Haber Özeti: TBMM'ye sunulan kanun teklifiyle 25 yaş ve üzeri araçların hurdaya ayrılması karşılığında, Türkiye'de üretilen yeni araçlarda ÖTV muafiyeti sağlanması planlanıyor. Şu an komisyon aşamasında olan düzenleme, özellikle yerli üretim modellerde %40 yerlilik oranı şartıyla otomobil sahibi olmayı kolaylaştırmayı hedefliyor.
Hurda teşviki 2026 yılında yürürlüğe girdi mi?
Türkiye'de trafikteki araç yaş ortalamasının 14,2 seviyesine yükselmesiyle birlikte, ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtların yenilenmesi bir zorunluluk haline geldi. TBMM gündemine taşınan yeni kanun teklifi, 25 yaş ve üzerindeki yaklaşık 3 milyon aracı doğrudan ilgilendiriyor. Ancak şu an itibarıyla düzenleme resmi olarak yasalaşmış değil; teklifler Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülme aşamasında bulunuyor.
Düzenlemenin yasalaşması halinde, hurdaya ayrılan her eski araç için yeni bir yerli otomobil alımında ciddi bir ÖTV avantajı sağlanacak. Bu hamle sadece çevresel kirliliği ve trafik kazalarını azaltmakla kalmayıp, 2025 yılında iç pazardaki payı %30'a kadar gerileyen yerli otomobil üretimini de canlandırmayı amaçlıyor. MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir tarafından sunulan benzer tekliflerin, bütçeye 45 milyar liradan fazla dolaylı katkı sağlaması öngörülüyor.
Hurda teşviki şartları nelerdir ve kimler yararlanabilir?
Yeni düzenleme kapsamında teşvikten yararlanabilmek için en temel şart, aracın 25 yaş ve üzerinde olmasıdır. Geçmişteki uygulamalarda (2018-2019 döneminde) 16 yaş ve üzeri araçlar için 10 bin TL ile 15 bin TL arasında değişen matrah indirimleri uygulanmıştı. Ancak 2026 modelinde nakit indiriminden ziyade, doğrudan ÖTV muafiyeti veya yüksek oranlı indirimler masada bulunuyor. Bu durum, özellikle 2001 model ve öncesi araç sahipleri için sıfır kilometre bir araca ulaşmanın en kısa yolu olacak.
Teşvik paketinin bir diğer kritik ayağı ise yerlilik oranı kriteridir. Teklife göre, satın alınacak yeni aracın Türkiye'de üretilmiş olması ve en az %40 yerlilik oranına sahip olması gerekiyor. Bu şart, ithal araçların pazar hakimiyetini dengelemeyi ve yerli sanayideki kapasite kullanım oranını artırmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu adımın 2025 yılında 1 milyon barajını aşan otomobil satışlarındaki yerli payını tekrar yükseltebileceğine dikkat çekiyor.
Hangi araç modelleri hurda teşviki kapsamına girecek?
Vatandaşların en çok merak ettiği konu olan model listesi, Türkiye'deki üretim tesislerinden çıkan araçlara odaklanıyor. Başta milli gururumuz Togg T10X olmak üzere; Fiat'ın Egea ve Fiorino modelleri, Renault'nun Clio ve Megane serileri, Hyundai'nin i10, i20 ve Bayon modelleri listenin başında yer alıyor. Ayrıca Toyota'nın hibrit teknolojili Corolla ve C-HR modelleri ile Ford'un ticari segmentteki popüler araçları da %40 yerlilik şartını karşıladığı için teşvik kapsamında değerlendiriliyor.
Bu modellerin kapsama alınması, özellikle dar ve orta gelirli vatandaşların erişilebilir fiyatlarla güvenli ve yeni nesil araçlara binmesini somutlaştıracak. 2025 yılı verilerine göre Türkiye'de SUV hakimiyeti %62,5 ile zirveye çıkarken, teşvikle birlikte B ve C segmentindeki yerli Sedan ve Hatchback modellerine olan talebin de dengelenmesi bekleniyor. Sektör temsilcileri, düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte sıfır araç satışlarında %20'ye yakın bir ek hareketlilik yaşanabileceğini ifade ediyor.
Otomotiv sektöründe hurda teşvikinin tarihsel önemi nedir?
Türkiye'de hurda teşviki uygulamaları, otomotiv sanayisinin daraldığı veya araç parkının aşırı yaşlandığı dönemlerde bir "can suyu" olarak kullanılmıştır. En kapsamlı son uygulama 2018 yılında başlatılmış ve 2019 yılı sonuna kadar yaklaşık 350 bin araç trafikten çekilmişti. O dönemde uygulanan indirimler sektöre büyük ivme kazandırmıştı. Bugün ise yaşlı araçların çevreye verdiği emisyon zararı ve artan bakım maliyetleri, teşvikin kapsamını genişletiyor.
Yetkililer, bu düzenlemenin sadece bir ekonomik destek olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin yeşil dönüşüm hedefleriyle de uyumlu olduğunu vurguluyor. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri, son 10 yılda yerli otomobil payının istikrarlı bir şekilde azaldığını gösterirken, 2026 teşvikiyle bu trendin tersine çevrilmesi hedefleniyor. Yasalaşma sürecinin 2026'nın ilk yarısında tamamlanması ve uygulamanın Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte bayilerde yoğunluk başlaması kaçınılmaz görünüyor.