Haber Özeti: İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkedeki yüksek enflasyon ve ekonomik darboğazın toplumsal bir yara açtığını belirterek, bu durumun tedavi edilmemesi halinde tüm ülkeyi etkileyeceği uyarısını yaptı. Ayrıca 2025 sonu başlayan protestolarda tutuklanan sanatçıların durumunun incelenmesi için talimat verildiğini açıkladı.
İran Ekonomisindeki Yaralar Neden Derinleşiyor?
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Bakanlar Kurulu toplantısında yaptığı değerlendirmelerde, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik türbülansın halk üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Yüksek enflasyon ve yerel para biriminin döviz karşısındaki sert değer kaybı, İran halkının temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştırırken, Pezeşkiyan bu durumu 'toplumun yaralanması' olarak tanımladı. Düşman unsurların ekonomik baskıları artırma yönündeki stratejilerine vurgu yapan lider, bu yaranın ivedilikle tedavi edilmesi gerektiğini savundu.
Halkın geçim noktasında yaşadığı büyük sıkıntılara ek olarak dış dünyadan gelen yaptırımların ve diplomatik baskıların süreci daha da çıkmaza soktuğu ifade ediliyor. Tahran yönetimi, bir yandan ekonomik reformlar ile piyasayı sakinleştirmeye çalışırken diğer yandan toplumsal huzursuzluğun önüne geçmek için yeni stratejiler geliştiriyor. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, devletin ekonomik başarısızlığı ilk kez bu kadar net bir 'toplumsal tehdit' olarak tanımlaması açısından önem taşıyor.
Tutuklu Sanatçılar Hakkında Son Durum Ne?
Ekonomik krizle tetiklenen ve 28 Aralık 2025 tarihinde başlayan protestoların ardından birçok sanatçının gözaltına alınması kamuoyunda geniş yankı bulmuştu. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, İstihbarat Bakanlığına özel bir talimat vererek tutuklu bulunan sanatçıların durumlarının detaylıca incelenmesini istedi. Konunun takipçisi olacaklarını belirten Pezeşkiyan, bu meselenin kısa sürede çözüme kavuşturulacağını dile getirerek toplumsal barış mesajı vermeye çalıştı.
Geçmiş verilere bakıldığında, İran'da benzer protestoların ardından sanatçı ve aydın kesime yönelik baskıların arttığı gözlemlenmişti; ancak Pezeşkiyan'ın bu yumuşama sinyali, yönetim içindeki reformist kanadın etkisini göstermesi bakımından dikkat çekici bulunuyor. 8-9 Ocak tarihlerinde şiddetlenen olaylar sonrası uygulanan internet kısıtlamaları ve sert müdahalelerin ardından gelen bu açıklama, hükümetin tansiyonu düşürme çabası olarak yorumlanıyor.
Ekonomik Darboğaz Vatandaşın Günlük Hayatını Nasıl Etkiliyor?
İran sokaklarında hissedilen reel enflasyon, resmi rakamların çok üzerinde seyrederken vatandaşlar temel gıda ürünlerine ulaşmakta her geçen gün daha fazla zorlanıyor. Riyal'in dolar karşısında yaşadığı tarihi değer kaybı, özellikle ithal ürünlerin fiyatlarını katlarken, Tahran Büyük Çarşı esnafı gibi ticaretin kalbindeki kesimlerin kepenk kapatma noktasına gelmesine neden oldu. Bu durum, sadece bir geçim derdi değil, aynı zamanda toplumun geniş kesimlerinde bir gelecek kaygısı ve sisteme karşı güvensizlik oluşturuyor.
Uzmanlar, 2024 ve 2025 yıllarında da benzer daralmaların yaşandığını ancak 2026 yılı başındaki bu tablonun çok daha kritik bir eşikte olduğunu belirtiyor. Geçen yıl enflasyon oranları belirli bir bantta tutulmaya çalışılırken, bu yıl kontrol mekanizmalarının zayıfladığı görülüyor. Sokaktaki vatandaş için bu durum, alım gücünün neredeyse yarı yarıya düşmesi ve sosyal yardımların yetersiz kalması anlamına geliyor.
İran'daki Ekonomik Protestoların Tarihsel Süreci
İran, son on yılda periyodik olarak ekonomik temelli protestolarla sarsılan bir yapıya sahip. 2017 ve 2019 yıllarında yaşanan geniş çaplı gösterilerin ardından 28 Aralık 2025'te başlayan süreç, kronikleşen sorunların bir patlaması niteliğinde. Tarihsel olarak bakıldığında, İran ekonomisi 1979 devriminden bu yana çeşitli dönemlerde ağır yaptırımlara maruz kalsa da, son yıllardaki dijital izolasyon ve küresel finans sisteminden dışlanma etkileri toplumu daha savunmasız hale getirdi.
Eski Dışişleri Bakanı Cevad Zarif gibi isimlerin geçmişte yaptığı 'yaptırımlar halkı hedef alıyor' açıklamaları, Pezeşkiyan'ın bugün dile getirdiği 'yaralı toplum' söylemiyle paralellik gösteriyor. Tahran yönetiminin bu krizi aşmak için nükleer müzakereler veya bölgesel iş birlikleri gibi dış politika hamlelerine mi yöneleceği yoksa içe kapalı bir ekonomi modelini mi zorlayacağı önümüzdeki ayların en önemli sorusu olmaya devam edecek.