Haber Özeti: Türkiye genelinde konut kredisi takibe düşme oranı yüzde 0,17 gibi rekor düşük seviyede kalırken, Bingöl yüzde 0 oranla borcuna en sadık il olarak kayıtlara geçti. 6 Şubat 2026 itibarıyla toplam tüketici kredileri 2 trilyon 998 milyar TL seviyesine ulaşarak tarihi bir eşiği zorluyor.
Konut Kredisinde En Güvenilir İller Hangileri?
Türkiye'nin bankacılık verileri, Anadolu şehirlerinin borç ödeme disiplininde metropollere fark attığını ortaya koyuyor. BDDK ve FinTürk verilerine göre Bingöl, konut kredilerinde yüzde 0 takibe düşme oranıyla listenin en başında yer alarak dikkat çekici bir başarı sergiledi. Bingöl'ü yüzde 0,01 ile Ardahan ve yüzde 0,02 ile Burdur izlerken, bu veriler yerel ekonomideki borç sadakatinin Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğunu kanıtlıyor.
Bankacılık sektöründeki bu tablo, yüksek faiz ortamına rağmen konut kredisi kullanan vatandaşın taksitlerini aksatmadığını gösteriyor. 2025 yılının Aralık ayında yüzde 0,17 olan genel takip oranı, konut kredilerinin bankalar için hala en güvenli limanlardan biri olduğunu teyit ediyor. Özellikle Yalova ve Ağrı gibi illerde de bu oranın yüzde 0,03 seviyesinde kalması, ödeme alışkanlıklarının bölgesel değil, genel bir disiplin içerdiğine işaret ediyor.
Büyükşehirlerde Kredi Karnesi Nasıl Şekillendi?
Kredi hacminin devasa boyutlara ulaştığı mega kentlerde, takip oranları Anadolu'ya kıyasla bir miktar yüksek seyretse de hala risk sınırının oldukça altında kalıyor. İstanbul, 197,40 milyar TL bakiye ile Türkiye'nin en fazla konut kredisi kullanılan şehri konumunda bulunurken, bu devasa stokun sadece yüzde 0,16'sı takibe düştü. Geçen yılın aynı döneminde toplam kredi hacmi 2 trilyon 881 milyar TL seviyesindeyken, 2026'nın ilk 5 haftasında yaşanan 117 milyar TL'lik artış, borçlanma iştahının devam ettiğini gösteriyor.
Ankara ve İzmir'de de benzer bir tablo hakim görünüyor. Başkent Ankara, 91,90 milyar TL'lik konut kredisi bakiyesiyle yüzde 0,11 takip oranına sahipken, İzmir'de bu oran yüzde 0,17 olarak kaydedildi. 2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketinden etkilenen Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman gibi illerde ise oranlar yüzde 0,45 ile 0,60 bandına çıksa da, ülke genelindeki yüzde 1 barajının altında kalması finansal dayanıklılığın bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Vatandaşın Kredi Yükü Ekonomiyi Nasıl Etkiliyor?
Toplam tüketici kredilerinin 3 trilyon TL sınırına dayanması, hanehalkı borçluluğunun nominal olarak arttığını ancak takibe düşme oranlarının düşüklüğü sayesinde sistemik bir risk oluşturmadığını simgeliyor. Konut kredilerinin toplam kredi içindeki payının yüzde 23 olması, vatandaşın önceliğinin barınma ihtiyacını finanse etmek olduğunu gösteriyor. Bu durum, gayrimenkulün hala en güvenli yatırım ve teminat aracı olarak görüldüğünün altını çiziyor.
Ekonomistler, düşük takip oranlarını Türk halkının 'borcuna sadık olma' geleneği ve bankaların sıkı kredi tahsis politikalarıyla açıklıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yetkililerinin geçmiş dönemlerde yaptığı açıklamalarda sıkça vurgulanan "ihtiyatlı bankacılık" prensibi, bugün konut kredilerinde yaşanan yüzde 0,17'lik düşük batık oranının temel mimarı olarak görülüyor. Vatandaş için bu durum, kredi erişiminde sicilin temiz kalması adına hayati bir önem taşıyor.
Bankacılık Sektöründe Kredi Disiplininin Tarihsel Süreci
Türkiye'de konut finansman sisteminin miladı sayılan 2007 tarihli Mortgage yasasından bu yana, konut kredileri takip oranları her zaman diğer bireysel kredi türlerine göre daha düşük seyretmiştir. 2001 krizinden sonra yapılandırılan bankacılık sistemi, risk yönetimini merkeze alarak hanehalkının ödeme kapasitesini daha hassas ölçmeye başlamıştır. Bu tarihsel disiplin, bugün 3 trilyon TL'lik bir yük altında dahi sistemin tıkır tıkır işlemesini sağlıyor.