Haber Özeti: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve BAE lideri Al Nahyan, ertelenen yüz yüze görüşme öncesi telefon trafiğiyle ekonomik iş birliği ve bölgesel istikrar kararlılığını teyit etti. Görüşmede özellikle kalkınma ortaklıkları ve karşılıklı yatırım süreçlerinin derinleştirilmesi vurgulandı.
Türkiye ve BAE Arasındaki Ekonomik Ortaklık Nereye Evriliyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan arasındaki son temas, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırma ve stratejik sektörlerde derinleşme kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. İletişim Başkanlığı'ndan gelen bilgilere göre taraflar, sadece ikili ilişkileri değil, halkların refahını doğrudan etkileyecek olan kalkınma ortaklıkları üzerinde durdu. Bu temas, son yıllarda ivme kazanan Ankara-Abu Dabi hattındaki ekonomik diplomasi trafiğinin en taze halkasını oluşturuyor.
Görüşmenin odak noktasında yer alan iş birliği imkanları, savunma sanayiinden enerjiye, teknolojiden ulaştırmaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. İki liderin bölgedeki son gelişmeleri ve uluslararası meseleleri değerlendirmesi, Türkiye-BAE ilişkilerinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda bölgesel bir denge unsuru olarak görüldüğünün işareti kabul ediliyor. Ertelenen yüz yüze görüşmenin en kısa sürede gerçekleşeceği teyidi ise masadaki projelerin somutlaşması için geri sayımın devam ettiğini gösteriyor.
Finans ve Yatırım Alanında Geçmişle Bugün Arasındaki Fark Nedir?
2021 yılı sonundan itibaren hızla toparlanan Türkiye-BAE ilişkileri, 2023 ve 2024 yıllarında imzalanan devasa yatırım paketleriyle taçlanmıştı. Geçtiğimiz yıl itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret hacminin 20 milyar dolar barajını zorlaması, bugünkü görüşmenin zeminini oluşturuyor. 2021 öncesinde duraksama dönemine giren ekonomik ilişkiler, bugün 50 milyar doları aşan potansiyel yatırım anlaşmalarıyla bambaşka bir boyuta taşınmış durumda. Bu rakamlar, Türkiye'nin körfez sermayesi ile olan entegrasyonunda BAE'nin lokomotif rol üstlendiğini kanıtlıyor.
Özellikle Körfez ülkeleri ile yürütülen ekonomi diplomasisi, Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım çekme hedeflerinde kritik bir paya sahip. Geçmiş yıllarda daha çok portföy yatırımları düzeyinde kalan sermaye akışı, artık enerji santralleri, lojistik merkezleri ve teknoloji transferi gibi kalıcı ve üretim odaklı alanlara kayıyor. Al Nahyan ve Erdoğan'ın kararlılığı, bu kalıcı yatırımların 2026 yılı sonuna kadar yeni rekorlar kırmasının hedeflendiğini gösteriyor.
Görüşmenin İçeriği Vatandaşın Cebine ve Piyasalara Nasıl Yansır?
BAE ile geliştirilen kalkınma ortaklıkları, doğrudan istihdam yaratma ve döviz girdisi sağlama potansiyeli taşıyor. Özellikle enerji projeleri ve altyapı yatırımları üzerinden yapılacak olan iş birlikleri, uzun vadede enerji maliyetlerinin dengelenmesine ve lojistik ağlarının güçlenmesine katkı sağlayabilir. Piyasa uzmanları, bu tür üst düzey temasların Türkiye'nin risk primine (CDS) olumlu yansıdığını ve bölgedeki jeopolitik risk algısını düşürdüğünü sıklıkla dile getiriyor.
Vatandaş açısından bakıldığında, iki ülke arasındaki vize kolaylıkları, artan uçuş sayıları ve ticaret hacmindeki büyüme, turizmden perakendeye kadar pek çok sektörde hareketlilik anlamına geliyor. Türkiye'nin stratejik konumu ile BAE'nin finansal gücünün birleşmesi, bölgedeki lojistik projelerinin (Kalkınma Yolu gibi) hayata geçirilmesini hızlandırarak, Türkiye'nin bir üretim ve dağıtım merkezi olma hedefini destekliyor.
Türkiye ve BAE İlişkilerinin Tarihsel Arka Planı ve Uzman Görüşü
Türkiye ve BAE ilişkileri, 1970'lerden bu yana inişli çıkışlı bir seyir izlese de son 5 yılda "stratejik dostluk" evresine geçiş yaptı. Daha önce ekonomi yönetiminden isimlerin belirttiği üzere, BAE sadece bir yatırımcı değil, aynı zamanda Türkiye'nin Orta Doğu ve Afrika pazarlarına açılan kapısı konumunda. Dışişleri yetkilileri daha önceki açıklamalarında, bu ortaklığın "kazan-kazan" ilkesine dayalı olduğunu ve bölgedeki diğer aktörlere de örnek teşkil ettiğini vurgulamıştı. Bu son telefon görüşmesi de bu uzun vadeli stratejinin kopmaz bir parçası olarak kayıtlara geçti.