Haber Özeti: TBMM Genel Kurulu'nda TÜİK'in açıkladığı %4,84'lük Ocak ayı enflasyonu, iktidar ve muhalefet arasında sert tartışmalara neden oldu. Muhalefet verilerin sahte olduğunu ve emekli maaşlarının bu yolla düşük tutulduğunu savunurken, AK Parti verilerin şeffaf olduğunu ve en düşük emekli aylığının 20 bin TL'ye çıkarıldığını hatırlattı.
TÜİK Enflasyon Verileri Neden Tartışma Yarattı?
Türkiye Büyük Meclisi Genel Kurulu, Karayolları Trafik Kanunu teklifini görüşmek üzere toplansa da gündemin ana maddesi TÜİK tarafından açıklanan Ocak ayı enflasyon rakamları oldu. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, kurumun Kasım ve Aralık aylarında %1'in altında açıkladığı verilerin ardından Ocak ayında %4,84'lük bir sıçrama yaşanmasını sorguladı. Başarır, bu durumun özellikle memur ve emekli zamlarının belirlendiği kritik aylarda rakamların düşük tutulması anlamına geldiğini iddia ederek kurumu sert bir dille eleştirdi.
Geçmiş yıllardaki veri setlerine bakıldığında, 2024 ve 2025 yıllarının aynı dönemlerinde de benzer bir baz etkisi ve zam dönemleri öncesi veri farklılıkları kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açmıştı. Muhalefet kanadı, TÜİK verilerinin piyasa gerçekleriyle uyuşmadığını savunurken, bu durumun doğrudan vatandaşın alım gücünü etkilediğini vurguluyor. Özellikle mutfak enflasyonu ile resmi rakamlar arasındaki makasın açılması, Meclis kürsüsündeki tansiyonu yükselten temel unsur oldu.
AK Parti'den Enflasyon ve Emekli Maaşı Açıklaması Geldi mi?
Tartışmalar üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, kurumun bağımsız ve şeffaf bir çalışma düzenine sahip olduğunu belirterek iddiaları reddetti. Akbaşoğlu, hükümetin ekonomi programına güvenin tam olduğunu ve 2026 yılı sonunda enflasyonun %20'nin altına, 2027 yılında ise tek haneli rakamlara indirileceğini müjdeledi. Hükümet temsilcisi, Mehmet Şimşek yönetimindeki ekonomi modelinin küresel pandemi ve 6 Şubat depremi gibi ağır yüklerin ardından toparlanma sürecine girdiğini ifade etti.
Emekli maaşları konusundaki somut verilere de değinen Akbaşoğlu, 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyesine yükseltildiğini hatırlattı. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan artış oranları ile kıyaslandığında, bu yılki düzenlemelerin bütçe disiplini çerçevesinde maksimum seviyede tutulduğu mesajı verildi. Yapılan açıklamaya göre, maaş farklarının 4 Şubat itibarıyla hesaplara yatırılması bekleniyor.
Meclis'teki Gerginlik Vatandaşın Cebini Nasıl Etkileyecek?
Siyasi partiler arasındaki bu veri savaşı, aslında doğrudan milyonlarca çalışanın ve emeklinin yaşam standartlarını ilgilendiriyor. İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, vatandaşın kurumlara olan güveninin zedelendiğine dikkat çekerek, bu güvensizliğin piyasa fiyatlamalarına olumsuz yansıdığını belirtti. Meclis'teki bu tartışmalar, önümüzdeki dönemde yapılacak ek zam taleplerinin ve sosyal hakların takvimi açısından kritik bir öneme sahip.
Vatandaş açısından bakıldığında, resmi enflasyonun düşük çıkması maaş artış oranlarının da sınırlı kalması riskini taşıyor. Ancak iktidar kanadı, enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın piyasaya geç yansıdığını, Gabar ve Karadeniz'deki enerji kaynaklarının uzun vadede faturaları hafifleteceğini savunuyor. 2025 yılında doğalgaz ve akaryakıt fiyatlarında yaşanan küresel hareketlilik, Türkiye'nin iç piyasasındaki enflasyon baskısını canlı tutmaya devam ediyor.
Ekonomi Yönetiminin Tarihsel Hedefleri ve Süreç
Türkiye'de enflasyonla mücadele süreci, 2000'li yılların başındaki tek haneli istikrar döneminden sonra son birkaç yılda yeniden çift haneli yüksek seyirlere evrildi. Merkez Bankası ve Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen sıkılaşma politikaları, 2027 yılı için hedeflenen tek haneli enflasyonun temel taşlarını oluşturuyor. Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun geçmiş dönemlerdeki krizlerden çıkış stratejilerine yaptığı atıf, devletin kurumsal hafızasındaki mali disiplin vurgusunu yeniden hatırlatıyor.
Uzmanlar, enflasyonun düşüş trendine girmesi için sadece parasal önlemlerin değil, aynı zamanda kurumların veri güvenilirliği konusundaki toplumsal algısının da iyileştirilmesi gerektiğini belirtiyor. TÜİK üzerindeki tartışmaların son bulması, piyasalardaki beklenti yönetiminin başarısı için hayati bir adım olarak görülüyor. Meclis'teki bu son tartışma, 2026 yılı boyunca ekonomi politikalarının en hararetli başlığı olmaya devam edecek gibi görünüyor.