Haber Özeti: Borsa İstanbul'da HSBC müşterileri 18 Şubat'ta 438 milyon TL net alış yaparken, işlem hacminde 1,26 milyar TL ile ASELSAN açık ara lider oldu. Buna karşın Koç Holding ve Anadolu Sigorta hisselerinde yoğun satış baskısı izlendi.
HSBC Hangi Hisselerde Alım Pozisyonunu Güçlendirdi?
Borsa İstanbul'da BİST 100 endeksinin %0,23 yükselişle 14.259,90 puandan kapattığı 18 Şubat Çarşamba gününde, yabancı takaslarında önemli bir değişim yaşandı. HSBC üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde, savunma sanayisinin lokomotif şirketi ASELSAN (ASELS) 1 milyar 268 milyon TL'lik devasa net alım rakamıyla tüm dikkatleri üzerine çekti. Bu hacim, kurumun en yakın alım yaptığı hisse olan Migros (MGROS)'un yaklaşık 5 katı büyüklüğüne işaret ediyor.
Savunma sanayindeki bu yoğun ilginin ardından perakende ve gayrimenkul sektörleri de HSBC listesinde üst sıralarda yer buldu. Migros 234 milyon TL, Emlak Konut GYO (EKGYO) ise 161 milyon TL net alımla günü tamamladı. Sanayi tarafında ise Çimsa (CIMSA) 42 milyon TL ile kurumun radarındaki bir diğer şirket oldu. HSBC'nin bu alımları, endeksin 14.000 puan üzerindeki kalıcılık mücadelesini destekleyen ana unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Yatırımcı Neden Koç Holding ve Banka Hisselerinden Çıkıyor?
Alım tarafındaki agresif tutumun aksine, HSBC müşterileri Koç Holding (KCHOL) ve finans sektörü hisselerinde satış tarafında yer aldı. Koç Holding'de gerçekleşen 417 milyon TL'lik net satış, kurumun en çok elden çıkardığı pozisyon oldu. Bankacılık tarafında ise Akbank (AKBNK) 84 milyon TL, Yapı Kredi (YKBNK) ise 79 milyon TL net satışla günü kapattı. Bu durum, yatırımcıların kâr realizasyonu yaparak kaynaklarını savunma ve teknoloji odaklı büyüme hisselerine kaydırdığını gösteriyor.
Geçtiğimiz yılın aynı döneminde BİST 100 endeksi 9.600 - 9.800 bandında hareket ederken, 2026 yılı itibarıyla 14.000 puan seviyelerinin test edilmesi piyasadaki değerlemelerin geldiği noktayı özetliyor. Özellikle Anadolu Sigorta (ANSGR) ve Enka İnşaat (ENKAI) gibi şirketlerdeki 150-190 milyon TL bandındaki satışlar, endeks zirve seviyelerine yaklaştıkça yabancı kurumlar üzerinden yapılan risk azaltma stratejilerinin bir parçası olarak okunuyor.
Borsadaki Bu İşlemler Küçük Yatırımcıyı Nasıl Etkiler?
Dev kurumların gerçekleştirdiği bu büyüklükteki hacimler, ilgili hisselerdeki derinliği ve volatiliteyi doğrudan etkileme potansiyeline sahip. ASELSAN gibi devasa bir alımın gelmesi, hisse üzerinde pozitif bir momentum yaratarak teknik dirençlerin daha kolay aşılmasını sağlayabilir. Vatandaşlar açısından bu veriler, piyasanın hangi sektöre "güven oyu" verdiğini anlamak adına kritik önem taşıyor. Büyük fonların savunma ve sanayi odaklı şirketlere yönelmesi, orta vadeli yatırım stratejilerinde sektör rotasyonunun başladığına işaret ediyor.
Özellikle enerji sektöründen Astor Enerji (ASTOR) gibi kağıtlardaki 137 milyon TL'lik çıkışlar, bir dönem piyasayı sürükleyen enerji hisselerinde ivme kaybı yaşandığını kanıtlıyor. Uzmanlar, endeks bazında 14.200 seviyesinin kritik bir destek noktası olduğunu ve HSBC gibi kurumların alım iştahının devam etmesi halinde 15.000 puan hedefinin gündemde kalacağını belirtiyor. Ancak bankacılık hisselerindeki satışların devam etmesi, endeksin genel yükseliş hızını baskılayabilir.
Savunma Sanayi Hisselerine Olan İlgisinin Tarihsel Arka Planı Nedir?
Türkiye'nin savunma sanayi hamleleri, özellikle 2024 ve 2025 yıllarında imzalanan dev ihracat anlaşmalarıyla borsa yatırımcısının ana odağı haline geldi. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol'un geçtiğimiz dönemlerde yaptığı "İhracat odaklı büyüme stratejisi" açıklamaları, yabancı yatırımcıların şirkete olan bakış açısını temelden değiştirdi. 2025 yılında ihracat sözleşmelerinin iki katından fazla artarak 2,69 milyar dolara ulaşması, bugün HSBC üzerinden gelen bu rekor alımların temel dayanağını oluşturuyor.
Borsa İstanbul'daki yabancı payı geçmiş yıllarda %60'lı seviyelerden %35-40 bandına kadar gerilemiş olsa da, 2026 başından itibaren seçici hisselerde tekrar artış gözleniyor. Kurumsal hafıza, HSBC ve Bank of America gibi kurumların bir hissede yoğunlaşmasının ardından genellikle o sektörde uzun soluklu bir trendin başladığını hatırlatıyor. Bugün savunma sanayine yönelen bu sermaye, Türkiye'nin jeopolitik konumundan kaynaklanan stratejik avantajlarını borsada fiyatlama çabası olarak görülüyor.