Haber Özeti: Türkiye ve Suudi Arabistan arasında imzalanan stratejik anlaşma kapsamında 5.000 megavatlık yenilenebilir enerji yatırımı hayata geçiriliyor. İlk etapta Sivas ve Karaman'da kurulacak dev güneş santralleriyle 2,1 milyon hanenin enerji ihtiyacı karşılanacak.
Sivas ve Karaman Güneş Enerjisi Yatırımı Neleri Kapsıyor?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada Suudi Arabistan ile varılan enerji mutabakatının teknik ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Yapılan anlaşma uyarınca Suudi kökenli enerji şirketleri, Türkiye sınırları içerisinde toplamda 5.000 megavat kapasiteye ulaşacak güneş ve rüzgar enerjisi santralleri inşa edecek. Bu devasa kapasite hamlesinin başlangıç noktası olarak İç Anadolu ve İç Eneji havzasının kritik noktaları olan Sivas ve Karaman illeri seçildi.
Söz konusu illerde kurulacak biner megavatlık santraller, Türkiye'nin kurulu güneş enerjisi gücüne doğrudan katkı sağlayacak devasa birer saha projesi olarak planlanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın daha önceki YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) stratejileriyle uyumlu olan bu adım, bölgesel istihdamın ötesinde Türkiye'nin dış ticaret açığındaki en büyük kalem olan enerji ithalatının dizginlenmesinde kritik bir rol oynayacak. Projenin ilk fazı tamamlandığında yaklaşık 2,1 milyon hanenin elektrik sarfiyatı tamamen yerli ve yenilenebilir kaynaklardan sağlanmış olacak.
Türkiye ve Suudi Arabistan Enerji İş Birliği Neden Önemli?
Geçmiş verilere bakıldığında Türkiye'nin Suudi Arabistan ile olan ekonomik ilişkileri son birkaç yılda ivme kazanan bir grafik sergiliyor. 2023 ve 2024 yıllarında atılan diplomatik adımların meyvesi olan bu yatırım dalgası, geçen yılın aynı dönemindeki enerji ortaklığı hedeflerinin yaklaşık iki katı büyüklüğe ulaştığını gösteriyor. Özellikle Körfez sermayesinin teknoloji ve enerji odaklı olarak Türkiye'ye akışı, 2026 yılındaki ekonomik büyüme hedefleriyle doğrudan örtüşüyor.
Hükümetin enerji bağımsızlığı vizyonu çerçevesinde son on yılda güneş enerjisi kurulu gücü 100 megavat seviyelerinden 12.000 megavat sınırına kadar dayandı. Suudi Arabistan ile imzalanan bu yeni protokol, sadece tek bir anlaşma ile mevcut kapasitenin yaklaşık %40'ı kadar bir ek kapasite potansiyelini masaya koyuyor. Bu durum, Türkiye'nin küresel enerji arz güvenliğinde bir merkez üssü olma vizyonunu perçinliyor.
Vatandaşın Elektrik Faturası Bu Yatırımdan Nasıl Etkilenir?
Yenilenebilir enerji yatırımları, uzun vadede enerji maliyetlerini düşüren en önemli faktör olarak kabul ediliyor. Sivas ve Karaman gibi güneşlenme süresi yüksek bölgelerde üretilen ucuz elektrik, iletim hatları üzerinden ulusal şebekeye verilerek doğalgaz çevrim santrallerine olan bağımlılığı azaltacak. Bu durum, döviz endeksli enerji maliyetlerinin düşmesine ve dolayısıyla hane halkı faturalarında daha istikrarlı bir fiyatlama yapılmasına zemin hazırlayacaktır.
Ayrıca bu boyuttaki projeler, bölgedeki yan sanayiyi de harekete geçirerek yeni iş kollarının açılmasını sağlayacak. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, fosil yakıtlardan çıkış sürecini hızlandıran bu yatırımlar, temiz çevre ve sürdürülebilir enerji erişimi açısından vatandaşa doğrudan yaşam kalitesi artışı olarak yansıyacaktır. Enerji uzmanları, benzer ölçekli projelerin devreye girmesiyle birlikte yerel enerji üretim payının %50 barajını kalıcı olarak aşacağını öngörüyor.
Türkiye'nin Enerji Diplomasisi ve Tarihsel Arka Plan
Türkiye, son yirmi yılda enerji politikasını "kaynak çeşitliliği" ve "güzergah güvenliği" üzerine inşa etti. Geçmişte Rusya ve İran gibi ülkelerden yapılan fosil yakıt ithalatına dayalı model, günümüzde Suudi Arabistan ve Mısır gibi bölge ülkeleriyle yapılan stratejik yenilenebilir enerji iş birlikleriyle dönüşüm geçiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri, bu dönüşümün en somut diplomatik adımı olarak kayıtlara geçti.
Eski Enerji Bakanları ve sektör yetkilileri, Türkiye'nin coğrafi avantajını bir enerji köprüsü olarak kullanmasının önemini defalarca vurgulamıştı. Bugün imzalanan 12 farklı anlaşma, savunma sanayiinden yeşil enerjiye kadar geniş bir yelpazeyi kapsarken, Suudi şirketlerinin Türkiye'deki varlığı iki ülke arasındaki güven ortamının yeniden tesis edildiğini teyit ediyor. Sivas ve Karaman projeleri, bu güvenin ekonomik büyüme rakamlarına yansıyan ilk büyük ölçekli çıktıları olacaktır.