Haber Özeti: TÜİK'in açıkladığı 2025 verilerine göre Konya 966 bin 37 başla Türkiye'nin en çok büyükbaş hayvana sahip ili olurken, Yalova 13 bin 597 başla listenin sonunda yer aldı.
Türkiye'de en çok büyükbaş hayvan hangi ilde bulunuyor?
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan 2025 yılı hayvancılık verileri, Anadolu'nun üretim gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Konya, toplamda 966 bin 37 büyükbaş hayvan varlığıyla zirvedeki yerini sarsılmaz bir şekilde korumaya devam ediyor. Şehrin geniş meraları ve gelişmiş yem sanayisi, bu liderliğin sürdürülebilir kılınmasında en önemli faktör olarak dikkat çekiyor.
Listenin üst sıralarında Konya'yı takip eden şehirler ise üretimdeki çeşitliliği yansıtıyor. Ege'nin parlayan yıldızı İzmir, 929 bin 791 baş ile ikinci sırada yer alırken; Doğu Anadolu'nun hayvancılık merkezi Erzurum, 780 bin 675 başla üçüncü sıraya yerleşti. Bu veriler, modern besi hayvancılığı ile geleneksel mera hayvancılığının Türkiye ekonomisindeki dengesini açıkça gösteriyor.
Hayvancılık verileri geçen yıla göre neyi işaret ediyor?
Cumhuriyet tarihinden bu yana tarım ve hayvancılığın omurgasını oluşturan İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri, 2025 rakamlarında da baskınlığını hissettiriyor. Geçmiş yıllardaki istatistiklerle kıyaslandığında, hayvancılık faaliyetlerinin belirli sanayi ve mera odaklı illerde kümelendiği görülüyor. Örneğin, Ankara 666 bin ve Balıkesir 616 bin baş ile üst sıralardaki yerini koruyarak büyükşehirlerin et ve süt ihtiyacını karşılama noktasındaki stratejik önemini kanıtlıyor.
Üretimin en düşük olduğu iller ise coğrafi kısıtlılıklar ve kentleşme oranlarıyla dikkat çekiyor. Listenin sonunda 13 bin 597 başla yer alan Yalova'yı, 13 bin 668 başla Kilis ve 20 bin 98 başla Rize izliyor. Özellikle Karadeniz sahil şeridindeki düşük sayılar, engebeli arazi yapısının büyükbaş hayvancılık yerine küçükbaş veya kanatlı üretimine daha uygun olduğunu tarihsel bir veri olarak tekrar önümüze koyuyor.
Hayvancılık istatistikleri vatandaşı ve sofraları nasıl etkiler?
Bu rakamlar sadece birer istatistik değil, doğrudan market raflarındaki et ve süt ürünlerinin fiyat istikrarı anlamına geliyor. Üretimin Konya, Erzurum ve Kars gibi illerde yoğunlaşması, lojistik maliyetlerin son tüketiciye yansıması konusunda kritik bir veri sunuyor. Yerel üretim planlamasının bu veriler ışığında yapılması, gıda arz güvenliğinin sağlanması açısından hayati önem taşıyor.
Hayvancılık faaliyetlerinin bölgesel dağılımı, aynı zamanda kırsal kalkınmanın da anahtarı niteliğinde. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinin daha önceki dönemlerde vurguladığı üzere, hayvancılığın havza bazlı desteklenmesi stratejisi, bu verilerle doğrudan örtüşüyor. Vatandaş için bu durum, yerli üretimin desteklenmesiyle birlikte daha erişilebilir hayvansal protein kaynakları anlamına geliyor.
Bölgesel hayvancılık potansiyeli ve üretim planlaması
Türkiye'nin hayvancılık serüveni, 1950'li yıllardan bu yana meraların korunması ve modern ahır sistemlerine geçiş arasında bir denge arayışıyla geçti. Diyarbakır (578 bin) ve Aydın (516 bin) gibi illerin yüksek sayıları, hem sulu tarımın hem de iklim avantajının hayvancılıkla nasıl entegre edilebileceğini gösteriyor. Uzmanlar, verimliliğin sadece sayısal çoklukla değil, hayvan başına alınan süt ve et verimiyle ölçülmesi gerektiğini sık sık hatırlatıyor.
Kaynak: Yigit AKSÜT