Haber Özeti: İstanbul Emniyeti'nin düzenlediği operasyonda, yasal süresi dolmasına rağmen yurt dışına çıkarılmayan ve Interpol tarafından aranan 11 lüks araca el konulurken, aralarında Ferdi Gökçe'nin de bulunduğu 14 kişi gözaltına alındı.
Lüks Araç Kaçakçılığı Operasyonunda Kimler Yakalandı?
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, turistik kolaylıklardan faydalanılarak Türkiye'ye sokulan ancak yasal süresi içinde yurt dışına çıkarılmayan araçlara yönelik geniş kapsamlı bir çalışma başlattı. Teknik ve fiziki takip sonucunda, lüks segmentteki araçların usulsüz şekilde Türkiye'de tutulduğu ve düşük bedellerle üçüncü kişilere devredilerek piyasaya sürüldüğü tespit edildi. Operasyonun en dikkat çeken detayı ise el konulan araçlardan birinin, sosyal medyada oto ekspertiz paylaşımlarıyla milyonlara ulaşan Ferdi Gökçe adına kayıtlı olması oldu.
Emniyet güçleri tarafından yapılan eş zamanlı baskınlarda toplam 14 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Operasyon kapsamında ele geçirilen araçların toplam piyasa değerinin 65 milyon lira civarında olduğu hesaplanıyor. Bu rakam, geçtiğimiz yıl aynı dönemde yapılan benzer operasyonlardaki toplam tutarın yaklaşık %30 üzerinde bir mali hacme işaret ediyor. Emniyet yetkilileri, bu tür yöntemlerle devletin vergi kaybına uğratıldığını ve haksız kazanç sağlandığını vurguluyor.
Kaçak Lüks Araçlar Türkiye'de Nasıl Satılıyor?
Yapılan incelemelerde şebekenin oldukça organize bir yöntem izlediği ortaya çıktı. Yurt dışından krediyle satın alınan ve ödemeleri yapılmadığı için Interpol tarafından çalıntı kaydıyla aranan bazı araçların, Türkiye'deki tescil sistemindeki boşluklar kullanılarak dolaşıma sokulduğu anlaşıldı. Özellikle 2024 ve 2025 yıllarında artış gösteren bu yöntemde, araçlar turistik giriş yaptıktan sonra parçalanmak yerine doğrudan lüks yaşam tarzı süren kişilere devrediliyor.
Geçmişte benzer şekilde yürütülen "Miras" ve "Kontak" operasyonlarında da görüldüğü üzere, suç örgütleri genellikle lüks araçların motor ve şasi numaraları üzerinde oynama yaparak veya sahte belgeler düzenleyerek gümrük kaçakçılığı suçunu işliyor. Bu son operasyon, Türkiye'nin gümrük geçişlerindeki dijital takip sistemlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha kanıtlarken, adli sürecin devam ettiği ve yeni gözaltıların olabileceği belirtiliyor.
Lüks Araç Operasyonu Vatandaşı Nasıl Etkiler?
İkinci el lüks araç piyasasında güvenliğin sarsılması, bu tarz araçları satın almayı planlayan dürüst alıcılar için büyük bir risk oluşturuyor. Interpol tarafından aranan bir aracı bilmeden satın alan vatandaşlar, hem araçlarına el konulması tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor hem de paralarını geri alamama riskiyle ciddi mağduriyetler yaşıyor. Uzmanlar, piyasa değerinin çok altında satılan lüks araçlara karşı temkinli olunması gerektiğini sık sık hatırlatıyor.
Bu operasyonla birlikte vergi adaleti noktasında önemli bir adım atılmış oluyor. Gümrük vergisi ödenmeden usulsüzce binilen her lüks araç, dürüst mükellefin üzerindeki yükü artırırken kamu maliyesinde delik açıyor. Ticaret Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün geçtiğimiz aylarda yaptığı ortak açıklamada, "Geçici İthalat Rejimi" kapsamındaki denetimlerin 2026 yılı boyunca sıkılaştırılacağı sinyali zaten verilmişti.
Otomobil Kaçakçılığıyla Mücadelede Tarihsel Süreç
Türkiye'de otomobil kaçakçılığı, 90'lı yıllardaki klasik 'çift şasi' yönteminden bugün sofistike finansal dolandırıcılık ve dijital belge sahteciliğine evrilmiş durumda. Eskiden daha çok sınır illerinde yoğunlaşan bu suç türü, günümüzde İstanbul gibi metropollerde lüks yaşamın bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor. Emniyet teşkilatı, 2010'lu yılların başından itibaren kurulan ASBİS (Araç ve Sürücü Bilgi Sistemi) gibi entegre ağlar sayesinde bu kaçakçılık türüne karşı daha proaktif bir duruş sergiliyor.
Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü'nün eski verilerine göre, 2020 yılından bu yana turistik kolaylıklar kapsamında getirilip süresi geçirilen araç sayısında %15'lik bir artış gözlemlenmişti. Bu durum, yasal düzenlemelerin ve denetim mekanizmalarının sürekli güncellenmesini zorunlu kılıyor. Son operasyon, sadece bir asayiş olayı değil, aynı zamanda milyarlarca liralık kayıt dışı ekonomiye vurulmuş ağır bir darbe niteliği taşıyor.