İstanbul
Açık
weather
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
46,6227 %0.11
53,0181 %-0.12
6.017,95 -0,19
Yuva Portal Gündem Venezuela'daki 7.5'lik Depremde Uçakta Dehşet Anları

Venezuela'daki 7.5'lik Depremde Uçakta Dehşet Anları

Venezuela'da peş peşe yaşanan 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki depremler sırasında kalkışa hazırlanan bir yolcu uçağında büyük panik yaşandı. Havalimanında uçuşlar durdurulurken, bölgede olağanüstü hal ilan edildi.

Kaynak: Habermerkezi
Okunma Süresi: 5 dk

Haber Özeti: Venezuela'da 39 saniye arayla meydana gelen 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki depremler, başkent Karakas'ta kalkışa hazırlanan bir uçakta büyük paniğe neden oldu. Havalimanı altyapısının ağır hasar görmesiyle tüm uçuşlar iptal edilirken ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildi.

Venezuela Depreminde Uçak İçindeki Yolcular Ne Yaşadı?

Venezuela'nın başkenti Karakas'ta bulunan Maiquetia Uluslararası Havalimanı, havacılık tarihine geçecek korkutucu dakikalara sahne oldu. Apronda kalkış sırası bekleyen bir yolcu uçağı, merkez üssü Moron kenti olan 7.5 büyüklüğündeki sarsıntının yüzeye ulaşmasıyla şiddetle sağa sola savrulmaya başladı. Kabin içindeki baş üstü dolaplarının büyük bir gürültüyle sarsılması ve dışarıdaki yer hizmetleri araçlarının beşik gibi sallanması, yolcuların yaşadığı çaresizliği gözler önüne serdi. Uçakların yanal sarsıntılara karşı esnek bir gövde yapısına sahip olması olası bir kırılmayı önlese de, dar alanda yakalanılan sarsıntı büyük bir psikolojik travma yarattı.

Ülkeyi derinden sarsan felaket, 39 saniye arayla peş peşe gelen 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki iki yıkıcı şokla kendini gösterdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin ilk belirlemelerine göre, sarsıntının dalga boyu o kadar yüksekti ki komşu ülkeler Kolombiya ve Brezilya'nın Amazon bölgelerinden dahi net bir şekilde hissedildi. Benzer şiddetteki depremlerin geniş bir alana yayılması, sismik enerjinin yüzeye çok yakın bir noktada boşaldığını kanıtlıyor. Devasa sarsıntı, milyonlarca insanın hayatını saniyeler içinde büyük bir belirsizliğe sürükledi.

Maiquetia Havalimanı'ndaki Hasar Boyutu Uçuşları Nasıl Etkiledi?

Ana sarsıntının hemen ardından Simon Bolivar Havalimanı terminal binasında tavan kaplamalarının çökmesi ve duvarların yıkılması, ulaşım altyapısının aldığı ağır darbeyi ortaya çıkardı. Güvenlik birimleri terminaldeki panik halindeki yolcuları hızla açık alanlara tahliye ederken, tüm iç ve dış hat uçuşları süresiz olarak iptal edildi. 1999 yılında yaşanan ve on binlerce kişinin hayatını kaybettiği Vargas trajedisinden bu yana, Karakas ve çevresindeki sivil havacılık altyapısı ilk kez bu denli büyük bir sismik testten geçmiş oldu. Terminal binalarının aldığı yapısal hasar, onarım sürecinin haftalarca sürebileceğine işaret ediyor.

Sivil havacılık uzmanları, yerdeki uçakların deprem anında pistte veya apronda olmasının, uçuş halindeki bir uçağa göre çok daha büyük riskler barındırdığını vurguluyor. Uçak iniş takımlarının yatay eksendeki şiddetli şok dalgalarına karşı limitli bir dayanıklılığı bulunuyor. Eğer sarsıntı uçağın hızlandığı kalkış koşusu sırasında yaşansaydı, uçağın pistten çıkması ve çok daha büyük bir facianın yaşanması kaçınılmaz olacaktı. Yolcu uçağının park halinde beklemesi, potansiyel bir havacılık felaketinin önüne geçmiş oldu.

7.5 Büyüklüğündeki Deprem Bölge Halkını Nasıl Etkileyecek?

Hükümetin ülke genelinde olağanüstü hal ilan etmesi, krizin sadece bir altyapı sorunu olmadığını, milyonlarca vatandaşı doğrudan vuran bir ulusal güvenlik meselesine dönüştüğünü gösteriyor. Karakas ve çevresindeki yapı stoğunun önemli bir kısmı, geçmiş yıllardaki ekonomik krizler nedeniyle gerekli güçlendirme çalışmalarından mahrum kalmıştı. Şimdi binlerce aile, artçı sarsıntı tehlikesi sebebiyle hasarlı evlerine giremiyor ve geceyi açık alanlarda geçirmek zorunda kalıyor. Gıda ve temiz su tedarik zincirinde yaşanacak olası kopmalar, önümüzdeki günlerde halkın hayatta kalma mücadelesini daha da zorlaştıracak.

Bölgede başlatılan geniş çaplı arama kurtarma çalışmaları, enkaz altında kalanları kurtarmak için zamana karşı büyük bir yarışa dönüştü. Geçen yıl dünya genelinde meydana gelen benzer şiddetteki depremlerin istatistikleri, ilk yetmiş iki saatin hayatta kalma oranları açısından kritik olduğunu gösteriyor. Yetkililerin halkı hasarlı binalardan uzak durmaları konusunda uyarması, artçı şokların yıkıcı etkisini minimuma indirmeyi hedefliyor. Toplumun kriz sürecinde dayanışma içinde hareket etmesi, yaraların sarılmasında en hayati rolü üstlenecek.

Bölgedeki Sismik Hareketliliğin Tarihsel Arka Planı Nedir?

Güney Amerika kıtası, Pasifik Ateş Çemberi'nin doğu sınırını oluşturan Nazca ve Güney Amerika tektonik plakalarının sürekli çarpışma halinde olduğu son derece aktif bir fay hattı üzerinde yer alıyor. Venezuela'nın kuzey kıyıları, Karayip plakası ile Güney Amerika plakasının sürtünme noktasında bulunması sebebiyle tarih boyunca yıkıcı tektonik hareketlere sahne oldu. Bölgede 1812 yılında meydana gelen ve Karakas'ı neredeyse tamamen haritadan silen büyük deprem, coğrafyanın ne kadar tehlikeli bir sismik geçmişe sahip olduğunu acı bir şekilde hatırlatıyor. Yüzlerce yıldır biriken devasa yer altı enerjisi, doğanın zamanı geldiğinde kendi kurallarını acımasızca işlettiğinin en net göstergesi.

Yer bilimciler, birbirini izleyen ikiz deprem karakteristiğinin, bölgedeki fay hatlarının birbirini tetikleme potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu kanıtladığını belirtiyor. Fay üzerindeki stres transferi mekanizması, birinci sarsıntının hemen ardından kırılmayan komşu segmentleri zorlayarak ikinci büyük şoku doğurdu. Günümüzde inşaat mühendisliği her ne kadar ilerlemiş olsa da, sismik izolasyon teknolojilerinin yetersiz kullanıldığı bölgelerde devasa sarsıntıların faturası her zaman ağır oluyor. Bilim insanlarının geçmişten günümüze yaptığı tüm uyarılar, doğayla mücadele etmek yerine ona uyum sağlayan dirençli şehirler kurmanın tek çıkış yolu olduğunu bir kez daha doğruluyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *