Haber Özeti: Batman'dan İstanbul'a yapılan doğrudan uçuşların 4.769 TL'ye ulaşması, aynı rotayı kullanarak Londra veya Münih'e gitmenin çok daha ucuz olması nedeniyle büyük tepki topladı. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, aktarmalı İstanbul biletlerinin 12.000 TL'yi bulduğunu belirterek ulaştırma politikalarını eleştirdi.
Batman-İstanbul uçuşu neden Londra'dan daha pahalı?
Türkiye'de iç hat uçuş maliyetlerinin geldiği nokta, bölge halkı ve siyasiler tarafından mercek altına alındı. 2 Şubat tarihli uçuş verilerine göre Batman'dan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na doğrudan uçmanın bedeli 4.769 TL olarak belirlenirken, aynı uçakla aktarmalı olarak Münih'e gitmek 2.938 TL, Londra'ya gitmek ise 3.372 TL seviyesinde seyrediyor. Bu fiyatlandırma algoritması, yerel yolcunun kendi ülkesi içinde seyahat etmek için yurt dışı biletinden daha fazla ödeme yapması anlamına geliyor.
Havacılık sektöründe dinamik fiyatlandırma adı verilen ve uçak doluluk oranına göre artan sistem, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde ciddi bir mağduriyet yaratıyor. Geçmiş yıllarda tavan fiyat uygulamasıyla kontrol altında tutulmaya çalışılan iç hat bilet fiyatları, artan maliyetler ve talep yoğunluğuyla birlikte kontrol edilemez bir noktaya ulaştı. 2023 yılında 2.500 TL seviyelerinde olan tavan fiyat tartışmaları, bugün 12.000 TL'ye dayanan aktarmalı bilet fiyatları karşısında anlamını yitirmiş durumda.
Uçak biletlerindeki fahiş artış vatandaşı nasıl etkiliyor?
Yüksek bilet fiyatları özellikle acil durumu olan, hastası veya cenazesi bulunan vatandaşları doğrudan vuruyor. Son dakika alınan biletlerde fiyatların astronomik seviyelere çıkması, demiryolu ve karayolu alternatiflerinin de sınırlı olduğu bölgelerde ulaşımı bir lüks haline getiriyor. Mehmet Emin Ekmen, bu durumu halkın cezalandırılması olarak nitelerken, özellikle tek bir havayolu şirketinin domine ettiği rotalarda rekabetin olmamasının fiyatları yukarı çektiğini savunuyor.
Havacılık piyasasında rekabet hukukunun işletilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, belirli bir doluluk oranından sonra biletlerin hangi baremlerden satıldığının şeffaf olması gerektiğini belirtiyor. Yurt içi uçuşlarda uygulanan vergiler ve yer hizmetleri maliyetleri eklenince ortaya çıkan tablo, vatandaşı ekonomik olarak zorlarken ulaşım hakkının kısıtlanması riskini de beraberinde getiriyor.
Hükümet ve Rekabet Kurumu bu duruma ne diyor?
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, geçmişte havayolu şirketleriyle tavan fiyat konusunda mutabakata varmış olsa da bu sınırın sadece belirli sınıf biletleri kapsaması fahiş fiyatların önüne geçemedi. Mehmet Emin Ekmen; Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle'ye seslenerek bu şeffaf olmayan fiyat politikasının durdurulması çağrısında bulundu. Rekabetin olmadığı hatlarda vatandaşın tekel fiyatlarına mahkum edilmesi, serbest piyasa ilkeleriyle de çelişiyor.
Tarihsel sürece bakıldığında Türkiye'de sivil havacılığın serbestleştiği 2003 yılından bu yana "hava yolu halkın yolu" sloganıyla hareket edilmişti. Ancak son yıllarda artan yakıt maliyetleri ve döviz kuru etkisiyle birlikte, iç hat uçuşları tekrar toplumun üst gelir grubuna hitap eden bir ulaşım aracına dönüşme tehlikesi yaşıyor. Uçuş firmalarının CEO'larına yapılan şeffaflık çağrısı, bilet satış süreçlerindeki karanlık noktaların aydınlatılması açısından kritik önem taşıyor.
Havacılıkta fiyatlandırma mantığı ve rekabetin tarihçesi
Türkiye'de iç hat havacılık sektörü, 2000'li yılların başından itibaren büyük bir atılım yaparak uçuş ağını genişletti. Ancak bu süreçte Türk Hava Yolları ve diğer özel şirketlerin bazı illerde tekelleşmesi, fiyat dengesizliğini de beraberinde getirdi. Batman gibi stratejik noktalarda sefer sayısının azlığı ve alternatif ulaşım kanallarının yetersizliği, havayolu şirketlerinin elini güçlendirirken yolcunun pazarlık gücünü elinden alıyor.
Geçmişte benzer tartışmalar Diyarbakır ve Van uçuşları için de yapılmış, bölge milletvekillerinin baskısıyla ek seferler konularak fiyatlar bir nebze olsun dengelenmişti. Günümüzde ise enflasyonist ortam ve operasyonel giderlerin artışı, havayolu şirketlerinin karlılık odaklı politikalarını daha sert uygulamasına yol açıyor. Yetkililerin bu konuda kalıcı bir regülasyon getirmemesi halinde, iç hatlardaki bu dengesizliğin artarak devam edeceği öngörülüyor.