Haber Özeti: Küresel otomobil pazarında elektrikli araç (EV) talebi keskin bir düşüş yaşarken, tüketicilerin %50'si önümüzdeki 24 ay içinde içten yanmalı motorlu araç satın almayı planlıyor. Şarj altyapısı yetersizliği ve batarya maliyetleri, çevreci dönüşümün önündeki en büyük engel olarak kalmaya devam ediyor.
Otomobil Alıcıları Neden Yeniden Benzinli ve Dizel Araçlara Yöneliyor?
Küresel otomotiv devlerinin milyarlarca dolarlık yatırımına rağmen, EY Mobilite Tüketici Endeksi verileri çarpıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Tüketiciler, menzil kaygısı ve şarj istasyonu bulma zorluğu gibi kronikleşen sorunlar nedeniyle radikal bir dönüş yaparak geleneksel içten yanmalı motorlara (ICE) yeşil ışık yakıyor. Özellikle bataryalı elektrikli araç (BEV) satın alma talebinin tüm büyük pazarlarda gerilemesi, sektörde "erken doyum" noktasına ulaşıldığı sinyallerini veriyor.
Geçtiğimiz yıllarda pandemi sonrası dönemde hız kazanan elektrikli araç rüzgarı, 2026 itibarıyla yerini daha temkinli bir yaklaşıma bıraktı. Potansiyel alıcıların %36 gibi önemli bir kısmı, jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmalar nedeniyle satın alma kararlarını süresiz olarak ertelediğini belirtiyor. Bu durum, otomotiv üreticilerinin stratejilerini hibrit ve klasik motorlu araç üretimini koruyacak şekilde yeniden revize etmesine neden oluyor.
Elektrikli Araç Satışlarındaki Düşüşün Arkasındaki Rakamlar Neler?
Veriler, elektrikli araç tercihinin dünya genelinde %14 seviyesine kadar gerilediğini, hibrit seçeneklerin ise %16 bandında tutunmaya çalıştığını gösteriyor. Geçen yıl bu dönemlerde elektrikli araçlara olan ilginin çok daha yüksek olduğu hatırlanırsa, bir yıl içindeki bu keskin düşüş pazarın doygunluğa ulaştığını kanıtlıyor. Özellikle ABD pazarındaki teşvik politikalarının değişmesi ve emisyon hedeflerindeki esnemeler, bu geri çekilmenin ana yakıtı oldu.
Kullanıcı deneyimi tarafında ise tablo hala oldukça karamsar görünüyor. Mevcut elektrikli araç sahiplerinin %32'si hala yolda kalma korkusu yaşarken, istasyonlarda uzun bekleme sürelerinden şikayet edenlerin oranı %37'yi buluyor. Bu veriler, altyapı yatırımlarının araç üretim hızına yetişemediğini ve tüketicinin pratik kullanım konforundan ödün vermek istemediğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Otonom Sürüş ve Bağlantılı Teknolojiler Güven Veriyor mu?
Otomotiv dünyasındaki tek değişim motor tipinde yaşanmıyor; ancak teknolojik yeniliklere karşı da bir direnç söz konusu. Araştırmaya katılanların %60'ı düşük otomasyon seviyelerinde kendisini daha güvende hissederken, tam otonom sürüş anlamına gelen Seviye 3 ve üzeri sistemlere güvenenlerin oranı sadece %26'da kalıyor. Vatandaşlar için teknoloji, eğlenceden ziyade güvenlik ve navigasyon gibi temel ihtiyaçlara hizmet ettiği sürece anlam ifade ediyor.
Dijitalleşme her ne kadar hayatın merkezinde olsa da, araç satın alma sürecinde bayi deneyimi hala vazgeçilmez bir unsur olarak kalıyor. Geçen yıl %61 olan fiziki bayiden satın alma tercihi, bu yıl %41 seviyesine gerilese de, özellikle elektrikli araç gibi teknik bilgi gerektiren konularda tüketiciler bir uzmanla yüz yüze görüşmeyi, dijital ekranlara tercih ediyor.
Sektör Uzmanları Bu Dönüşümü Nasıl Değerlendiriyor?
Otomotiv sektörü aslında 100 yılı aşkın süredir içten yanmalı motorların domine ettiği bir tarihe sahip. 2010'lu yılların başında Tesla ile başlayan ve tüm devleri etkisi altına alan elektrikli araç devrimi, bugün bir "gerçeklik kontrolü" aşamasından geçiyor. EY Türkiye İleri Üretim ve Mobilite Sektör Lideri Arda Karaçelebi, tüketicilerin artık farklı teknolojileri karşılaştırarak daha bilinçli seçimler yaptığını ve şebekeden araç şarjı gibi çözümlerin gelecekte güveni artırabileceğini vurguluyor.
Uzmanlar, otonom sürüş teknolojilerinin elektrikli araç trendinden bağımsız olarak kendi yolunu çizeceğini öngörüyor. Geçmişte 2030 yılı için verilen "tamamen elektrikli" hedefleri, bugünkü pazar gerçekleri karşısında yerini hibrit ve optimize edilmiş verimli içten yanmalı motorlarla harmanlanmış bir geçiş sürecine bırakmış durumda. Sektör temsilcileri, şarj altyapısı ve ikinci el değer belirsizliği çözülmeden kitlesel geçişin tamamlanamayacağı konusunda hemfikir.