Haber Özeti: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı uyuşturucu soruşturması kapsamında, aralarında ünlü fenomen Sevcan Güler ve İmren Öztürk'ün de bulunduğu 19 kişi gözaltına alındı. Operasyonun, uyuşturucu madde temini ve kullanımı iddiaları üzerine yoğunlaştığı bildirildi.
Sevcan Güler neden gözaltına alındı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından koordine edilen operasyon, 4 Şubat 2026 sabahı şafak vakti gerçekleştirildi. Sevcan Güler, uyuşturucu madde kullanımı ve temini suçlamalarıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi'ne götürülen 19 şüpheliden biri oldu. Operasyon kapsamında toplam 27 kişi hakkında gözaltı kararı bulunduğu, diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
Soruşturmanın sadece uyuşturucu kullanımıyla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda lojistik ve finansal ağların da mercek altına alındığı iddia ediliyor. Vatan Caddesi'ndeki emniyer yerleşkesinde ifadeleri alınan şüpheliler arasında Ceylin Aydemir, Barış Barışma ve Bahadır Gürceer gibi dijital dünyanın yakından tanıdığı isimler de yer alıyor. Soruşturma üzerindeki gizlilik kararı nedeniyle resmi makamlar henüz somut deliller hakkında detaylı bir açıklama yapmadı.
Fenomen Sevcan Güler kimdir ve ne iş yapıyor?
Sosyal medyada 120 binin üzerinde takipçisi bulunan Sevcan Güler, özellikle yaşam tarzı ve moda içerikleriyle tanınan bir influencer olarak kariyerini sürdürüyor. Geçmişte 2023 yılında bir darp davasıyla gündeme gelen ve hakkında hapis cezası talep edilen Güler, dijital pazarlama ve marka iş birlikleriyle sektörde aktif bir rol oynuyordu. 2020'li yılların ortalarından itibaren yükselişe geçen fenomen, son yıllarda magazin dünyasının sıkça takip ettiği figürler arasına girmişti.
Geçtiğimiz yıl bu dönemlerde sosyal medya fenomenlerine yönelik mali denetimler ve içerik incelemeleri sıklaşmışken, 2026 yılına gelindiğinde narkotik tabanlı operasyonların hızı arttı. 2025 yılının son aylarında da İrem Derici, Danla Bilic ve Aleyna Tilki gibi isimlerin ifadelerine başvurulmuş, o dönemde yapılan testlerin bir kısmı kamuoyuna yansımıştı. Bugünkü operasyon, son yılların en kapsamlı "ünlü operasyonlarından" biri olarak kayıtlara geçti.
Uyuşturucu operasyonu vatandaşı ve gençleri nasıl etkiliyor?
Sosyal medya fenomenlerinin milyonlarca genç tarafından rol model olarak görülmesi, bu tür operasyonların toplumsal etkisini artırıyor. Narkotik birimlerinin yaptığı değerlendirmelere göre, dijital platformlarda uyuşturucu madde kullanımını özendirici her türlü içerik, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ediyor. Bu operasyon, sadece şüphelilerin kişisel eylemlerini değil, aynı zamanda takipçi kitlelerine verdikleri mesajları da kapsayan geniş bir disiplin sürecinin parçası olarak görülüyor.
Emniyet yetkililerinin geçmiş yıllardaki benzer operasyonlarda vurguladığı üzere, "toplum sağlığını tehdit eden özendirici faaliyetler" operasyonların temel motivasyon kaynağını oluşturuyor. Vatandaşlar, özellikle çocuklarının takip ettiği isimlerin bu tür yasal süreçlerle anılmasından endişe duyarken, hukuki sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi bekleniyor. Operasyonun sonuçları, ilerleyen günlerde adli tıp raporları ve savcılık iddianamesiyle daha net bir hal alacak.
Narkotik operasyonlarının son dönemdeki tarihsel süreci nedir?
Türkiye'de sanat ve cemiyet hayatına yönelik narkotik operasyonları, 2010'lu yılların başından bu yana periyodik olarak devam ediyor. 2014 yılında Deniz Seki ve Çağatay Ulusoy gibi isimlerin yargılandığı büyük davanın ardından, odak noktası son 5 yılda sosyal medya fenomenlerine ve YouTuber kitlelerine kaydı. 2018 yılındaki 'Pucca' operasyonu bu sürecin ilk büyük dalgasıyken, 2026'daki bu yeni dalga, fenomen ekonomisinin hukuksal denetiminin ne kadar sıkılaştığını gösteriyor.
Uzman hukukçular, sosyal medya figürlerinin uyuşturucu madde kullanımıyla ilgili suçlamalarda genellikle 'etkin pişmanlık' hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtiyor. Ancak uyuşturucu madde temini ve ticaretine aracılık etme iddiaları kanıtlandığı takdirde, Türk yargısı çok daha ağır hapis cezaları öngörüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu operasyonu, dijital dünyada kontrolsüz büyüyen uyuşturucu ağlarına yönelik verilmiş en sert yanıtlardan biri olarak tarihsel kayıtlara geçti.