Haber Özeti: Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Antalya'da düzenlenen TUSAŞ 2026 Yönetim Zirvesi'ne katılarak Türkiye'nin savunma ve havacılıkta tam bağımsızlık vizyonunu yineledi. Zirve kapsamında Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda yerli kabiliyetlerin artırılmasına yönelik stratejik kararlar alındı.
TUSAŞ 2026 Yönetim Zirvesi’nde Neler Konuşuldu?
Antalya’nın ev sahipliği yaptığı TUSAŞ 2026 Yönetim Zirvesi, Türkiye'nin havacılık devinin önümüzdeki dönem yol haritasını netleştirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, kurumun stratejik rotasının belirlendiği toplantıda Türk mühendisliğinin ve alın terinin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin savunma sanayiinde dışa bağımlılığı minimize eden hamleleri, bu zirvenin ana eksenini oluşturdu.
Savunma sanayiinde yerlilik oranının 2000'li yılların başında %20 seviyelerindeyken günümüzde %80 bandını aşması, zirvedeki motivasyonun temel kaynağı oldu. Bakan Kacır, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, kritik teknolojilerin tamamen yerli imkanlarla inşa edilme sürecinin kesintisiz süreceğini ifade etti. Bu durum, Türkiye'nin sadece kullanıcı değil, oyun kurucu bir teknoloji gücü olma iddiasını pekiştiriyor.
Kritik Teknolojilerde Tam Bağımsızlık Ne Anlama Geliyor?
Tam bağımsızlık vizyonu, özellikle ambargo ve kısıtlamaların yoğunlaştığı küresel konjonktürde Türkiye'nin KAAN, HÜRJET ve GÖKBEY gibi platformları kendi motor ve alt sistemleriyle uçurması anlamına geliyor. Geçtiğimiz yıl havacılık ihracatında rekor kıran TUSAŞ, 2026 stratejisiyle bu başarıyı kalıcı hale getirmeyi hedefliyor. 2023 yılında havacılık ve uzay sanayii ihracatının 5,5 milyar doları aşması, 2026 hedeflerinin rasyonel bir zemine oturduğunu kanıtlıyor.
Bakanlık nezdinde yürütülen projelerle havacılık ekosisteminin KOBİ düzeyine kadar yayılması amaçlanıyor. Bu strateji, sadece büyük sistem üreticilerini değil, alt bileşen üreten yerli firmaların da küresel tedarik zincirine entegre olmasını sağlayacak. Milli Teknoloji Hamlesi çerçevesinde geliştirilen bu model, nitelikli istihdamın artmasına ve beyin göçünün tersine dönmesine doğrudan katkı sunuyor.
Vatandaş Bu Gelişmelerden Nasıl Etkilenecek?
Savunma ve havacılık alanındaki bu devasa yatırımlar, vatandaşın günlük hayatına teknolojik yetkinlik ve ekonomik katma değer olarak dönüyor. Yerli teknolojilerin gelişmesi, ithal girdi maliyetlerini düşürürken Türkiye'nin cari açık ile mücadelesinde stratejik bir kalkan görevi görüyor. Ayrıca savunma sanayiinde geliştirilen kompozit malzeme ve yazılım teknolojileri, sivil sanayi dallarına da transfer edilerek endüstriyel dönüşümü tetikliyor.
TUSAŞ gibi dev kurumların büyümesi, binlerce genç mühendis ve teknisyen için yeni iş sahaları anlamına geliyor. 2026 vizyonuyla birlikte üniversite-sanayi iş birliğinin daha da güçleneceği, gençlerin yerli projelerde yer alarak küresel standartlarda tecrübe kazanacağı bir dönem öngörülüyor. Yerli savunma sistemlerinin başarısı, aynı zamanda ulusal güvenlik algısını pekiştirerek toplumsal refahın sürdürülebilirliğine hizmet ediyor.
Milli Teknoloji Hamlesi’nin Tarihsel Süreci
Türkiye'nin teknoloji yolculuğu, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası maruz kalınan ambargolarla tetiklenen ASELSAN ve TUSAŞ gibi kurumların kuruluşuyla kökleşti. 2004 yılındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında alınan "yerli üretim" kararı, bugünkü başarıların mimarı oldu. Eski Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir döneminde temelleri sağlamlaştırılan bu vizyon, bugün Bakan Mehmet Fatih Kacır koordinasyonunda daha geniş bir teknoloji yelpazesine yayılıyor.
Geçmişte dışarıdan alınan insansız hava araçlarının dahi bakımında sorun yaşayan Türkiye, bugün dünyanın en büyük SİHA ihracatçılarından biri konumuna geldi. TUSAŞ'ın 2026 zirvesinde belirlediği hedefler, bu tarihsel birikimin bir sonucu olarak Türkiye'nin küresel teknoloji liginde üst sıralara tırmanma kararlılığını temsil ediyor. Yerli ve milli üretim, sadece askeri değil, ekonomik bir özgürlük ilanı olarak kabul ediliyor.