İstanbul
Parçalı bulutlu
weather
5°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,4857 %0.03
51,4166 %0.22
6.911,88 6,28
Yuva Portal Son Dakika Türkiye'de 100 bin çocuk kayboldu iddiası yalanlandı

Türkiye'de 100 bin çocuk kayboldu iddiası yalanlandı

Sosyal medyada infiale neden olan 'Türkiye'de son 8 yılda 100 bin çocuk kayboldu' iddiaları hakkında Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nden net bir açıklama geldi. TÜİK verilerinin çarpıtıldığını vurgulayan yetkililer, kamuoyunu manipülasyona karşı uyardı.

Kaynak: Habermerkezi
Okunma Süresi: 3 dk

Haber Özeti: Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Türkiye'de her yıl 10 bin çocuğun kaybolduğu ve toplamda 100 bin çocuğa ulaşılamadığı yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğunu, paylaşılan rakamların aslında müracaat sonrası bulunan çocukları kapsadığını duyurdu.

Türkiye'de 100 bin çocuk kayboldu iddiası doğru mu?

Sosyal medya platformlarında hızla yayılan ve toplumda derin bir endişeye yol açan Türkiye'de 100 bine yakın çocuğun kaybolduğu iddiaları resmi makamlarca yalanlandı. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından yapılan açıklamada, söz konusu rakamların Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinin bağlamından koparılarak ve çarpıtılarak servis edildiği belirtildi. Kamuoyunda korku iklimi oluşturmaya yönelik bu paylaşımların gerçeği yansıtmadığı net bir dille ifade edildi.

Yetkililer, bahsi geçen istatistiklerin aslında kolluk kuvvetlerine yapılan kayıp müracaatlarını ve bu müracaatlar sonucunda güvenli bir şekilde bulunan çocukları temsil ettiğini vurguladı. Dolayısıyla, 100 bin rakamı bulunamayan çocukları değil, tam tersine devletin titiz çalışmalarıyla ailesine veya ilgili kurumlara teslim edilen çocukları kapsıyor. Resmi makamlar, bulunamayan çocuk sayısına dair bu tür fahiş bir istatistiğin hiçbir devlet kurumunun kayıtlarında yer almadığının altını çizdi.

TÜİK çocuk verileri ne anlama geliyor?

Geçmiş yıllardaki istatistiksel süreçlere bakıldığında, TÜİK verilerinin özellikle güvenlik birimlerine gelen ihbarların sonucunu raporladığı görülmektedir. Örneğin, 2023 ve 2024 yıllarında da benzer dezenformasyon dalgaları yaşanmış, ancak yapılan incelemelerde kayıp başvurusu yapılan çocukların çok büyük bir bölümünün 24 saat içerisinde bulunduğu kayıtlara geçmiştir. İstatistiklerdeki sayısal yoğunluğun temel sebebi, evden kısa süreliğine ayrılan veya kaçan çocukların sisteme giriş-çıkış yapmasından kaynaklanan sirkülasyondur.

Devletin ilgili birimleri, kayıp ve bulunamayan çocuk sayısı başlığı altında kamuoyuna sunulan manipülatif verilerin, toplumun kurumlara olan güvenini sarsmayı hedeflediğini bildirdi. 2026 yılı itibarıyla dijital güvenlik ve takip sistemlerinin daha da gelişmesiyle birlikte, kaybolan çocukların bulunma oranlarında geçmişe oranla ciddi bir ivme yakalandığı da bilinen bir gerçektir. Bu durum, iddiaların aksine güvenlik mekanizmalarının etkinliğini kanıtlar niteliktedir.

Vatandaşlar dezenformasyona karşı ne yapmalı?

Bu tür iddialar özellikle ebeveynler üzerinde doğrudan psikolojik bir baskı ve güvenlik kaygısı oluşturmaktadır. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, 2024 yılında da aynı içeriklerin yalanlanmasına rağmen tekrar dolaşıma sokulmasını kasıtlı bir operasyon olarak nitelendirdi. Vatandaşların, kaynağı doğrulanmamış dijital içeriklere ve anonim hesaplardan paylaşılan 'korkutucu' rakamlara itibar etmemesi büyük önem taşıyor.

Siber güvenlik uzmanları ve hukukçular, bu tarz asılsız bilgilerin yayılmasının toplumsal huzuru bozma suçu kapsamında değerlendirilebileceğini hatırlatıyor. Ailelerin, çocuk güvenliği konusunda endişeye kapılmadan önce resmi devlet kanallarından ve valiliklerden gelecek bilgilendirmeleri takip etmesi, dezenformasyonun yayılmasını engellemek adına en somut adım olacaktır.

Dezenformasyonla mücadelenin tarihsel süreci

Türkiye'de dezenformasyonla mücadele, dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte stratejik bir öncelik haline geldi. Özellikle İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan özel merkezler, toplumsal olaylarda yayılan asılsız iddialara anlık müdahale ederek bilgi kirliliğinin önüne geçmeyi hedefliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, daha önceki açıklamalarında hakikat merkezli bir iletişim dilinin önemine sık sık dikkat çekmiş ve 'hakikat ötesi' (post-truth) dönemin tehlikelerine karşı vatandaşları uyarmıştı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *