Haber Özeti: İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türk iş dünyasının küresel rekabet gücü için Avrupa Birliği ile vize serbestisinin ve Gümrük Birliği güncellemesinin şart olduğunu vurguladı. Avdagiç ayrıca, gümrük muafiyeti düzenlemesi sonrası şahsına yönelik yapılan eleştirilere sert tepki göstererek kurumun saygınlığını koruma mesajı verdi.
Vize serbestisi ve Gümrük Birliği neden kritik önem taşıyor?
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Şubat ayı meclis toplantısında yaptığı açıklamalarda Türk ihracatçısının ve iş insanlarının Avrupa pazarında karşılaştığı engellere dikkat çekti. Özellikle vize serbestisi konusunun artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu belirten Avdagiç, Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin Türkiye'nin dış ticaret hacmini doğrudan etkileyeceğini ifade etti. 1996 yılından bu yana yürürlükte olan mevcut anlaşmanın dijital ekonomi ve hizmet sektörünü kapsamaması, modern ticaretin ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanıyor.
Avrupa Birliği ile yürütülen müzakerelerin yeniden gündeme gelmesini olumlu karşıladıklarını belirten Avdagiç, Türk vatandaşlarına ve iş dünyasına yönelik vize serbestisi haklarının derhal teslim edilmesi gerektiğini vurguladı. Geçmiş yıllarda benzer taleplerin dile getirilmesine rağmen, son dönemde artan vize ret oranları ve süreçlerin uzaması Türk şirketlerinin fuar katılımlarını ve ticari operasyonlarını ciddi şekilde aksatıyor. 2023 yılında Türk vatandaşlarının vize başvurularındaki ret oranlarının önceki yıla göre artış göstermesi, iş dünyasındaki bu rahatsızlığı en üst seviyeye taşımış durumda.
Gümrük muafiyeti tartışmaları iş dünyasını nasıl etkiledi?
Son dönemde kamuoyunda çokça tartışılan gümrük muafiyeti düzenlemesi hakkında da konuşan Avdagiç, İTO'nun bu süreçteki tavrının hem yerli üreticiyi hem de tüketici sağlığını korumaya yönelik olduğunu hatırlattı. Denetimsiz ithalatın Türkiye ekonomisi için yapısal bir risk oluşturduğunu savunan Avdagiç, atılan adımların 800 bini aşkın üyenin menfaatlerini gözetmek adına stratejik bir hamle olduğunu belirtti. Geçen yılın verilerine bakıldığında, sınır ötesi e-ticaret hacmindeki kontrolsüz büyüme yerel perakendeciler üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştu.
Kendisine yönelik eleştiri sınırlarını aşan ifadelere de yanıt veren Avdagiç, İTO gibi köklü bir kurumun saygınlığının her türlü kişisel tartışmanın üzerinde olduğunu ifade etti. Kurum harcamalarının şeffaf bir şekilde denetlendiğini ve meclis onayından geçtiğini vurgulayan Başkan, spekülatif yaklaşımların Türkiye'nin en büyük ticaret odasına zarar vermemesi gerektiğinin altını çizdi. Bu açıklamalar, oda içerisindeki şeffaflık tartışmalarına son noktayı koymayı amaçlayan bir gövde gösterisi niteliği taşıyor.
Bu gelişmeler Türk vatandaşını ve ticaretini nasıl etkileyecek?
Vize serbestisinin sağlanması, sadece iş insanları için değil, eğitimden turizme kadar geniş bir yelpazede Türk vatandaşlarının Avrupa ile olan entegrasyonunu hızlandıracak bir adım olarak görülüyor. Ekonomik açıdan ise ihracatçının maliyetlerinin düşmesi ve rekabet gücünün artması, iç piyasada üretim kapasitesinin yükselmesine ve dolayısıyla istihdama olumlu yansıyacaktır. Gümrük Birliği'nin güncellenmesi durumunda ise tarım ve hizmetler sektörünün de bu kapsama dahil edilmesi, Türkiye'nin AB ile olan 150 milyar doları aşan ticaret hacmini çok daha yukarılara taşıyabilir.
İstanbul Ticaret Odası'nın bu kararlı duruşu, Türkiye'nin küresel ticaret arenasındaki konumunu güçlendirme hedefini destekliyor. Özellikle yerli üreticinin korunmasına yönelik politikalar, uzun vadede ithalata olan bağımlılığın azalması ve cari açığın dengelenmesi açısından stratejik bir önem taşıyor. Avdagiç'in vurguladığı gibi, kurumların şeffaflığı ve ortak akıl ile hareket edilmesi, ekonomik belirsizliklerin yaşandığı dönemlerde iş dünyası için en büyük güvenceyi oluşturuyor.
İTO ve Türkiye'nin dış ticaret vizyonu
Türkiye'nin dış ticaret serüveni, 1963 Ankara Anlaşması'ndan bu yana inişli çıkışlı bir grafik sergilemektedir. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, bu tarihsel sürecin bilinciyle Türkiye'nin artık sadece mal üreten değil, standartları belirleyen bir oyuncu olması gerektiğini her platformda dile getiriyor. Uzmanlar da vize ve gümrük sorunlarının aşılmasının, Türkiye'nin Avrupa için vazgeçilmez bir tedarik merkezi olma hedefine hizmet edeceğini öngörüyor.
İş dünyası temsilcileri, vize serbestisinin bir imtiyaz değil, mevcut anlaşmalardan doğan bir hak olduğunu belirtiyor. Gümrük Birliği'nin modernize edilmesi ise Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedefleriyle tam uyumlu bir dış ticaret rotası çizmesini sağlayacak en önemli kaldıraç olarak kabul ediliyor.