Haber Özeti: MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi için AİHM kararlarına işaret ederken, Abdullah Öcalan için tartışılan 'umut hakkı' konusunda Cumhur İttifakı içinde tam bir görüş birliği olduğunu vurguladı.
Selahattin Demirtaş Tahliye mi Edilecek?
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, hukuk normlarının ve uluslararası sözleşmelerin gerekliliklerine dikkat çekerek Selahattin Demirtaş'ın hukuki durumuna dair önemli bir kapı araladı. Yıldız, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen ihlal kararlarının bağlayıcılığına atıfta bulunarak, mahkemelerin bu kararlar doğrultusunda tahliye yönünde adım atması gerektiğini ifade etti.
Siyaset kulislerini hareketlendiren bu açıklama, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin grup toplantısındaki 'Demirtaş yuvasına dönünceye kadar' sözleriyle başlayan yeni dönemin hukuki altyapısını oluşturuyor. Geçmişte sert eleştirilerin odağında olan tahliye taleplerinin, bugün bizzat MHP kurmayları tarafından hukuki bir gereklilik olarak dile getirilmesi, Ankara'daki siyasi iklimin köklü bir değişimden geçtiğini kanıtlıyor.
Öcalan İçin Umut Hakkı Yasallaşacak mı?
MHP cephesinden gelen mesajlar sadece Demirtaş ile sınırlı kalmayıp, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan için konuşulan umut hakkı meselesini de kapsıyor. Feti Yıldız, bu hassas konuda Cumhur İttifakı bileşenleri arasında herhangi bir fikir ayrılığı yaşanmadığını belirterek, sürecin hukuki bir çerçeve metniyle yürütüleceğini müjdeledi. 2026 yılının ilk çeyreğinde tamamlanması beklenen bu yasal düzenlemeler, Türkiye'nin son 40 yılına damga vuran terör sorununu kökten çözmeyi hedefliyor.
Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 'umut hakkı' kavramı siyasetin gündeminde dahi yer bulamazken, bugün TBMM çatısı altında kurulan komisyonlarda somut bir takvime bağlanmış durumda. Yıldız'ın açıklamalarına göre, nisan ayından önce tamamlanması planlanan çerçeve metni, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarıyla tam uyumlu bir yapıda kurgulanacak.
Terörsüz Türkiye Süreci Vatandaşı Nasıl Etkileyecek?
Siyasetin tepesindeki bu hamleler, sokaktaki vatandaş için sadece hukuki birer terim olmanın ötesinde, bölgesel güvenlik ve ekonomik istikrar anlamına geliyor. Terörün sona ermesiyle birlikte iç güvenlik harcamalarının azalması ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerine yapılacak yatırımların önünün açılması bekleniyor. Feti Yıldız'ın vurguladığı 'bölgesel güvenlik mimarisi', Türkiye'nin sınır ötesindeki operasyon yükünü hafifleterek toplumsal huzuru kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor.
Hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak atılacak bu adımlar, Türkiye'nin uluslararası arenadaki demokratik imajını da güçlendirecektir. Vatandaşlar için bu süreç, yıllardır süregelen kutuplaşmanın yerini 'Milli Dayanışma' ruhuna bırakması ve toplumsal barışın hukuki güvence altına alınması demektir.
Sürecin Tarihsel Arka Planı ve Uzman Görüşü
Türkiye'de 'umut hakkı' ve siyasi tutukluların durumu, 1990'lı yıllardan bu yana Avrupa Konseyi ile yürütülen ilişkilerin en sancılı maddelerinden biri olmuştur. Daha önce eski Adalet Bakanlarının 'yargı bağımsızlığı' üzerinden yaptığı değerlendirmeler, bugün yerini Devlet Bahçeli'nin 'Terörsüz Türkiye' vizyonu çerçevesinde stratejik bir devlet projesine bırakmıştır. Uzmanlar, AİHM kararlarının uygulanmasının sadece bir hukuk şartı değil, aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarına dönüş sinyali olduğunu belirtiyor.
MHP'li Yıldız'ın 'Nisan ayı geç bir ay' vurgusu, yasama sürecinin hızlandırılacağını ve bahar aylarıyla birlikte Türkiye'nin yeni bir hukuki döneme gireceğini işaret ediyor. Bu durum, 2024 ve 2025 yıllarında yaşanan hukuki tıkanıklıkların aşılması adına atılmış en somut adım olarak kayıtlara geçiyor.