Haber Özeti: Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda görülen davada masumiyet karinesinin yok sayıldığını savunarak tahliyesini talep etti. Duruşmada, sanık yakınlarının yaşadığı trajik olaylar ve ihale süreçlerine dair iddialar damga vurdu.
Rıza Akpolat mahkemede kendisini nasıl savundu?
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti karşısında yaptığı savunmada, yaklaşık 13 aydır haksız yere cezaevinde tutulduğunu dile getirdi. Seçilmiş bir belediye başkanı olarak 2024 yerel seçimlerinde halktan güvenoyu aldığını hatırlatan Akpolat, belediyenin bir yıldır iftiralarla anılmasının kendisi için en büyük üzüntü kaynağı olduğunu belirtti. Savunmasında ticari hayatının şeffaf olduğunu vurgulayan başkan, bacanağı ve çalışma arkadaşlarına yönelik suçlamaların temelsiz olduğunu savundu.
Yargılama sürecindeki usulsüzlüklere dikkat çeken Akpolat, dosyanın sözde örgüt lideri olarak tanımlanan isminin serbest bırakılmasına rağmen, kendisi ve diğer belediye başkanlarının tutuklu kalmasının anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu öne sürdü. İfadelerin çoğunun 'hatırlamıyorum' veya 'duydum' gibi mesnetsiz beyanlara dayandığını söyleyen Akpolat, itirafçıların tahliye edilmek amacıyla kurgulanmış beyanlarda bulunduğunu iddia etti.
Beşiktaş Belediyesi'ndeki ihale süreci ve baskın iddiası nedir?
Savunmanın en dikkat çekici kısımlarından birini, temizlik ihalesi ve ilgili firmanın belediye garajını basması oluşturdu. Geçmişte Türkiye gündemine oturan ve arızalı araçların çekicilerle taşındığı görüntüleri hatırlatan Akpolat, söz konusu temizlik firmasının eksiklikleri nedeniyle uyarıldığını ve konunun yargıya taşındığını belirtti. Bu süreçte ilgili firmanın belediyeye ait temizlik garajını kepçelerle bastığını ve çalışanları alıkoyduğunu ilk kez mahkeme salonunda detaylandırdı.
Türkiye'de yerel yönetimler üzerindeki denetimlerin tarihsel sürecine bakıldığında, 2020 yılından bu yana birçok belediyede müfettiş incelemelerinin yoğunlaştığı görülüyor. Geçen yıl aynı dönemde (2025 Şubat) benzer dosyalar kapsamında incelenen belediye sayısı 30'un üzerindeyken, bugün 7 belediye başkanının aynı dosyada tutuklu yargılanması yargı tarihinde nadir rastlanan bir yoğunluk olarak kayıtlara geçiyor. Akpolat, bu sürecin sonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın söz konusu firmayı yasakladığını da ekledi.
Mahkemede yaşanan duygusal anlar ve düşük haberi vatandaşı nasıl etkiledi?
Duruşmanın en sarsıcı anı, Rıza Akpolat'ın eşinin kardeşi olan tutuklu sanık Adem Gökhan Yankılıç'ın savunması sırasında yaşandı. Yankılıç, gözaltına alınmadan bir gün önce eşinden aldığı müjdeli haberi paylaştı ancak tutukluluk sürecinde eşinin düşük yaparak bebeklerini kaybettiğini açıkladı. Bu açıklama, yargılama sürecinin sadece sanıkları değil, aileleri üzerindeki insani ve psikolojik etkilerini de kamuoyunun gündemine taşıdı.
Vatandaşlar açısından bu dava, sadece siyasi bir çekişme değil, aynı zamanda kamu hizmetlerinin aksayıp aksamayacağı sorusunu da beraberinde getiriyor. Toplamda 200 sanığın yargılandığı bu dev dava, yerel yönetimlerdeki şeffaflık ve liyakat tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda. Hukukçular, bu davanın sonucunun Türkiye'deki yerel yönetimlerin özerkliği ve yargı bağımsızlığı açısından kritik bir emsal teşkil edeceği görüşünde birleşiyor.
Davanın tarihsel arka planı ve uzman görüşleri
Türkiye'de belediye başkanlarının görevden alınması veya yargılanması süreci genellikle İçişleri Bakanlığı'nın soruşturma izniyle başlıyor. Uzmanlar, Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının kapsam genişliği açısından son yılların en büyük "belediye odaklı" dosyası olduğunu vurguluyor. Geçmişte benzer kapsamdaki davalarda yargılamaların ortalama 3 ile 5 yıl arasında sürdüğü göz önüne alındığında, mevcut tutukluluk sürelerinin davanın seyri açısından belirleyici olacağı ifade ediliyor.
Hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen gibi isimlerin geçmişte benzer davalar üzerine yaptığı değerlendirmelerde belirttiği üzere, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma' ve 'rüşvet' suçlamalarında somut delillerin (teknik takip, para trafiği) netliği, davanın sonucunu belirleyen ana unsurlar olarak öne çıkıyor. Beşiktaş davasında da mahkemenin önümüzdeki günlerde sunulacak bilirkişi raporları ve dijital materyaller üzerindeki incelemeleri karar aşamasında kritik rol oynayacak.