Haber Özeti: İran'ın olası bir savaş durumunda Hürmüz Boğazı'nı kapatabileceğine dair açıklamaları, küresel enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini zirveye taşıdı. Günlük 20 milyon varilden fazla petrolün geçtiği bu kritik su yolunun tıkanması, başta Asya ekonomileri olmak üzere dünya genelinde yıkıcı bir ekonomik şoka neden olabilir.
Hürmüz Boğazı Neden Kapatılmak İsteniyor?
İran Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Sekreteri Celal Dehgani Firuzabadi tarafından yapılan son açıklamalar, bölgedeki askeri hareketliliğin ekonomik bir silaha dönüşebileceğinin sinyallerini veriyor. Körfez'de artan ABD askeri varlığına karşı Tahran yönetimi, elindeki en güçlü koz olan Hürmüz Boğazı trafiğini durdurma seçeneğini masada tutuyor. Bu strateji, İran savunma doktrininde nükleer caydırıcılığa eş değer bir güç çarpanı olarak kabul ediliyor.
Boğazın en dar noktasının yalnızca 40 kilometre olması, askeri müdahaleyi ve deniz trafiğini felç etmeyi teknik olarak mümkün kılıyor. Ancak bu durum sadece Batılı devletleri değil, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumundaki Çin gibi müttefiklerini de doğrudan etkileyecek bir risk barındırıyor. Küresel ham petrol sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar kanal, enerji dünyasının şah damarı niteliğinde.
Küresel Petrol Fiyatları Bu Durumdan Nasıl Etkilenir?
Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik haberlerinin ardından petrol fiyatlarında yüzde 1'i aşan hızlı bir yükseliş kaydedildi. Geçmiş verilere baktığımızda, bölgedeki benzer kriz dönemlerinde varil fiyatlarının spekülatif baskılarla çok daha sert tepkiler verdiği görülüyor. Vortexa verilerine göre, geçtiğimiz yıl bu rotadan günlük ortalama 20 milyon varil petrol ve kondensat geçişi sağlandı. Bu trafiğin durması, yıllık 600 milyar dolarlık devasa bir enerji ticaretinin bıçak gibi kesilmesi anlamına geliyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, 1980-1988 İran-Irak Savaşı (Tanker Savaşları) döneminde gemi sigorta primleri rekor seviyelere çıkmış ve sevkiyat maliyetleri katlanmıştı. Günümüzde ise küresel ekonominin enerjiye olan bağımlılığı o döneme göre çok daha yüksek seviyede seyrediyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın günlük 6 milyon varillik ihracat kapasitesinin bu boğaza bağımlı olması, olası bir ablukanın küresel enflasyonu tetikleme potansiyelini artırıyor.
Vatandaşın Cebine ve Ekonomiye Yansıması Ne Olur?
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, sadece makroekonomik bir veri değil, vatandaşın günlük hayatında doğrudan zam sağanağı demektir. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, ulaşım maliyetlerinden plastik üretimine kadar binlerce kalem üründe fiyat artışına yol açıyor. EIA verilerine göre, 2024 yılında boğazdan geçen petrolün yüzde 84'ü Asya pazarlarına gitti. Bu durum, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede üretim maliyetlerinin ve enerji faturalarının hızla şişmesi riskini doğuruyor.
Öte yandan, BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkeler alternatif boru hatları inşa ederek bu riski minimize etmeye çalışıyor. Ancak mevcut boru hatlarının toplam kapasitesi, boğazdan geçen devasa miktarın ancak küçük bir kısmını (günlük yaklaşık 2,6 milyon varil) telafi edebilecek düzeyde kalıyor. Dolayısıyla tam bir abluka durumunda alternatif rotaların küresel arz açığını kapatması teknik olarak mümkün görünmüyor.
Hürmüz Boğazı'nın Stratejik Geçmişi ve Uzman Görüşleri
Hürmüz Boğazı, tarihsel olarak İngiltere ve Osmanlı döneminden bu yana stratejik önemini koruyan bir geçit oldu. Modern dönemde ise 1980'lerdeki mayınlama faaliyetleri ve tanker saldırılarıyla dünya gündemine oturdu. İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6'nın eski başkanı Sir Alex Younger, bölgedeki bir kapanmanın "inanılmaz bir ekonomik sorun" yaratacağını belirterek konunun ciddiyetine dikkat çekmişti. Uzmanlar, ABD ve müttefiklerinin askeri yollarla trafiği açabileceğini öngörse de, bu süreçte yaşanacak gecikmeler bile piyasalarda kalıcı hasarlar bırakabilir.
Sonuç olarak, Çin'in İran petrolünün yüzde 90'ını satın alması, Tahran'ın bu kozu kullanırken kendi ekonomik can damarını kesip kesmeyeceği sorusunu doğuruyor. Enerji danışmanı Anas Alhajji'nin de belirttiği gibi, İran'ın öncelikle kendine zarar verecek bir hamleden kaçınması beklense de, bölgedeki askeri tırmanış her an kontrol dışı bir süreci tetikleyebilir.