Haber Özeti: Türkiye, yapay zeka ve dijitalleşmeyi ulusal kalkınma planının merkezine alarak yüksek gelirli ülkeler ligine girmeyi hedefliyor. Bu kapsamda teknoloji ekosistemine milyarlarca dolarlık teşvik paketi sunulurken, küresel yapay zeka endeksindeki yükselişin sürdürülmesi amaçlanıyor.
Türkiye Yüksek Gelir Ligine Nasıl Geçecek?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara'da düzenlenen Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantısı'nda Türkiye'nin ekonomik dönüşüm haritasını paylaştı. Ülkenin son 23 yılda alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna yükseldiğini hatırlatan Yılmaz, bir sonraki aşama olan yüksek gelir ligine geçişin anahtarının yapay zeka ve dijital dönüşüm olduğunu vurguladı. Bu strateji, sadece bir teknoloji tercihi değil, aynı zamanda küresel ticaretin korumacı duvarlarını aşmak için bir zorunluluk olarak görülüyor.
Hükümetin vizyonu, işlem gücü kapasitesini artırmak ve veri altyapısını tahkim etmek üzerine kurulu bütüncül bir planı kapsıyor. Yeşil dönüşüm ile entegre edilen bu süreç, sanayiden tarıma, sağlıktan eğitime kadar her alanda verimlilik artışı sağlamayı hedefliyor. Özellikle kamu yönetiminde yapay zekanın etkin kullanımıyla bürokrasinin azaltılması ve karar alma süreçlerinin hızlandırılması bekleniyor.
Yapay Zeka Yatırımları İçin Ne Kadar Bütçe Ayrıldı?
Teknoloji hamlesinin finansal ayağını oluşturan HIT-30 programı, toplamda 30 milyar dolarlık bir hacme sahipken, bunun 3,1 milyar dolarlık kısmı doğrudan veri merkezleri ve yapay zeka stratejik yatırımlarına tahsis edildi. Geçmiş yıllarda teknoloji yatırımlarının daha çok savunma sanayii odaklı olduğu görülürken, yeni dönemde bu odağın sivil teknoloji ve KOBİ düzeyindeki dijitalleşmeye kaydığı gözlemleniyor. Bu büyük kaynak aktarımı, Türkiye'nin kendi büyük dil modellerini geliştirmesi ve veri egemenliğini sağlaması açısından kritik bir eşiği temsil ediyor.
Türkiye'nin küresel rekabetteki konumu da somut verilerle iyileşme gösteriyor. 2021 yılında dünya yapay zeka endeksinde 44. sırada yer alan Türkiye, 2024 yılı sonu itibarıyla 34. sıraya yükselerek sadece üç yılda 10 basamak birden atladı. Bu ivme, Türkiye'nin sadece teknoloji tüketen değil, teknoloji ihraç eden bir konuma gelme kararlılığını rakamlarla kanıtlıyor.
Vatandaşın Hayatı ve Sosyal Etik Nasıl Etkilenecek?
Ekonomik dönüşümün sadece rakamlardan ibaret olmadığını belirten Cevdet Yılmaz, tüm teknolojik gelişmelerin merkezine insanı koyduklarını ifade etti. Yapay zekanın iş gücü piyasası üzerindeki etkileri tartışılırken, Türkiye'nin yaklaşımı piyasa dinamizmini öldürmeden, etik değerleri ve demokratik standartları koruyarak ilerlemek yönünde şekilleniyor. Bu durum, gelecekte iş yapış biçimlerinin değişeceğini ancak bu değişimin sosyal refahı artıracak şekilde regüle edileceğini gösteriyor.
Özellikle KOBİ'lere sağlanan finansal destekler ve eğitim sistemine yapay zekanın entegrasyonu, genç nüfusun yeni nesil ekonomiye hazırlanmasını sağlayacak. Aşırı düzenlemelerden kaçınılarak girişimciliğin önünün açılması, Türkiye'nin teknoloji odaklı büyüme modelinde vatandaşın daha yüksek refah seviyesine ulaşmasını hedefleyen somut bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'nin Teknoloji Serüveni ve Stratejik Arka Plan
Türkiye'nin dijitalleşme yolculuğu, 2000'li yılların başındaki e-devlet hamlesinden bu yana sistematik bir gelişim gösterdi. Cevdet Yılmaz gibi tecrübeli isimlerin ekonomi yönetimindeki koordinasyonu, bu sürecin sadece teknik bir detay değil, makroekonomik bir reform paketi olduğunu tescilliyor. OECD, NATO ve Avrupa Komisyonu ile yürütülen eş güdümlü çalışmalar, Türkiye'nin teknolojik standartlarını küresel normlara taşıma çabasının bir parçasıdır.
Eski Sanayi ve Teknoloji Bakanlarının da sıkça vurguladığı 'Milli Teknoloji Hamlesi' vizyonunun devamı niteliğindeki bu açıklamalar, devletin en üst kademesinde yapay zekanın artık 'yatay bir teknoloji' yani her sektörü kesen bir temel güç olarak kabul edildiğini gösteriyor. Yılmaz, teknolojinin amacının insanlık refahı ve özgürlüğü olduğunu hatırlatarak, dijital çağda da demokratik değerlerin korunacağının altını çiziyor.