Haber Özeti: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 yılı sonunda enflasyonun %20 seviyesinin altına indirilmesinin gerçekçi bir hedef olduğunu açıkladı. Gıda ve eğitim sektöründeki fiyat artışlarına karşı alınan önlemlerle düşüş trendinin kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyor.
Enflasyonda %20 Altı Hedefi Gerçekçi mi?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katıldığı bir televizyon programında Türkiye'nin makroekonomik dengelerine dair kritik açıklamalarda bulundu. Küresel ve bölgesel olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin temel göstergelerde direnç gösterdiğini belirten Yılmaz, 2026 yılı sonu için %20'nin altındaki enflasyon hedefine odaklandıklarını vurguladı. Özellikle Ocak ayı verilerinde gıda ve sebze fiyatlarından kaynaklı beklenti üstü rakamlar görülse de, yıllık bazda dezenflasyon sürecinin kesintiye uğramadan devam ettiği ifade ediliyor.
Piyasalardaki sert fiyat hareketlerinin ve atakların geride kaldığını belirten Yılmaz, ekonomi yönetiminin temel önceliğinin dezenflasyon olduğunu hatırlattı. Uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının dışsal faktörlerden etkilenebildiğini ancak ana istikametin düşük enflasyon olduğunu dile getirdi. Bu süreçte özellikle hizmet sektöründeki fiyat katılıklarının kırılmasına yönelik adımlar, programın başarısı için kilit rol oynuyor.
Fiyat Artışlarına Karşı Hangi Düzenlemeler Yapıldı?
Enflasyon sepetinde önemli bir ağırlığa sahip olan özel okullar ve vakıf üniversitelerinin ücret artışları, manşet enflasyonu yukarı çeken unsurlar arasında yer alıyordu. Cevdet Yılmaz, bu alanlarda yapılan yeni düzenlemelerle birlikte fahiş artışların önüne geçildiğini ve bu durumun önümüzdeki dönemde enflasyon görünümüne olumlu yansıyacağını belirtti. Geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük seyreden aylık artış oranları, baz etkisinin ötesinde yapısal bir iyileşmeye işaret ediyor.
Hükümetin bütçe disiplininden taviz vermediğini söyleyen Yılmaz, deprem harcamaları ve EYT düzenlemesi gibi devasa maliyetlere rağmen bütçe açığının milli gelire oranının %3 seviyesinin altında tutulmasının büyük bir başarı olduğunu kaydetti. Kamu maliyesinde oluşan bu hareket alanı, ilerleyen dönemlerde özellikle refah kaybı yaşayan emeklilerin desteklenmesi için bir kaynak oluşturacak.
Yabancı Sermaye Akışı Türkiye'ye Yönelecek mi?
Türkiye'ye yönelik doğrudan uluslararası yatırımların geçtiğimiz yıl %12'nin üzerinde artış göstermesi, yabancı yatırımcıların Türkiye ekonomisine duyduğu güvenin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Cevdet Yılmaz, borsa ve sermaye piyasalarına olan ilginin arttığını, yatırımcıların Türkiye'nin gelecekteki büyüme potansiyelini şimdiden fiyatlayarak pozisyon aldıklarını ifade etti. Kısa vadeli sermaye girişlerinin zamanla uzun vadeli doğrudan yatırımlara dönüşmesi bekleniyor.
Güvenlik ve istikrarın ekonomik kalkınma için vazgeçilmez olduğunu hatırlatan Yılmaz, Türkiye'nin terörle mücadelede katettiği mesafenin demokratik ve ekonomik standartları yükseltmek için uygun bir zemin hazırladığını belirtti. Yatırımcılar için hukuki öngörülebilirlik ve yapısal reformların öncelikli olduğunu vurgulayan Yılmaz, önümüzdeki dönemin reformlarla taçlanacağı mesajını verdi.
Ekonomide Yeşil ve Dijital Dönüşüm Süreci
Türkiye ekonomisi, sadece enflasyonla mücadele değil aynı zamanda küresel trendlere uyum sağlama noktasında da kritik bir virajda bulunuyor. Geçmişte 2000'li yılların başında yaşanan kriz sonrası yapısal reformlarla güçlenen Türkiye, bugün yapay zeka ve dijitalleşme eksenli yeni bir dönüşümün eşiğinde. Cevdet Yılmaz, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin hızla başarılması gerektiğini, bu konudaki gecikmelerin küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
Uzmanlar, Türkiye'nin son 20 yıllık ekonomik serüveninde sağlanan siyasi istikrarın dış şoklara karşı bir kalkan oluşturduğunu sıkça dile getiriyor. Yılmaz da bu noktada güçlü liderliğin ve çok yönlü diplomasinin ekonomik ilişkilerdeki önemine dikkat çekerek, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak yükselişini sürdüreceğini ifade etti.