim anlayışıyla istikrara kavuşması, Türkiye'nin savunma harcamalarından bölgesel ticaret hacmine kadar geniş bir yelpazede olumlu etkiler yaratacak bir potansiyel barındırıyor.
2026 Finansal Perspektifi ve Faiz İndirim Döngüsü Ne Durumda?
Ekonomiye dair beklentilerini de paylaşan Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin dezenflasyon sürecinde kararlılıkla ilerlediğini ve faiz indirim döngüsüne girildiğini hatırlattı. 2025 yılındaki sıkılaştırma politikalarının meyvelerinin 2026'da finansal koşulların iyileşmesiyle toplanacağını belirten Yılmaz, reel sektörün krediye erişim sorunlarının selektif desteklerle aşılacağını ifade etti. Bu, yatırımcılar ve işletmeler için daha öngörülebilir bir maliyet yapısı anlamına geliyor.
Geçen yılın aynı döneminde enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan yüksek faiz ve daraltıcı para politikası, 2026 Şubat ayı itibarıyla yerini kademeli bir gevşemeye ve sektör bazlı desteklere bırakmış durumda. Yılmaz'ın açıklamaları, makroekonomik dengelerin oturduğu bir ortamda üretimin teşvik edileceğinin sinyalini veriyor. Özellikle reel sektör temsilcilerinin finansman maliyetlerindeki düşüş beklentisi, bu açıklamalarla somut bir zemine oturuyor.
Avrupa Birliği ile İlişkilerde Yeni Bir Dönem mi Başlıyor?
Dış politikada Avrupa Birliği ile yürütülen temaslara da değinen Yılmaz, AB'nin Türkiye'nin stratejik ve ekonomik değerini yeniden keşfettiği bir sürece girildiğini belirtti. Ukrayna-Rusya savaşı sonrası değişen güvenlik mimarisinde Türkiye'nin vazgeçilmez bir aktör haline gelmesi, Gümrük Birliği güncellemesi ve vize serbestisi gibi kronik sorunların çözümü için yeni bir zemin oluşturuyor. Bu gelişmeler, Türk iş dünyasının Avrupa pazarındaki rekabet gücünü doğrudan etkileyecek kritik eşikler olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'nin enerji koridoru olma özelliği ve göç yönetimindeki anahtar rolü, Brüksel ile Ankara arasındaki diyaloğu zorunlu bir iş birliğine taşıyor. Yılmaz'ın temas kurduğu Marta Kos gibi isimlerle yapılan görüşmeler, sadece bürokratik birer rutin değil, ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi adına atılan stratejik adımlar olarak öne çıkıyor. Bu süreç başarıyla yönetilirse, Türk vatandaşlarının ve ihracatçılarının Avrupa kapılarındaki bürokratik engellerinin azalması bekleniyor.
Terörsüz Türkiye Vizyonunun Tarihsel Arka Planı
Türkiye'nin terörle mücadele ve toplumsal uzlaşı arayışları, geçmişte farklı çözüm denemeleriyle gündeme gelmiş ancak çeşitli dış müdahalelerle kesintiye uğramıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen Türkiye Yüzyılı vizyonu, bu kez daha geniş tabanlı bir siyasi mutabakatı hedefliyor. TBMM çatısı altında kurulan komisyon ve farklı siyasi kanatlardan gelen destekler, sürecin bu kez kurumsal bir kimlik kazandığını gösteriyor. Devlet Bahçeli'nin geçtiğimiz dönemde yaptığı tarihi çağrılar, bu sürecin siyasi meşruiyet zeminini güçlendiren en önemli dönüm noktalarından biri olarak kayıtlara geçmişti.