Haber Özeti: AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, terörle mücadelenin başarıya ulaşmasıyla Türkiye'nin son 40 yılda kaybettiği 2 trilyon dolarlık kaynağın artık millete refah olarak döneceğini açıkladı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin üretim, sanayi ve turizmde Türkiye'nin 4. büyük çekim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.
Terörün Türkiye Ekonomisine Maliyeti Ne Kadar?
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Ahmet Büyükgümüş, Türkiye'nin terör nedeniyle maruz kaldığı ekonomik prangalara dikkat çekti. Yapılan hesaplamalara göre, son 40 yıllık süreçte terörle mücadele ve terörün yarattığı istikrarsızlık nedeniyle Türkiye ekonomisi yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir imkanı heba etti. Bu devasa rakam, Türkiye'nin sadece savunma harcamalarını değil, aynı zamanda bölgeye gidemeyen yatırımları ve kaçırılan kalkınma fırsatlarını da kapsıyor.
Gelecek projeksiyonlarında ise bu mali yükün yıllık bazda 50 milyar dolarlık bir potansiyeli hapsettiği vurgulanıyor. Büyükgümüş, terörün kaynağında yok edilmesi stratejisiyle birlikte, artık bu kaynağın silah ve güvenlik harcamaları yerine doğrudan milletin refahı, sanayi yatırımları ve sosyal kalkınma projeleri için seferber edileceğinin altını çizdi. Bu değişim, Türkiye'nin makroekonomik dengelerinde uzun vadeli bir rahatlama sinyali olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel Kalkınmada Yeni Çekim Merkezi Neresi Olacak?
Hükümetin yeni ekonomi vizyonuna göre, Adana'dan Hakkari'ye kadar uzanan hat, Türkiye'nin sosyopolitik ve ekonomik anlamda yeni parlayan yıldızı olacak. İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından Türkiye'nin 4. büyük çekim merkezi olarak kurgulanan bu bölge; tarım, hayvancılık, turizm ve imalat sanayinde atağa kalkmaya hazırlanıyor. Geçmişte güvenlik endişeleriyle ertelenen yatırımların, terörden arındırılmış iklimde hız kazanması bekleniyor.
Geçen yılın verileriyle karşılaştırıldığında, bölgedeki sanayi sicil kayıtları ve teşvik belgesi başvurularındaki artış, bu stratejik dönüşümün ilk ayak sesleri olarak görülüyor. Özellikle savunma sanayindeki teknolojik gelişimle birlikte sınır güvenliğinin ekonomik maliyetinin düşmesi, yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin bölge halkına daha fazla hizmet götürmesine olanak tanıyor. Bu durum, bölgedeki genç nüfusun istihdama katılması noktasında kritik bir eşik olarak kabul ediliyor.
İstanbul'un Su Sorunu ve Melen Barajı'nda Son Durum Ne?
Toplantıda yerel yönetimlerin performansına da değinen AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, mega kentin su güvenliği hakkında somut tarihler verdi. İstanbul'un kış aylarındaki su ihtiyacının yüzde 90 gibi büyük bir kısmının Melen hattından karşılandığını belirten Özdemir, mevcut yönetimin yeni su kaynağı oluşturma konusunda yetersiz kaldığını savundu. 2026 yılı itibarıyla Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından tahkim edilecek olan Melen Barajı, İstanbul'un su ihtiyacını kökten çözecek ana aktör olacak.
İstanbul'un 2019 öncesi ve sonrası su yatırımları kıyaslandığında, stratejik projelerin tamamlanma aşamasında merkezi yönetimin desteğinin hayati önem taşıdığı görülüyor. Özdemir, 2 yıl içerisinde tamamlanması planlanan baraj projesiyle birlikte, İstanbul'un sadece bugünkü değil, gelecekteki olası kuraklık risklerine karşı da tamamen zırhlanacağını ifade etti. Bu hamle, metropol ekonomisinin sürdürülebilirliği için de en temel altyapı güvencesi anlamına geliyor.
Stratejik Kazanımlar ve Siyasi Bağlam
Türkiye'nin son 10 yılında elde edilen kazanımlar, sadece askeri değil, aynı zamanda toplumsal bir birliktelik ruhuna dayanıyor. Malazgirt ruhu olarak tanımlanan bu yaklaşım; Türk, Kürt ve Arap unsurların bu coğrafyada huzur içinde birlikte yaşama iradesini temsil ediyor. Savunma sanayindeki yerlilik oranının yüzde 80 seviyelerine yaklaşması, terörü kaynağında kurutma stratejisinin en büyük teknik destekçisi oldu.
Geçmişteki hendek operasyonları döneminde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sergilediği kararlılık, bugünkü güvenli ekonomik iklimin temelini oluşturdu. Uzmanlar, güvenliğin tesis edilmediği bir coğrafyada ekonomik büyümenin kalıcı olamayacağını sık sık vurguluyor. AK Parti'nin 2026 hedefi, güvenliğin sağladığı bu avantajı doğrudan halkın satın alma gücüne ve yaşam kalitesine yansıtmak üzerine kurulu görünüyor.