Haber Özeti: Hatay'ın Dörtyol ilçesinde doktorların bilgisi dışında düzenlenen 1327 adet usulsüz reçete üzerinden kamunun 2,6 milyon TL zarara uğratıldığı tespit edildi. Emniyet ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında hastane personeli ve eczane sahiplerinin de bulunduğu 7 şüpheli yakalandı.
Hatay Dörtyol'da Usulsüz Reçete Operasyonu Detayları Neler?
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sağlık sektörüne yönelik düzenlenen operasyon, kamu kaynaklarının organize bir şekilde nasıl suistimal edildiğini gözler önüne serdi. Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma neticesinde, Dörtyol Devlet Hastanesi bünyesinde görev yapan bazı çalışanların, doktorların sistemlerini ve kimlik bilgilerini kullanarak sahte reçeteler oluşturduğu saptandı. İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Amirliği ekipleri tarafından gerçekleştirilen baskınlarda, 2 hastane çalışanı, 2 eczane sahibi ve 3 eczane çalışanı olmak üzere toplam 7 kişi emniyet güçlerince gözaltına alındı.
Operasyonun teknik detaylarına bakıldığında, şüphelilerin profesyonel bir ağ kurarak 1327 adet reçeteyi usulsüz şekilde sisteme girdiği anlaşıldı. Bu yöntemle devletin kasasından haksız yere çıkan toplam tutarın 2 milyon 665 bin 767 lira olduğu resmi makamlarca onaylandı. 16 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen bu operasyon, bölgedeki sağlık yolsuzluklarına karşı verilen mücadelenin ne denli kritik olduğunu bir kez daha kanıtladı. Şüphelilerin emniyetteki çapraz sorguları devam ederken, olayla bağlantılı olabilecek diğer isimlerin tespiti için incelemeler derinleştiriliyor.
Sahte Reçete Vurgunu Kamuyu Nasıl Etkiliyor?
Vatandaşın vergileriyle finanse edilen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve kamu bütçesi, bu tür usulsüzlükler nedeniyle doğrudan büyük bir yük altına giriyor. Geçmiş yıllarda benzer yöntemlerle yapılan ilaç yolsuzluklarında, özellikle kanser ilaçları ve yüksek maliyetli biyolojik ürünlerin tercih edildiği görülmüştü. Bu durum sadece mali bir kayıp yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda sistemdeki ilaç stoğu verilerini de bozarak gerçek hastaların ilaca erişiminde aksamalara yol açabiliyor. 2025 yılı verileriyle kıyaslandığında, tek bir ilçede tespit edilen bu 2,6 milyon liralık tutar, yolsuzluğun yerel ölçekte ulaştığı boyutun vahametini gösteriyor.
Halk sağlığını ve kamu düzenini tehdit eden bu tür vakalar, eczacılık ve hastane otomasyon sistemlerinin güvenliğinin sorgulanmasına neden oluyor. Uzmanlar, doktorların e-imza ve şifre güvenliğinin periyodik olarak denetlenmesi gerektiğini savunurken, bu olaydaki gibi 1327 adet reçetenin fark edilmeden yazılması sistemdeki denetim boşluklarına işaret ediyor. Vatandaşlar açısından bakıldığında ise bu tür operasyonlar, sağlık hizmetlerine ayrılan payın usulsüz ellerde erimesinin önüne geçilmesi adına büyük önem taşıyor.
Sağlıkta Yolsuzlukla Mücadelede Süreç Nasıl İşliyor?
Türkiye'de usulsüz reçete ve ilaç yolsuzlukları, Türk Ceza Kanunu kapsamında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları altında değerlendiriliyor. Geçmiş dönemlerde Sağlık Bakanlığı yetkilileri, benzer vakaların önüne geçmek amacıyla İlaç Takip Sistemi (İTS) ve reçete onay kodları gibi güvenlik önlemlerini devreye almıştı. Ancak kötü niyetli kişilerin, sistemin içerisindeki personellerle iş birliği yaparak bu engelleri aşmaya çalıştığı görülüyor.
Bu tür operasyonlar, kamuoyunda sağlık sistemine olan güvenin korunması için kritik birer hamle olarak görülüyor. Yetkililer, usulsüzlük tespit edilen eczanelerin SGK sözleşmelerinin feshedilebileceğini ve ağır para cezalarının uygulanacağını sık sık hatırlatıyor. Dörtyol'daki bu son vaka, yargılama sürecinin ardından verilecek cezalarla benzer teşebbüslerin önlenmesi açısından bir emsal teşkil edecek.