Haber Özeti: Borsa İstanbul'da 15 Şubat 2026 itibarıyla son bir yıllık veriler, Tera Finansal Yatırımlar ve Tera Yatırım başta olmak üzere finans ve holding sektöründeki hisselerin yüzde 4900'e varan oranlarda değer kazandığını gösteriyor. BIST 100 endeksi 14.180 puan seviyelerine ulaşırken, en çok kazandıran 10 hisse piyasa ortalamasını katlayarak yatırımcısını ihya etti.
En çok para kazandıran hisseler hangileri oldu?
Borsa İstanbul'da son bir yıllık süreçte yatırımcıların yüzünü güldüren listenin zirvesinde Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL) yer alıyor. Şirketin hisseleri yıllık bazda %4920,59 oranında bir artış göstererek ulaşılması güç bir rekora imza attı. Onu takip eden Tera Yatırım Menkul Değerler (TERA) ise %2392,49 değer kazancıyla dikkatleri üzerine çekti. Finansal holdingler ve faktoring şirketlerinin ağırlıkta olduğu bu listede Hedef Holding ve Kiler Holding gibi devler de binli yüzdelere ulaşan getiriler sağladı.
Piyasada 9-13 Şubat haftasının 14.180,69 puandan kapatılması, endeksin son bir yılda %45,00 oranında genel bir büyüme kaydettiğini gösteriyor. Ancak listedeki ilk 10 hissenin performansı, endeks genelindeki bu yükselişin çok daha ötesinde seyretti. Özellikle faktoring ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları, likidite arayışındaki yatırımcının güvenli limanı haline gelerek bu devasa yükselişleri tetikledi. Uzmanlar, bu tarz sert yükselişlerin arkasında genellikle güçlü kar beklentileri ve stratejik büyüme hamlelerinin yattığını belirtiyor.
Geçmiş verilerle kıyaslandığında borsa ne durumdaydı?
2025 yılının Şubat ayına geri döndüğümüzde, BIST 100 endeksinin 9.800 ile 10.000 puan bandında sıkıştığını ve yıllık enflasyonun %39-42 seviyelerinde seyrettiğini görüyorduk. Bugün gelinen noktada endeksin 14 bin puan sınırını aşması, borsanın reel anlamda enflasyona karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu kanıtlıyor. Geçen yıl bu dönemde yabancı yatırımcı ilgisi sınırlı kalırken, 2026 itibarıyla piyasa hacminin 222 milyar TL seviyelerine çıkması piyasadaki derinleşmenin arttığına işaret ediyor.
Özellikle Ford Otosan (FROTO) gibi dev sanayi şirketlerinin 12 aylık periyotta potansiyelini koruması ve finansal holdinglerin bu derece ayrışması, yatırımcı profilinin de değiştiğini gösteriyor. 2025 başlarında daha çok defansif hisseler konuşulurken, 2026 başında risk iştahının finansal iştiraklere ve holding yapılanmalarına kaydığı net bir şekilde rakamlara yansımış durumda. Tera Yatırım'ın kendi paylarındaki yükseliş de kurumsal büyüme verileriyle desteklenen bir tablo çiziyor.
Borsadaki bu yükseliş vatandaşı nasıl etkiliyor?
Küçük yatırımcı için bu veriler, birikimlerin sadece mevduat veya dövizde değil, doğru hisse seçimiyle katlanabileceğini somut bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle Altınkılıç Gıda ve Işıklar Enerji gibi halka arz sonrası performansıyla dikkat çeken şirketler, halkın borsa ile olan bağını güçlendiriyor. Ancak uzmanlar, %4000 üzerindeki getirilerin her zaman sürdürülebilir olmayabileceği konusunda uyarıyor. Vatandaşların bu tarz yükselişleri fırsat olarak görürken aynı zamanda piyasa risklerini de göz önünde bulundurması gerekiyor.
Yıllık %30,65 seviyesindeki mevcut enflasyon ortamında, listedeki 10 hissenin tamamı yatırımcısına reel bir zenginleşme sağladı. Bu durum, hanehalkı tasarruflarının borsa kanalına akmaya devam edeceğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Finansal okuryazarlığın artmasıyla birlikte, sadece büyük sermaye gruplarının değil, küçük tasarruf sahiplerinin de bu kardan pay aldığı bir dönemden geçiyoruz.
Borsa İstanbul'un 2026 vizyonu ve uzman öngörüleri
Borsa İstanbul, tarihsel olarak enflasyonist dönemlerde en önemli değer koruma aracı olma misyonunu 2026 yılında da sürdürüyor. Ata Portföy ve Tera Yatırım gibi kurumların geçmiş analizlerinde öngördüğü 14-15 bin puanlık endeks hedeflerinin bugün gerçekleşiyor olması, piyasadaki teknik analizin gücünü doğruluyor. 2025 başında TCMB'nin faiz indirim döngüsüne girmesiyle başlayan bu yükseliş trendi, bugün finans dışı şirketlerin karlılık artışıyla taçlanıyor.
Ünlü analistler, 2026'nın ikinci yarısında yabancı yatırımcı girişlerinin daha da hızlanabileceğini ve özellikle sanayi devlerinin bu süreçte holdingleri takip edeceğini vurguluyor. Geçmişte Batuhan Özşahin gibi isimlerin belirttiği gibi, sabit getirili araçlardan borsaya geçişin hızlandığı bir konjonktürdeyiz. Bu durum, Türkiye'nin risk priminin (CDS) düşmesiyle birleşince hisse senetleri üzerindeki değerlemelerin daha da yukarı gitmesi için alan yaratıyor.