Haber Özeti: Artan döviz kuru ve enflasyonla birlikte bir torba yem fiyatı 900 TL barajına dayandı. Hayvanlarına yem alamadığı için sadece kuru samanla beslemek zorunda kalan besiciler, geçim sıkıntısı nedeniyle üretimden çekilme noktasına geldi.
GÜNCEL YEM FİYATLARI BESİCİYİ NASIL ETKİLEDİ?
Türkiye genelinde hayvancılık yapan binlerce aile, artan girdi maliyetleri nedeniyle tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Son verilere göre bir torba karma yemin fiyatı 900 TL seviyesine ulaşırken, bu durum ahırlarda sessiz bir krize yol açıyor. Hayvanlarının aç kalmasına dayanamayan üreticiler, kendi mutfak masraflarından kısarak hayvanlarını hayatta tutmaya çalışıyor ancak sadece kuru saman ile yapılan besleme, süt ve et veriminde büyük kayıplara neden oluyor.
Besicilerin yaşadığı bu ekonomik yıkım, sadece bireysel bir mağduriyetin ötesine geçerek ulusal gıda güvenliğini de tehdit eder hale geldi. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde yaklaşık 450-500 TL bandında seyreden yem fiyatlarının bir yıl içinde %100'e yakın artış göstermesi, küçük aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini ortadan kaldırdı. Sektör temsilcileri, maliyetlerin bu şekilde seyretmesi durumunda anaç hayvanların kesime gönderilme riskinin her geçen gün arttığı konusunda uyarılarda bulunuyor.
HAYVANCILIKTA MALİYET ARTIŞI ET VE SÜT FİYATLARINA NASIL YANSIYACAK?
Yem fiyatlarındaki bu önlenemez yükseliş, doğrudan tüketici enflasyonunu tetikleyen bir unsura dönüşmüş durumda. Bir büyükbaş hayvanın günlük beslenme maliyetinin asgari ücret sınırlarını zorlaması, market raflarındaki kırmızı et ve süt ürünleri fiyatlarının 2026 yılı boyunca yüksek seyretmesine neden olacak. Üreticinin maliyeti karşılayamadığı her gün, piyasada arz daralması yaşanıyor ve bu da vatandaşın temel gıdaya erişimini zorlaştırıyor.
Geçmiş dönemlerde uygulanan yem destekleri ve subvansiyonların mevcut piyasa koşullarının gerisinde kalması, sahadaki yangını söndürmeye yetmiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinin daha önce belirttiği üretim planlaması hedeflerine rağmen, meraların yetersizliği ve ithal yem hammaddesine olan bağımlılık besiciyi global fiyat dalgalanmalarına karşı korumasız bırakıyor. Bu durum, kırsaldan kente göçü hızlandırırken tarımsal istihdamda da ciddi bir daralmaya yol açıyor.
TÜRKİYE'DE HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN TARİHSEL SÜRECİ VE GELECEĞİ NEDİR?
Türkiye, 1980'li yıllara kadar kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olma özelliğini korurken, son yirmi yılda yem hammaddesi olan mısır ve soya gibi ürünlerde dışa bağımlılığın artmasıyla yapısal bir dönüşüm yaşadı. 2010 yılındaki hayvancılık krizi sonrasında sektöre verilen teşviklerle hayvan varlığı artırılmaya çalışılsa da, girdi maliyetlerindeki döviz bazlı artışlar bu kazanımları her seferinde sekteye uğrattı. Bugün gelinen noktada, 900 TL'lik yem fiyatı sektörün en büyük çıkmazı olarak kaydediliyor.
Uzmanlar, hayvancılığın devamlılığı için sadece nakdi desteklerin yeterli olmayacağını, kaba yem üretiminin yerlileştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Eski Ziraat Odası başkanlarının sıkça dile getirdiği "üreticiyi tarlada tutamazsak, tüketiciyi markette koruyamayız" uyarısı, bugün ahırında ağlayarak hayvanına saman veren vatandaşın gerçeğiyle bir kez daha tescillenmiş oldu. Hayvancılık sektörünün geleceği, yem ve enerji maliyetlerinde yapılacak radikal iyileştirmelere bağlı görünüyor.