Haber Özeti: Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulan 100 milyar liralık yeni finansman paketi, imalat sanayisindeki işletmelere 6 ay ödemesiz, toplam 36 ay vadeli düşük maliyetli kredi imkanı sunarak üretim ve istihdamı korumayı hedefliyor.
YENİ FİNANSMAN PAKETİ ÜRETİCİYE NE GİBİ AVANTAJLAR SAĞLIYOR?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 100 milyar TL tutarındaki finansman paketi, küresel piyasalarda yaşanan talep dalgalanmaları ve artan maliyet baskıları karşısında sanayiciye stratejik bir kalkan sunuyor. Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Başkanı Mehmet Akıncı, işletmelerin en temel ihtiyacı olan öngörülebilirlik ve sürdürülebilir nakit akışı için bu hamlenin kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor.
Paketin içeriğinde yer alan 6 aylık geri ödemesiz dönem ve 36 aya yayılan vade yapısı, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı duyan firmaların finansal yükünü hafifletmeyi amaçlıyor. Kredi kefalet mekanizmasıyla desteklenen bu sistem, teminat bulmakta zorlanan KOBİ'lerin de düşük maliyetli kaynağa hızlıca erişmesine olanak tanıyor.
GEÇMİŞ YILLARA GÖRE KREDİ KOŞULLARINDA NELER DEĞİŞTİ?
Geçtiğimiz yılın aynı döneminde uygulanan sıkılaşma politikaları ve yükselen faiz oranları nedeniyle sanayicinin finansmana erişim maliyeti %40-50 bandına kadar çıkmıştı. Yeni açıklanan bu paket, piyasa koşullarının altında bir maliyet yaklaşımı benimseyerek reel sektörün finansman yükünü 2024 ve 2025 yılı ortalamalarının altına çekmeyi hedefliyor.
Türkiye'nin üretim merkezi Gaziantep gibi ihracat odaklı şehirlerde, üretim kapasitesinin korunması için bu tür hacimli destekler hayati önem taşıyor. Geçmişteki benzer teşvik paketleriyle karşılaştırıldığında, bu yeni programın istihdamını koruyan işletmelere ilave avantajlar sunması, sosyal ekonominin dengelenmesi açısından daha kapsayıcı bir model ortaya koyuyor.
SANAYİCİ VE VATANDAŞ BU DESTEKTEN NASIL ETKİLENECEK?
Finansmana erişimin kolaylaşması, doğrudan fabrikaların çarklarının dönmesi ve siparişlerin zamanında teslim edilmesi anlamına geliyor. Üretim bandındaki süreklilik, raflardaki ürün arzının korunmasını sağlayarak dolaylı yoldan enflasyonla mücadeleye ve vatandaşın alım gücünün stabilize edilmesine katkı sağlıyor.
Özellikle imalat sanayisindeki tedarik zincirinin aksamaması, Türkiye'nin küresel pazardaki rekabetçiliğini artırırken, istihdamın kalıcı hale gelmesini sağlıyor. Sanayiciler, bürokratik engellerin minimuma indirilmesi durumunda bu kaynağın kısa sürede yatırıma ve yeni iş kapılarına dönüşeceğini öngörüyor.
TÜRKİYE'DE İMALAT SANAYİ DESTEKLERİNİN TARİHSEL SÜRECİ
Türkiye ekonomisi, son on yılda üretim odaklı büyüme stratejisi kapsamında KGF (Kredi Garanti Fonu) ve benzeri mekanizmalarla sanayicisini sık sık destekledi. 2020 pandemi dönemindeki can suyu kredilerinden bu yana en kapsamlı paketlerden biri olan bu adım, yerli üretimin teknolojik dönüşümünü de destekleyecek bir vizyon taşıyor.
Ekonomi yönetiminin geçmişte vurguladığı "yatırım, üretim, istihdam ve ihracat" odaklı büyüme modeli, bu 100 milyar liralık paketle perçinleniyor. Uzmanlar, imalat sanayinin GSYH içerisindeki payını artırmak için finansal desteklerin yanı sıra dijital dönüşümün de bu kredilerle finanse edilmesi gerektiğini belirtiyor.