Haber Özeti: Pamukkale Üniversitesi'nin kurucu başhekimi ve modern göz cerrahisinin öncü ismi Prof. Dr. Volkan Yaylalı, tedavi gördüğü hastanede 61 yaşında vefat etti. Yaylalı, Denizli'ye kazandırdığı ilk cerrahi teknikler ve yetiştirdiği sayısız hekimle Türk tıp tarihinde silinmez bir iz bıraktı.
PROF. DR. VOLKAN YAYLALI NEDEN ÖLDÜ?
Türkiye'nin göz sağlığı alanındaki en saygın isimlerinden biri olan Prof. Dr. Volkan Yaylalı, bir süredir sağlık sorunları nedeniyle Pamukkale Üniversitesi Hastanesi bünyesinde tedavi görüyordu. 04 Şubat 2026 tarihinde yapılan resmi açıklamalara göre, 61 yaşındaki tecrübeli akademisyen yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayata gözlerini yumdu. Yaylalı'nın vefat haberi hem akademik dünyada hem de yıllarca hizmet verdiği Denizli halkı arasında büyük bir üzüntüyle karşılandı.
Hastaneden yapılan bilgilendirmelerde, Yaylalı'nın tedavi süreci titizlikle takip edilse de yaşamsal fonksiyonlarının durduğu belirtildi. Tıp dünyası, sadece bir hastane yöneticisini değil, aynı zamanda operasyonel yetkinliği en üst seviyede olan bir cerrahı kaybetmenin derin kederini yaşıyor. Meslektaşları, onun son anına kadar tıp disiplinine olan bağlılığını ve mücadeleci ruhunu koruduğunu ifade ediyor.
VOLKAN YAYLALI KİMDİR VE TIP DÜNYASINA KATKILARI NELERDİR?
Prof. Dr. Volkan Yaylalı, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin gelişiminde kritik bir rol üstlenen kurucu başhekim olarak görev yapmıştır. Göz hastalıkları uzmanlık alanında, özellikle vitreoretinal cerrahi ve excimer lazer gibi komplike tedavi yöntemlerini bölgeye getiren ilk isim olmasıyla tanınır. 2000'li yılların başından itibaren Denizli'de modern göz cerrahisinin standartlarını belirleyen Yaylalı, kendi adını taşıyan Yaylalı Göz Hastanesi ile özel sağlık sektöründe de yüksek kalitede hizmet sunulmasına öncülük etmiştir.
Akademik kariyeri boyunca binlerce hastanın ışığı olan Yaylalı, korneal halka uygulamaları ve retina dekolmanı ameliyatları konusunda Türkiye'nin sayılı otoritelerinden biriydi. Sadece bir cerrah değil, aynı zamanda kürsüde öğrencilerine vizyon katan bir hoca olarak bini aşkın hekimin yetişmesinde doğrudan emeği bulunuyordu. Onun döneminde Pamukkale Üniversitesi, göz sağlığı alanında Ege Bölgesi'nin en önemli referans merkezlerinden biri haline gelmiştir.
PROF. DR. VOLKAN YAYLALI'NIN VEFATI SEKTÖRÜ NASIL ETKİLER?
Denizli ve çevresindeki illerde göz cerrahisi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden olan Yaylalı'nın eksikliği, özellikle yüksek ihtisas gerektiren vakalarda büyük bir boşluk yaratacaktır. Ancak kurduğu sistem ve yetiştirdiği uzman doktorlar, onun teknolojik altyapısını ve tedavi protokollerini yaşatmaya devam edecek. Sağlık camiası, onun "önce insan" diyen vizyonunu ve teknolojik yenilikleri Anadolu'ya taşıma tutkusunu örnek almaya devam ediyor.
Geçmiş yıllarda bölgedeki sağlık yatırımları incelendiğinde, Yaylalı'nın girişimleri sayesinde Denizli'nin sağlık turizminde de ivme kazandığı görülmektedir. 61 yaş, bir bilim insanı için en verimli dönemlerden biri kabul edilirken, bu zamansız ayrılık akademik projelerin ve devam eden bilimsel çalışmaların yetim kalması anlamına geliyor. Yine de bıraktığı tıbbi literatür ve kurumsal yapılar, gelecek nesil cerrahlar için birer okul niteliği taşımaya devam edecektir.
Modern Göz Cerrahisinin Tarihsel Gelişimi ve Yaylalı’nın Rolü
Türkiye'de 1990'lı yılların sonunda başlayan dijital cerrahi dönüşümün Denizli ayağını Prof. Dr. Volkan Yaylalı inşa etmiştir. Dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen crosslinking ve lazer teknolojilerini şehre entegre ederek hastaların büyükşehirlere gitme zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır. Eski rektörler ve yetkililer tarafından her zaman "vizyoner bir yönetici" olarak tanımlanan Yaylalı, üniversite hastanelerinin modern yönetim anlayışına geçiş sürecinde de aktif rol almıştır.
Onun hayatı, bir hekimin sadece ameliyathanede değil, aynı zamanda idari ve akademik alanlarda da bir şehrin kaderini nasıl değiştirebileceğinin somut bir kanıtıdır. Tıp dünyasının önemli isimleri, Yaylalı’nın vefatı sonrası yayınladıkları mesajlarda onun tevazu sahibi kişiliğinin ve bilimsel disiplininin Türk cerrahisi için her zaman bir pusula olacağını vurguluyor.