Haber Özeti: Türkiye'de tarım ve ulaşımda makineleşmenin artmasıyla birlikte at, eşek ve katır gibi tek tırnaklı hayvanların sayısı son 20 yılda %68 ile %83 arasında büyük bir düşüş yaşadı. Buna karşın büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 75 milyonu aşarak artış eğilimini sürdürdü.
Türkiye'de at ve eşek sayısı neden bu kadar hızlı azaldı?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan güncel veriler, Anadolu coğrafyasının yüzyıllardır ayrılmaz parçası olan tek tırnaklı hayvanların sayısındaki sert düşüşü teyit etti. 2006 yılında Türkiye genelinde 204 binden fazla at ve 329 binden fazla eşek bulunurken, bugün bu rakamlar sırasıyla 65 bin ve 60 bin seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Bu büyük çaplı azalmanın temelinde kırsal alandaki hızlı mekanizasyon ve köylerden kente göç olgusu yatıyor.
Tarım arazilerinde geleneksel yöntemlerin yerini traktör ve modern ekipmanların alması, bu hayvanlara olan ihtiyacı minimize etti. Geçmişte taşımacılık ve tarla sürümünde kullanılan tek tırnaklı hayvanlar, günümüzde sadece çok kısıtlı bölgelerde veya turistik amaçlarla varlığını sürdürüyor. 1991 yılında toplam sayıları 1.6 milyonu aşan bu canlıların, 2026 yılına gelindiğinde toplamda 150 bin sınırının altına inmesi, bir devrin kapandığına işaret ediyor.
Hayvancılık verilerinde geçmişle bugünün kıyaslaması ne söylüyor?
İstatistiksel verilere bakıldığında, 2006 yılında 75 bin civarında olan katır sayısı, bugün %83'lük rekor bir düşüşle 12 bin 398'e kadar indi. At sayısındaki düşüş oranı %68, eşek sayısındaki kayıp ise %81 olarak kayıtlara geçti. Oysa aynı dönemde Türkiye'nin toplam canlı hayvan varlığında tam tersi bir grafik göze çarpıyor. 2006 yılında yaklaşık 43 milyon olan toplam canlı hayvan sayısı, bugün 75 milyon 583 bin 303'e yükselmiş durumda.
Bu veri setleri, Türkiye'nin hayvancılık modelinin "güç ve iş hayvanı" odaklı yapıdan "gıda ve üretim" odaklı yapıya evrildiğini kanıtlıyor. Sığır sayısının 17.5 milyona, koyun sayısının ise 46.6 milyona ulaşması, ekonomik değerin kırmızı et ve süt üretimine kaydığını gösteriyor. Kanatlı hayvan grubunda ise hindi ve kaz varlığı milyonlarla ifade edilmeye devam ederek hayvancılık ekonomisinin farklı kollarındaki canlılığı koruyor.
Tek tırnaklıların azalması kırsal hayatı nasıl etkiler?
Hayvan sayısındaki bu azalma, kırsal mimariden sosyal dokuya kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Özellikle dik yamaçlı bölgelerde veya makine girmeyen dar tarım alanlarında lojistik sorunların baş göstermesi kaçınılmaz hale geliyor. Uzmanlar, bu düşüşün biyolojik çeşitlilik ve geleneksel hayvancılık kültürü açısından birer kayıp olduğunu vurgularken, yerel gen kaynaklarının korunması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Manda varlığının 164 binde kalması ve deve sayısının sadece 1055 olarak kaydedilmesi de bu niş türlerin risk altında olduğunu gösteren diğer önemli parametreler arasında yer alıyor.
Vatandaş nezdinde ise bu durum, özellikle kırsal turizmde maliyetlerin artması ve geleneksel taşıma yöntemlerinin yerini pahalı akaryakıtla çalışan araçların alması anlamına geliyor. Eski Tarım Bakanlığı yetkililerinin geçmiş yıllarda yaptığı "Türkiye'de iş hayvanı devri kapanıyor" şeklindeki öngörüleri, bugün rakamsal bir gerçekliğe dönüşmüş vaziyette. Eşek ve at gibi canlıların azalması, aynı zamanda meraların kullanım biçimini de kökten değiştiriyor.
Türkiye'de tek tırnaklı hayvanların tarihsel serüveni
Anadolu, tarih boyunca atlı kültürlerin ve kervan yollarının merkezi oldu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında tarımsal üretimin %90'ı bu hayvanların gücüne dayanıyordu. Ancak 1950'li yıllardan itibaren Marshall Yardımları ile başlayan traktörleşme süreci, 2000'li yılların başında zirveye ulaşarak geleneksel yöntemleri büyük ölçüde tasfiye etti. Günümüzde ise sadece profesyonel atçılık veya sınırlı hayvancılık faaliyetleri dışında bu hayvanlar ekonomik döngünün dışına itilmiş durumda.