İstanbul
Parçalı bulutlu
weather
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,5955 %-0.03
51,9164 %0.63
7.099,85 2,25
Yuva Portal Gündem TÜVTÜRK'te sular durulmuyor: Polis cinayetinden sonra yeni skandal!

TÜVTÜRK'te sular durulmuyor: Polis cinayetinden sonra yeni skandal!

Ankara'da bir polis memurunun hayatını kaybettiği trajik olayın yankıları sürerken, TÜVTÜRK istasyonundan gelen yeni görüntüler bardağı taşırdı. Vatandaşa yönelik sert üslup ve tartışmalı muayene kararları sosyal medyada infial yarattı.

Kaynak: Habermerkezi
Okunma Süresi: 3 dk

Haber Özeti: Ankara'daki araç muayene istasyonunda bir polis memurunun öldürülmesinin ardından, kurum çalışanlarının vatandaşlara yönelik 'Hadi yallah' şeklindeki kaba tavırları ve keyfi kusur yazıldığı iddiaları içeren yeni görüntüler ortaya çıktı.

TÜVTÜRK muayene istasyonlarında neler oluyor?

Ankara'daki TÜVTÜRK istasyonunda polis memuru Melih Okan Keskin'in dövülerek öldürülmesiyle sonuçlanan facianın ardından, kurumdaki personel tutumu mercek altına alındı. Sosyal medyaya düşen yeni görüntülerde, aracında 4 emniyet kemeri bulunmasına rağmen 'kusurlu' bulunarak muayeneden bırakıldığını iddia eden bir vatandaşın, görevli tarafından 'Hadi yallah' denilerek istasyondan kovulduğu görülüyor. Bu durum, kamu hizmeti veren bir kuruluşta vatandaşın maruz kaldığı üslup sorununu bir kez daha en çıplak haliyle gözler önüne seriyor.

Görüntülerin yayılmasıyla birlikte binlerce araç sahibi, muayene süreçlerinde yaşadıkları benzer mağduriyetleri dile getirmeye başladı. Özellikle emniyet kemeri, far ayarı ve yangın tüpü gibi standart kalemlerde personelin inisiyatif kullanarak süreci zorlaştırdığı iddiaları, kurumun denetim mekanizmalarının sorgulanmasına yol açıyor. Polis memurunun hayatını kaybettiği kavganın da benzer bir 'itiraz' sürecinden doğmuş olması, istasyonlardaki gerilimin sistemik bir sorun haline geldiğini kanıtlıyor.

Araç muayene sisteminde denetim yetersiz mi?

Türkiye'de araç muayene işlemleri, 2007 yılından bu yana özelleştirilmiş bir yapı üzerinden yürütülüyor. Geçmiş yıllarda yıllık enflasyonun çok üzerinde yapılan zamlarla gündeme gelen muayene ücretleri, 2024 ve 2025 yıllarında da vatandaşın en çok şikayet ettiği konuların başında yer almıştı. Geçen yıl 1.821 TL seviyelerinde olan muayene bedellerinin 2026 itibarıyla ulaştığı rakamlar göz önüne alındığında, vatandaş ödediği ücretin karşılığında profesyonel ve saygılı bir hizmet bekliyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denetiminde olan bu istasyonlarda yaşanan şiddet olayları ve nezaket dışı davranışlar, tekelleşme eleştirilerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, rekabetin olmadığı bir piyasada hizmet kalitesinin düşmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgularken, personelin öfke kontrolü ve halkla ilişkiler konusunda yeterli eğitim alıp almadığı sorusu henüz yanıtlanmış değil. Kamuoyu, yaşanan son ölümlü hadiseden sonra idari bir revizyon bekliyor.

Vatandaşın can güvenliği ve hakları nasıl korunacak?

Yaşanan skandallar, sadece bir nezaket sorunu değil, aynı zamanda bir güvenlik zafiyeti olarak değerlendiriliyor. Bir devlet memurunun, görev yeri dışındaki sivil hayatında bir hizmet noktasında can vermesi, istasyonlardaki güvenlik personelinin ve çalışma ortamının ne kadar kontrolsüz olduğunu gösteriyor. Vatandaşlar, 'paranla rezil olmak' deyiminin hayat bulduğu bu noktada, şikayetlerini iletebilecekleri doğrudan ve hızlı bir mekanizma bulunmamasından yakınıyor.

Hukukçular, muayene sırasında haksız yere bırakıldığını düşünen veya kötü muamele gören vatandaşların mutlaka CİMER ve ilgili bakanlıklara delilleriyle birlikte başvurması gerektiğini hatırlatıyor. Ancak sosyal medyadaki genel kanı, bu münferit tepkilerin sistemi iyileştirmeye yetmediği yönünde. Tüketici hakları savunucuları, araç muayene hizmetinin alternatifli hale getirilmesi veya devlet eliyle denetlenen kamu istasyonlarının geri gelmesi gerektiğini savunuyor.

Araç muayenesinin kısa tarihçesi ve kurumsal yapı

Türkiye'de araç muayenesi, AB uyum yasaları çerçevesinde 2005 yılında özelleştirme kapsamına alındı ve 2007'de tamamen TÜVTÜRK konsorsiyumuna devredildi. O tarihten bu yana periyodik muayeneler zorunlu tutulurken, kurumun yetki alanı tüm Türkiye'yi kapsayacak şekilde genişletildi. Dönemin yetkilileri bu sistemin trafik güvenliğini artıracağını savunsa da, yıllar içinde yükselen maliyetler ve son dönemde tırmanan personel-vatandaş gerilimi kurumun imajını ciddi şekilde zedeledi.

Emniyet Genel Müdürlüğü kaynakları, daha önce yaptıkları açıklamalarda muayenesiz araçların trafikten men edilmesi konusunda taviz verilmeyeceğini belirtmişti. Ancak gelinen noktada trafik güvenliğini sağlaması gereken istasyonların bizzat kendisinin bir asayiş sorunu haline gelmesi, denetleyici kurumların acil müdahalesini zorunlu kılıyor. 2026 yılı başında yaşanan bu trajik olaylar zinciri, muayene sisteminde yeni bir reform döneminin habercisi olabilir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *