Haber Özeti: DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu ile bir araya gelerek Türkiye'nin ekonomik kriz, adalet sorunları ve parlamenter sistem hedefleri üzerine kapsamlı bir görüş alışverişinde bulundu.
Siyasette Yeni Bir İttifak mı Doğuyor?
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İYİ Parti'nin 4. Olağan Kurultayı'nda yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Müsavat Dervişoğlu'nu genel merkez binasında ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ana gündem maddelerini Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik darboğaz, derinleşen yoksulluk ve hukuk sistemindeki aksaklıklar oluşturdu. İki lider, özellikle parlamenter demokratik sistem arayışının muhalefet partileri arasındaki en güçlü birleştirici unsur olduğunu bir kez daha teyit etti.
Görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Müsavat Dervişoğlu, DEVA Partisi ile olan ilişkilerinin sadece siyasi bir birliktelik değil, aynı zamanda samimiyete dayalı bir dostluk zemini olduğunu ifade etti. Kamuoyunda speküle edilen çeşitli tartışmaların partileri bağlamayacağını belirten liderler, herhangi bir siyasi pazarlık masasında bulunmadıklarını ve odak noktalarının sadece ülkenin kronikleşmiş problemlerine çözüm üretmek olduğunu vurguladı. Bu açıklama, 2026 yılı siyasi atmosferinde merkez sağ ve liberal kanattaki iş birliği sinyallerini güçlendirdi.
Ekonomik Tablo İçin Hangi Önlemler Konuşuldu?
Türkiye'nin 2024 ve 2025 yıllarında yüksek enflasyon ve azalan alım gücüyle mücadelesinin ardından, 2026 yılı başında da halkın en büyük sorunu yoksulluk olmaya devam ediyor. Ali Babacan, görüşme sırasında ülkenin her yanına yayılan fakirlik ve hukuki güvenlik hissinin yok olması üzerine durduklarını belirtti. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre temel gıda enflasyonu ve konut krizindeki artışın toplumsal huzuru tehdit ettiğini hatırlatan Babacan, bu sorunların aşılması için muhalefet partileri arasında yakın istişare ve iş birliğinin şart olduğunu dile getirdi.
Babacan'ın ekonomi yönetimindeki geçmiş tecrübeleri ve 2000'li yılların başındaki finansal istikrar dönemine yaptığı dolaylı atıflar, günümüzdeki 'türbülans' tanımıyla tezat oluşturuyor. Dış politikadaki güvenlik meselelerinin de ekonomik istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu savunan liderler, Türkiye'nin çevresindeki coğrafi risklerin ticaret ve yatırım ortamını olumsuz etkilediği konusunda hemfikir olduklarını kamuoyuyla paylaştı.
Siyasette 'Üçüncü Yol' Tartışmaları Sona mı Erdi?
Basın mensuplarının 'üçüncü bir yol' oluşturulup oluşturulmayacağına dair sorularına Müsavat Dervişoğlu oldukça sert ve net bir yanıt verdi. Kavrama sıcak bakmadığını belirten Dervişoğlu, üçüncü yol demenin önceki iki yolun gerisinde kalmayı kabul etmek anlamına geldiğini savundu. Türk siyasetindeki birlikteliklerin sayısal sıralamalar yerine ülkeye getireceği somut faydalar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden İYİ Parti lideri, hedeflerinin doğrudan Türkiye'nin yönetimini devralmak olduğunu hissettirdi.
Benzer bir yaklaşım sergileyen Ali Babacan ise siyasette üçüncülük gibi bir hedef konulamayacağını, siyasi partilerin temel amacının her zaman birincilik olduğunu hatırlattı. Bu açıklamalar, muhalefetin mevcut kutuplaşmış siyasi yapıda kendisini alternatif bir blok olarak konumlandırmak yerine, doğrudan iktidar adayı bir merkez güç olarak tanımlama stratejisini yansıtıyor. İki partinin de önümüzdeki süreçte parlamenter sisteme geçiş odaklı ortak bir yol haritası izlemesi bekleniyor.
Muhalefette Güven ve Dostluk Dönemi
Türkiye'de siyasi ittifakların geçmişi, genellikle seçim dönemlerinde kurulan ve sonrasında dağılan yapıları hatırlatıyor. Ancak Ali Babacan, bu görüşmede özellikle 'şahsi dostluk' ve 'güven' kavramlarının altını çizdi. Güvenin olduğu yerde çözümün kolaylaşacağını belirten Babacan, Müsavat Bey ile kurdukları bu diyaloğun siyasetteki geleneksel sert kutuplaşmayı kırabilecek bir model olduğunu savundu. Uzmanlar, bu tarz lider ziyaretlerinin tabanda da bir yumuşama ve ortak hareket etme kabiliyeti yarattığına dikkat çekiyor.
Geçmişte altılı masa tecrübesi yaşayan her iki partinin de bu kez daha temkinli ama daha samimi bir iletişim dili tercih ettiği gözlemleniyor. Müsavat Dervişoğlu'nun 'sansürsüz konuşabiliyoruz' ifadesi, iki parti arasındaki şeffaflığın ve gelecekteki olası seçim iş birliklerinin kapısını araladığını gösteriyor. Halkın ekonomik beklentilerinin karşılanamadığı bu dönemde, siyasi aktörlerin çözüm odaklı birleşmeleri seçmen nezdinde de yakından takip ediliyor.