Haber Özeti: Yemen, ekonomik ve kurumsal olarak Körfez İşbirliği Konseyi'ne eklemlenmek amacıyla Suudi Arabistan merkezli bir geçiş süreci planlıyor. Başkan Raşad el-Alimi tarafından önerilen 'Körfez Marshall Planı', ülkenin yeniden inşasını ve bölgesel entegrasyonu hedefliyor.
Yemen Körfez İşbirliği Konseyi'ne nasıl katılacak?
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Raşad el-Alimi, 62. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında yaptığı açıklamalarda, Yemen'in Körfez sistemine entegrasyonunun Suudi Arabistan üzerinden gerçekleşeceğini net bir dille ifade etti. Ülkesinin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) kurumlarına katılımını kademeli olarak genişletmeyi hedeflediklerini belirten Alimi, bu sürecin stratejik bir ortaklık ve kurumsal uyum gerektirdiğini dile getirdi.
Yemen'in vizyonunun KİK ülkeleriyle tam uyumlu olduğunu kaydeden Alimi, iç uzlaşmanın ve mezhepçi eğilimlerin suç sayılmasının sürdürülebilir bir entegrasyon için temel taşlar olduğunu savundu. 2026 yılı itibarıyla bölgedeki güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bu dönemde, Yemen'in istikrarının tüm Körfez coğrafyasının güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğu gerçeği bir kez daha uluslararası kamuoyunun gündemine taşındı.
Körfez Marshall Planı nedir ve neler vadediyor?
Alimi'nin önerdiği Körfez Marshall Planı, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'nın yeniden inşasını sağlayan tarihi modele atıfta bulunarak, Yemen'in kalkınmasını Körfez sermayesi ve vizyonuyla birleştirmeyi amaçlıyor. Bu plan kapsamında, Suudi Arabistan'ın halihazırda yürüttüğü Yemen Kalkınma ve Yeniden İnşa Programı'ndan (SDRPY) azami ölçüde yararlanılması ve bu tecrübenin tüm Körfez ülkelerine yayılması hedefleniyor. Geçtiğimiz yıl bölgeye yapılan milyarlarca dolarlık insani yardımların, bu yeni planla birlikte kalıcı altyapı yatırımlarına dönüşmesi bekleniyor.
Riyad yönetimini "iyileşme süreci için vazgeçilmez bir ortak" olarak tanımlayan Alimi, Suudi Arabistan'ın bölgesel düzeni yeniden şekillendirme noktasında stratejik bir merkez olduğunu vurguladı. Tarihsel süreçte Yemen ve KİK arasındaki ilişkiler inişli çıkışlı bir seyir izlese de, 2026 konjonktüründe ekonomik bağımlılık ve güvenlik kaygıları, tarafları daha önce hiç olmadığı kadar birbirine yakınlaştırmış durumda. Bu hamle, Yemen'in sadece bir savaş alanı değil, bölgesel bir ekonomik aktör olma çabasının somut bir göstergesidir.
Yemen'in istikrarı Türkiye ve bölge vatandaşlarını nasıl etkiler?
Yemen'deki herhangi bir istikrarsızlık, küresel enerji yollarından biri olan Babul Mendeb Boğazı üzerindeki baskıyı artırarak dünya ticaretinde maliyetlerin yükselmesine neden oluyor. Alimi'nin önerdiği entegrasyonun sağlanması, Kızıldeniz hattındaki güvenliğin tesisi anlamına geliyor ki bu durum doğrudan enerji fiyatları ve lojistik maliyetleri üzerinden vatandaşın cebine yansıyor. Bölgesel bir uzlaşı, mülteci hareketliliğinin azalması ve ekonomik refahın Ortadoğu geneline yayılması için kritik bir öneme sahip.
Uzmanlar, Yemen'in KİK'e tam üye olmasının kısa vadede teknik ve ekonomik standartlar nedeniyle zor olduğunu ancak "dereceli katılım" stratejisinin en mantıklı yol olduğunu belirtiyor. Geçmişte Birleşmiş Milletler temsilcilerinin de vurguladığı üzere, Yemen'de kalıcı barışın yolu sadece siyasi müzakerelerden değil, halkın refah düzeyini artıracak bu tarz makro ekonomik entegrasyon projelerinden geçiyor. Alimi'nin bu çıkışı, Yemen'in artık dış yardımla yaşayan bir ülke değil, Körfez ekonomisinin bir parçası olma iradesini ortaya koyuyor.
Yemen ve Körfez İşbirliği Konseyi ilişkilerinin arka planı
Yemen, 1981 yılında kurulan Körfez İşbirliği Konseyi'ne coğrafi ve kültürel yakınlığına rağmen, ekonomik farklılıklar ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle bugüne kadar tam üye olamadı. Ancak 2000'li yılların başından itibaren bazı teknik komitelere ve spor organizasyonlarına dahil edilerek bir yakınlaşma süreci başlatılmıştı. Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu ile bölgeyi bir ekonomik çekim merkezi haline getirme hedefi, Yemen'in bu sisteme entegre edilmesini stratejik bir zorunluluk haline getirdi.