Haber Özeti: Borsa İstanbul BIST 100 endeksi haftaya güçlü bir başlangıç yaparak gün ortasında 14.391,13 puana yükseldi; piyasalarda mali ve sanayi hisseleri öncülüğünde genele yayılan bir değer kazancı izleniyor.
BORSA İSTANBUL GÜN ORTASINDA NEDEN YÜKSELİYOR?
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, yeni haftanın ilk yarısını yatırımcıların yoğun ilgisiyle 14.391,13 puan seviyesinden tamamladı. Cuma gününü 14.180,69 puandan kapatan endeks, açılışla birlikte gelen 210,45 puanlık artışla yükseliş trendini korumayı başardı. Günün ilk yarısında 14.433,15 puan seviyesine kadar tırmanarak zirve arayışını sürdüren piyasada, özellikle lokomotif hisselerin işlem hacmine katkısı alımların gücünü teyit ediyor.
Piyasa dinamiklerini hareketlendiren en önemli faktörlerden biri, endekse dahil 100 hisseden 91'inin değer kazanmış olmasıdır. İşlem hacmi tarafında Türk Hava Yolları, Türkiye İş Bankası (C) ve Pegasus gibi devlerin başı çekmesi, kurumsal yatırımcı iştahının devam ettiğini gösteriyor. Sektörel bazda bakıldığında mali endeksin yüzde 1,8 ve sanayi endeksinin yüzde 1,39 oranında değer kazanması, büyüme odaklı bir fiyatlamanın masada olduğunu kanıtlar nitelikte.
GEÇEN YILIN VERİLERİYLE KARŞILAŞTIRILDIĞINDA BORSA NE DURUMDA?
Endeksin bugün ulaştığı 14.391 puanlık seviye, 2025 yılının aynı dönemine kıyasla reel bir büyüme ivmesine işaret ediyor. Geçtiğimiz yıl BIST 100 endeksi çok daha düşük hacimlerle dar bir bantta hareket ederken, 2026 yılı itibarıyla teknoloji ve hizmetler sektörünün de desteğiyle endeks bileşenlerinin piyasa değeri dolar bazında güçlendi. 14 Temmuz 2027 vadeli tahvilde bileşik getirinin yüzde 35,75 seviyesinde dengelenmesi, borsa üzerindeki faiz baskısının bir nebze hafiflediğini ortaya koyuyor.
Uluslararası piyasalarda dolar/yen paritesinin 153,6 seviyelerinde seyretmesi ve küresel risk iştahının stabil kalması, Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara sermaye girişini destekliyor. Önceki dönemlerde yaşanan sert satış dalgalarının aksine, günün en düşük seviyesi olan 14.260 puanın hızlıca taban yapılması, yatırımcı güveninin geçen yıla oranla daha sağlam bir zemine oturduğunu gösteren somut bir veri olarak okunabilir.
DÖVİZ VE ALTIN FİYATLARINDAKİ DEĞİŞİM VATANDAŞI NASIL ETKİLER?
Serbest piyasada dolar 43,7160 lira ve euro 51,9030 lira seviyelerinden alıcı bulurken, dövizdeki bu istikrarlı fakat yüksek seyir ithalat maliyetleri üzerinden vatandaşın harcama kalemlerini etkilemeye devam ediyor. Özellikle Brent tipi ham petrolün varil fiyatının 67 dolar seviyelerine gerilemesi, akaryakıt maliyetlerinde bir rahatlama beklentisi yaratsa da döviz kurundaki seviye bu düşüşün pompaya yansımasını sınırlayabilir. Vatandaşlar için borsa, enflasyona karşı korunma aracı olarak cazibesini korurken, mevduat faizleri ile borsa getirisi arasındaki makas yakından takip ediliyor.
Altının onsunun 5 bin 14 dolara gerilemesi küresel çapta bir kâr satışı olarak değerlendirilebilir. Ancak iç piyasada gram altın fiyatlaması dolar/TL kuru ile doğrudan ilintili olduğu için yatırımcıların döviz büroları ve kuyumculardaki hareketliliği sürecektir. Ekonomistlerin daha önceki öngörülerinde de belirttikleri gibi, tasarruf sahiplerinin sermayesini korumak için tek bir enstrüman yerine sepet modeline yönelmesi, bu volatil piyasa koşullarında en rasyonel davranış modeli olarak öne çıkıyor.
BORSA İSTANBUL'UN TARİHSEL SÜRECİ VE UZMAN GÖRÜŞLERİ
Borsa İstanbul, kuruluşundan bu yana Türkiye ekonomisinin barometresi olma görevini üstlenmiştir. 2000'li yılların başındaki yapısal reformlarla güçlenen BIST, günümüzde küresel finans sistemine entegre, yüksek hacimli bir pazar haline geldi. Uzmanlar, borsanın 14 bin puan barajını kalıcı olarak aşmasının teknik açıdan yeni bir boğa piyasasının habercisi olabileceğini vurguluyor. Geçmişte SPK yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda da belirtildiği üzere, derinlikli bir sermaye piyasası için kurumsal yatırımcı payının artması kritik bir öneme sahip.
Geçmişte yaşanan ekonomik krizlerden alınan derslerle geliştirilen denetleme mekanizmaları, bugünkü yatırımcı güveninin temel taşını oluşturuyor. Piyasa analistleri, sanayi endeksindeki yüzde 1,39'luk artışı üretimin devamlılığı açısından olumlu karşılarken, teknoloji endeksindeki sınırlı kalmış yüzde 0,13'lük yükselişin önümüzdeki günlerde bir telafi hareketi yapabileceğini öngörüyor. 16 Şubat 2026 itibarıyla oluşan bu tablo, Türkiye ekonomisinin yerel ve küresel şoklara karşı dayanıklılık testinden başarıyla geçtiğini gösteriyor.